07/10/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
07.10.2005
Emin ÇÖLAŞAN
Aman gitmeyin...Bir parmak bal!
  
ecolasan@hurriyet.com.tr
 

İKTİDAR milletvekilleri geçtiğimiz pazar ve pazartesi günleri Ankara’nın Kızılcahamam İlçesi’ndeki bir kaplıca otelinde kampa alındı. Harcamalar AKP tarafından karşılandı.

Burada Recep Tayyip Erdoğan, kürsüye çıkıp milletvekillerine hitap etti. Konuşmasının bir bölümü çok ilginçti. İktidar partisinin milletvekillerini olduğu kadar AKP’nin il, ilçe ve belde örgütlerini, örgüt yöneticilerini, parti için çalışanları da yakından ilgilendiriyordu.

Erdoğan şöyle dedi:

‘Yapılacak ilk genel seçimde milletvekillerimiz teşkilat yoklamasından muaf olacaklar. Bu yoklamaya girmeyecekler. Onun için rahat olun. Ama buna karşılık sizler de, kongrelerde birbirinizle kavga etmeyi bırakın.’

Bu sözler ‘çok önemli’ bir mesaj içeriyordu. Her nedense (!) gözlerden kaçtı ve üzerinde durulmadı.

Şimdi bu sözlerin anlamını açık ve net Türkçe’ye çevirelim:

‘Ey milletvekillerim, önümüzdeki seçimde hepinizin listedeki yeri garanti. Yoklamaya girmeyeceksiniz ve dolayısıyla elenmeyeceksiniz. Milletin vekili olma görevinizi bundan sonraki seçimde de sürdüreceksiniz. Rahat olun, bize tepki vermeyin, eleştirmeyin, ses çıkarmayın. Kaderiniz ve geleceğiniz benim elimde. Örgüt yönetimleri sizin önünüzü kesemeyecek.’

***

AKP’nin şu anda Meclis’te 356 milletvekili var. İktidar partisi önümüzdeki seçimde ağzıyla kuş tutsa, bu rakama ulaşamayacağını biliyor.

Bu mucize 3 Kasım 2002 seçiminde bir kez gerçekleşti ve korkunç bir çoğunlukla iktidara gelip tek parti hükümeti kuruldu. Bundan sonra böyle bir mucize olması asla ve kesinlikle söz konusu değil.

AKP milletvekilleri ve parti yönetimi de bu durumun farkında. Partide her görüşten milletvekilleri var.

Ülkücü, şeriatçı, milli görüşçü, liberal, merkez sağ, sosyal demokrat... Orası bir Babil kulesi!

Bunlardan bir bölümü gidişten şikáyetçi. Özel sohbetlerde yakınıyorlar, eleştiriyorlar. Bazıları partiden kopup gitti. Bazıları önümüzdeki haftalarda kopacak.

Türkiye’de bir milletvekilinin iktidar partisinden istifa etmesi zor iştir. Buna karşın, seçimden bu yana AKP’den 13 milletvekili istifa etti.

Azımsanacak bir sayı değildir.

***

Başbakan yukarıdaki sözleriyle milletvekillerine şu mesajı veriyor:

‘İl ve ilçe örgütlerinin size karşı olan olumsuz tavırlarını dikkate almayın. Listeleri ben yapacağım ve sizi yine listeye koyacağım.’

Bu sözlerin anlamı açık:

‘Meclis’te uslu durun, bizim sözümüzden çıkmayın, otomatik oy makinesi olmaya devam edin. Hele partimizden istifa etmeyi falan hiç düşünmeyin.’

Ancak burada önemli iki husus var:

1- Başbakan sözünde durur mu? Ya milletvekillerini seçim gününe kadar kullanır, sularını içip posalarını atarsa kim ne diyecek?

2- Aynı şeyi yaptıktan sonra
(sözünde durur da!) onları listenin seçilmeyecek son sıralarına koyarsa ne olur?

Şimdi çok merak ediyorum: 356 kişiden oluşan bir kitle -yani milletvekili- seçim öncesinde listelere konulursa, bundan daha fazlasının da gelmesi söz konusu olmadığına göre, AKP’nin il ve ilçe örgütleri bu duruma ne diyecek!

Öyle ya, Türkiye’nin dört bir yanında önümüzdeki seçimde milletvekili olmayı bekleyen binlerce partili var. Bunlardan bir bölümü örgütlerde, bir bölümü değil.

Başbakan sözünü tutarsa, bugün milletvekili olanlar dışında herkesin önü kapanmış olacak.

Feci bir durum.

Parti örgütleri bu duruma tepki gösterecek mi?

***

Başbakan sürekli olarak ‘Erken seçim yok, seçim 2007 yılında yapılacak’ diyor.

Bu konuda kendi açısından haklı. Ben de olsam aynı şeyi söylerdim... Çünkü yapılacak erken ya da normal zamanlı seçimde bir daha bu sayıya ulaşması, tek parti hükümeti kurması, belki de hükümette yer alması bile asla mümkün olmayacak. O yüzden, milletvekilleri kaçmasın, hiç değilse seçime kadar elinin altında dursunlar diye, şimdi onlara hem aba altından sopa gösteriyor, hem de ağızlarına bir parmak bal çalıyor.

Bu saltanatı, bu dediğim dedik anlayışını, tek parti iktidarını hazır yakalamışken niye erken bıraksın ki! Götürdüğü yere kadar götürecek, sonra iş bitecek.

Ama nasıl bitecek! Onu da zamanı gelince hep birlikte göreceğiz.


Emin ÇÖLAŞAN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  24 saat düşünmek gerek
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Bekir Coşkun kriterleri
 
    Bekir COŞKUN
  Cami avlusuna terk edildim...
 
    Doğan HIZLAN
  Cem Boyner’in fotoğrafları
 
    Ercan KUMCU
  Geleceğe yönelik riskler
 
    Ferai TINÇ
  Yakın takip yılları başlıyor
 
    Gila BENMAYOR
  Bakü’deki otel konseptini Londra’ya taşıyacak
 
    Kanat ATKAYA
  Belgeden bende bile var isterseniz yollayayım
 
    Yalçın BAYER
  AB müzakerelerinde ‘kentleşme’ unutuldu
 
    Yalçın DOĞAN
  Ulusalcı çıkmaz Oyak eşiğinde
 
    Özdemir İNCE
  Bir balon patlatmak
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  İyi haberden rahatsız olanlar...
 
    Vahap MUNYAR
  234 bin sanayicinin 233 bini AB’ye hazır değil
 
    Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
  Oruç enerji biriktirir
 
    Mehmet Nuri YILMAZ
  Rahmet ayının gölgesinde
 
    Ahmet HAKAN
  Demirel’e küçük bir itiraz
 
    Altan TANRIKULU
  Vicdanınız ne renk
 
    Mehmet Y. YILMAZ
  Davul sesiyle uyanmak!
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com