26/09/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Yazarlar
26.09.2005
Doğan HIZLAN
Bir pazar nostaljisi mi?
  
dhizlan@hurriyet.com.tr
 

TÜRK Müziğinin Ustaları (Masters of Turkish Music) CD’sinin ilkini yurtdışından almıştım. 1900’lerden bugüne beste, ses ve saz dünyamızın büyük ustalarını dinlemek benim için sadece nostalji değil, müzik tarihini öğrenmekti. Sonra aynı dizinin ikinci, üçüncü CD’leri de çıktı.

Güvercin Müzik’in hazırladığı CD’leri dinlerken, her kuşağın aldığı zevk farklı olacak.

Eski kuşaklar bu şarkılarda, özellikle gazellerde geçmişlerini anımsayacak, genç kuşaklar ise müzik tarihimizi uygulamalı bir şekilde öğreneceklerdir.

Kişisel tarihim ile ses tarihim arasında ne çok paralellik vardır. Sıkça yazmışımdır. Türk sanat müziğinin, klásik Batı müziğinin birçok parçası bendeki anılarla, çağrışımlarla örtüşür.

Birinci CD’nin içindeki iki sayfalık bilgide, üç tür müzikten söz ediliyor; Osmanlı saray müziği, Anadolu halk müziği, şehirlerdeki eğlence müziği.

Türk sanat müziği, ilk dönemlerde sadece sarayın içinde yankılanan bir müzikti ama sonradan en azından büyük kentlerde yaşayanların ortak müziği oldu. 1903’ten sonra başlayan plak yapımı Türk müziğinin kaydedilmesini, yayılmasını sağladı.

* * *

ESKİ İstanbul’u, hatta bugünü o sesleri dinlemeden anlamak mümkün değildir. Bir şehrin ses haritasını bilmeden, söyleyeceğiniz her şey, yapacağınız her saptama eksiktir.

Ece Ayhan, Sahibinin Sesi’nden çıkan ince melankoli’yi dizeleştirirken, müzikle yaşam arasındaki duygusal bağlantıya değinmişti.

Sabri Esat Siyavuşgil, Erenköy’de bir köşkten gelen ut sesini şiire getirdiğinde, bir dönemin müzik-insan birlikteliğini anlatmıştı.

Üçüncü CD’deki küçük kitapçıkta, Fikret Karakaya’nın yazdıklarına katılıyorum. Özellikle Mustafa Zeki Çağlarman’ı öne çıkarmalarını isabetli buluyorum.

Hiç kuşkusuz, bu ses hazinemizi dinlerken, Türk müziğinin icraları konusunda onları bugünle karşılaştırmalısınız.

Münir Nurettin Selçuk’un ilk plaklarındaki üslubu ile sonraki icraları arasındaki olumlu farkı hemen hissedeceksiniz.

Konservatuvara Türk müziği eğitiminin girişinin, devlet korolarının kurulmasının, Türk müziğini nasıl belli bir düzeye yükselttiğini her müziksever kabul edecektir.

Sorulacak sorulardan biri, günümüzün kaç ses sanatçısının bu perdeden okuyabileceğidir.

Ben, bu CD’leri dinlerken, taş plaklarım, hálá kütüphanemde duran gramofonlarım, çok kurmaktan kırılan zemberekler yüzünden gittiğim gramofon tamircileri siyah-beyaz bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti.

* * *

TÜRKİYE’DE yaşayan herkesin -hiç kuşkusuz yabancılar dahil- bunları dinlemesini isterim.


Doğan HIZLAN
Tüm yazıları
    Ali Atıf BİR
  Reklam ajansları harakiri yapıyor
 
    Ayşe ARMAN
  Park Zirve
 
    Ercan KUMCU
  IMF kendini sorguluyor
 
    Erdal SAĞLAM
  Özelleştirmede yabancı tedirginliği başladı
 
    Ferai TINÇ
  Bu mektup yanıtsız bırakılmaz
 
    Kanat ATKAYA
  Dilinizi ısırın
 
    Murat BARDAKÇI
  Paşa’ya göre Ermeni sayıları
 
    Nurten ERK
  ‘e-imza’ ile 3 yılda 25 milyon doları yakalarız
 
    İlhan SÖYLER
  Sokağa atılan dolar
 
    Korkut GÖZE
  Takım olamadı
 
    Vedat OKYAR
  Eyvah lig bitti
 
    Vahap MUNYAR
  Narin'den ‘TMSF'de adamlarım var’ oyunu
 
    Yener SÜSOY
  Rüşvetçi memurun cebinde fırıncı çeki
 
    Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
  Ofer, Yüce Divan’da delil de oluyor
 
    Ahmet HAKAN
  Cengiz Çandar’a savunma taktikleri
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com