|
Şermin SARIBAŞ
Dört yıl önce Kırıkkale Üniversitesi rektörlük seçimleri sırasında meydana gelen olaylar, daha çok bir mahalle kavgasını andırıyordu. Kahramanları, üniversitenin o zamanki İktisadi ve İdari İlimler Fakültesi Dekanı Bedriye Saraçoğlu ile Rektör Tahsin Nuri Durlu idi. Kavganın nedeni ise, o dönem ulusal gazetelere de yansıyan, Bedriye Saraçoğlu’nun rektörlüğe aday olmasıyla birlikte ortada dolaşmaya başlayan, ‘Deli Bedriye’nin Marifetleri’ başlıklı bir mektuptu.
Kim tarafından yazıldığı ve kimin dağıttığı bilinmeyen mektupta şöyle deniyordu örneğin: ‘Misafirhanede yattığı gecenin sabahında yatağı neden kan gölüne döndü? Temizlikçiler kime neler anlattı? Bir daha oraya neden gidemedi? Makam odasında hangi şeriatçı profesörle uygunsuz vaziyette yakalandı? Fransa’da hangi hastalığı kaptı? Nerede tedavi gördü? Bu hastalık evlenmesini nasıl engelledi? Otomobiline aldığı otostopçu gence hangi çirkin teklifte bulundu? Genç hayır deyince onu yolda nasıl attı?’
Prof. Bedriye Saraçoğlu, bu ‘ilginç’ mektubu Rektör Tahsin Nuri Durlu’nun yazıp dağıttığını iddia ederek tazminat davası açtı. Fakat Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesi, yeterli kanıt olmadığı gerekçesiyle davayı reddetti. Saraçoğlu bu karara itiraz etti. Ve son karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nden 21 Eylül 2004 günü geldi: ‘Mektubun rektör Tahsin Nuri Durlu tarafından dağıtıldığı anlaşılmaktadır, mahkeme kişilik haklarına saldırı konusunu incelemelidir.’
Bundan sonra, Yargıtay’a itiraz hakkını kullanan ve kararın düzeltilmesini isteyen kişi bu kez rektör Tahsin Nuri Durlu oldu. Fakat Yargıtay, geçtiğimiz hafta hükmünde kararlı olduğunu bir kez daha tekrarladı ve rektörün talebini reddetti. Yargıtay’ın bu kararıyla mektubun rektör Tahsin Nuri Durlu tarafından yazıldığı ve dağıtıldığı hukuken kesinleşmiş oldu. Artık yerel mahkemeye düşen iş, sadece bu mektupta Prof. Saracoğlu’nun kişilik haklarına saldırı olup olmadığını belirlemek ve varılacak sonuca göre karar vermekten ibaret. İşte ‘Deli Bedriye’ mektubunun baştan sona hikayesi...
2001’de patlak veren olayın başlangıcı Bedriye Saraçoğlu’nun profesör olduğu 1998 yılına dayanıyor. Kırıkkale Üniversitesi, İktisadi İdari İlimler Fakültesi’ne dekan aramaktadır ve iş teklifi, Saraçoğlu’nun tabiriyle, kendisine türlü çileler çektirecek Rektör Tahsin Nuri Durlu tarafından yapılır. Saraçoğlu o günleri şöyle anlatıyor: ‘Kabul etmekle hayatımın hatasını yaptığımın henüz farkında değildim. Madem bana ihtiyaçları var. Burayı modernleştireyim, konferanslar, kongreler yapayım diye çok uğraştım. Bunların göze batacağını nereden bilebilirdim.’
Saraçoğlu, üniversitede faal bir dekandır. İddiaya göre, kendisine rektörlük yarışında rakip istemeyen Rektör Tahsin Nuri Durlu, Saraçoğlu’nun karşısına türlü zorluklar çıkarır. Halbuki Saraçoğlu’nun rektör olmak aklının ucundan bile geçmemektedir. Buna rağmen, daha sonra niçin rektörlüğe adaylığını koyduğunu ise şöyle açıklar: ‘Beni yıldırmak için maaş indirim cezaları verdiği yetmiyormuş gibi, bir de bozuk sicil verdi. Bunları düzeltmek için mahkemelere gidip geldim. Hepsi bir tarafa, ‘Burayı sana yedirmem, senin ağzına ..., defol git buradan’ diye küfür etti. Şoke oldum. Hiç aklımda bile değilken, adaylığımı açıkladım.’
YAZMAMI REKTÖR İSTEDİ
Tam bu sıralarda Kırıkkale’de yayınlanan Anadolu’nun Birikimi Bayrak adlı yerel bir gazetede, ‘Marifetli Bedriye’ başlığıyla Bedriye Saraçoğlu’nu karalayıcı haberler yayınlanmaya başlar. Günler süren yayınlar bir karalama kampanyasına dönüşür. İddialar arasında, ‘İşe gelmeden para alıyor, rektörlüğü kazanmak için cumhurbaşkanının akrabası olduğunu söylüyor’ türünden yazılar vardır.
Bedriye Saraçoğlu, gazetenin sahibi Mustafa Sadıç’ı mahkemeye verir. Bunun üzerine Sadıç, bir özür mektubu gönderir, iddiaları yazması için rektör Tahsin Durlu’nun bizzat ricacı olduğunu söyler. Sadıç, bu sözleri mahkemede de tekrarlar. Bu ifadeyle Bedriye Saraçoğlu, yerel gazete aleyhine açtığı davayı kazanır.
Rektör Tahsin Durlu’nun Bedriye Saraçoğlu hakkındaki türlü soruşturmaları ile ilgili en ilginç beyanatlardan biri de Gazi Üniversitesi İktisat Profesörü Mustafa Altıntaş’a aittir: ‘Rektör Tahsin Durlu, bana Bedriye Saraçoğlu istifa etsin, hakkındaki bütün soruşturmaları geri alayım dedi.’ Altınbaş’ın bu ifadesi mahkeme tutanaklarına da geçer.
MEKTUP HABERİ
Peki, meşhur ‘Deli Bedriye’nin Marifetleri’ mektubu ne zaman ortaya çıkar? ‘Rektörün bana verdiği maaş kesim cezası ile ilgili mahkemeye başvurmuştum. Mahkeme beni haklı buldu ve kararı iptal etti. Asistanlarımı odama çağırıp kutlamak için yemek ısmarlamıştım. Tam bu sırada Ankara Gazi Üniversitesi’nden bir arkadaşım arayıp, ‘Bedoş, burada çok kötü bir mektup dolaşıyor, derhal istifa et gel’ dedi. Meğer o mektup Kırıkkale’de de dolaşıyormuş ama kimse bana söyleyemediği için haberim olmamış. Sonra bu mektup gazetelere de yansıdı. Sonra da mahkeme süreci başladı zaten.’
Bu kavgalara sebep olan rektörlük yarışında Bedriye Saraçoğlu, Tahsin Durlu’nun ardından ikinci olunca istifa eder. Sadece üniversiteyi değil, kenti de terk eder. Ankara’da Gazi Üniversitesi’ne geçer ve Ekonometri Bölüm Başkanı olur.
Artık Kırıkkale’den kurtulmuştur ama kızgınlığını üzerinden atamamıştır: ‘Demokratik hakkımı kullanıp rektör adayı olduğum için bir yüksek öğrenim kurumunda bunları yaşadığıma, saçma sapan iddialar yüzünden temize çıkmak için mahkemelerde harcadığım zamana, bütün bunlarla uğraşırken kitap yazamadığıma, Rektör Bey’e ve onları koruyanlara kızgınım. Ama en çok, Rektör şahsi defterime el koymuştu, o defteri vermediğine kızgınım.’
KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. TAHSİN DURLU
Yargıtay karar vermiş ama hukuki süreç bitmedi
İmzasız mektupla benim hiç alakam yoktu. Bedriye Hanım, beni suçladı diye ona dava açtım ve yerel mahkemede kazandım. Sonra Yargıtay süreci başladı. Gösterdiği şahitlerden biri, kamu personeli seçme sınavına yerine başkasını soktuğu için görevden alınan Okşan Başoğlu, diğeri de almadığı bir malı almış gibi gösteren ve devleti zarara uğratan ve halen kimya bölümünde hoca olan Mustafa Özcimder’di. Yargıtay, mektubu benim yazdığıma karar vermiş. Hukuki süreç henüz bitmedi. Ben bu konuda mağdur edildim. Eğer yerel mahkeme bu mektubu benim yazdığıma karar verirse, 15 dakika içinde istifa edeceğim.
GÖRÜŞLER
OKŞAN BAŞOĞLU (Öğretim Üyesi): 2001’de Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu Müdürlüğü’nü yapıyordum. Sınav yapıldı, kazananlar belirlendi. Rektör Bey, istediği kişilerden bir liste hazırlayıp imzalamamı istedi. Reddedince hakkımda soruşturmalar açtı, haksız cezalar verdi. Gitsin mahkemede uğraşsın, diye düşünüyor. Davaları kazanıyoruz ama Kırıkkale Adliyesi, üniversite personelinin rektör kararlarına karşı açtığı davalarla dolu. Rektör hakkındaki beş suç duyurum, YÖK’ten soruşturma izni bekliyor.
PROF. DR. TAHİR HATİPOĞLU (Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı): Rektör hakkında farklı öğretim üyelerimizden gelen şikayetlerin haddi hesabı yok. Bunları YÖK’e bildirdik ama hiçbir şey yapılmadı. Bu rektör, üniversitede terör estiriyor. Kendisine uymayan, kendisi gibi düşünmeyen öğretim üyelerini ya işten atıyor ya da disiplin cezaları veriyor. Rektör istifa etmeli. Yapmazsa YÖK derhal açığa alıp hakkında soruşturma açmalı. |