04/09/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Pazar
04.09.2005
Hadi ULUENGİN
Keratalar ve haspalar
  
huluengin@hurriyet.com.tr
 

YAVAŞTAN yavaşa eylül geldi ya, artık okulların açılması da eli kulağında sayılır.

Hadi bakalım, Allah şimdiden bütün çocuklara zihin açıklığı versin.

Fakat tabii, bilhassa anne babaların kesesine bin bereket versin.

*

ÖYLE, çünkü nafakasından keserek evlatlarını koleje yollayanların taksit gailesi bir yana, özel yahut kamusal, okulların açılması demek ebeveynler için masraf kapısı demek...

Hem de ne masraf! Haniyse Karun serveti gerekiyor.

Kitap, defter gibi zorunlularını geçtim, esas olarak bir de ‘giyim faslı’ var!

Eh, yumurcaklar yukarıdan aşağıya şıkıdım donanıp, sınıfa öyle adım atacaklar.

Aksi takdirde, alimallah canımıza okurlar. Dünyayı başımıza geçirirler.

Bir örnek önlük veya üniforma da yukarıdaki gerçeği değiştirmiyor.

Ne yapıp yapıp, onların altından ve üstünden ‘moda’larını dışavurmasını biliyorlar.

Zaten, ‘şimdiki çocuklar harika’ deyimi de artık hiçbir anlam taşımıyor.

‘Harikalık’ ne kelime efendim, ‘şimdiki çocuklar manken’!

*

EVET evet, abartmıyorum, kızlı-erkekli, büyüklü-küçüklü, mektepli-liseli, şimdiki veletlerin her biri manken edasıyla geziniyor. Resmen endam sergiliyorlar.

Ufacık kerata saçını jölelemiş de, sırtındaki tişörtün alameti farikasını teşhir edecek.

Minicik haspa ‘kup’unu (!) ayarlamış da, eteğindeki plinin havasıyla dolanacak...

Sevsinler ki sevsinler, hepsini teker teker podyuma yerleştir; milyon vatlık spotları yak; kameranın objektifini nete ayarla ve ‘reyting’ zamanı gösterilecek reklam filmini çek!

Ah ah, şimdiki çocuklar sanki analarının karnından ‘sinye’ spor ayakkabı ya da ‘marka’ sırt çantasıyla dışarı fırlamışlar gibi, özellikle okulların açılış vakti geldi miydi, televizyonda gördükleri; radyoda işittikleri; dergide seçtikleri ve bilhassa ve bilhassa da, ait olmak istedikleri sosyal ‘alt grubun’ simgelerini talep ediyorlar.

‘Tüketim toplumu’nun daniskası ve ‘işte zavallıcıkların beyni böyle yıkanıyor’.

Pekii, ben de öyle miydim?

*

YUKARIDAKİ soruyu sormak ihtiyacını ilk defa yirmi küsur yıl önce, kızım beş-altı yaşlarındayken hissetmiştim.

O sıra çalıştığım gazete beni Londra’daki toplantıya göndermişti ve harcırahtan falan kesip, Majesteleri başkentindeki çok ünlü ve çok pahalı bir çocuk giyim mağazasından kerimem hanımefendiye tam küçük İngiliz leydi usulü bir elbise almıştım.

Şık mı şık ve asil mi asil ki, sanki mürebbiyesiyle piyano dersine gidecek...

Ve tabii bekliyorum, hediyeyi açtığında müthiş sevinerek hemencecik giyinecek.

Ne gezer!

İki gözü iki çeşme ağlayarak, ‘Ben bunu giymem, çok demode’ diye tutturmaz mı!

Neee, ‘çok demode mi’? Üstüme iyilik, sağlık!

Ayol bastı bacak aşufte, boyuna bakmadan sen modayı, demodeyi dereden biliyorsun?

Büyük Britanya estetiklerini ne hakla tu kaka ediyorsun?

Ama giymedi. Katır inadı tuttu ve Nuh deyip peygamber demeyerek, sırtına geçirmedi.

Tabii Peder Bey’in boynu kıldan ince, o sene hangi halt ‘moda’ysa hanımefendi hazretlerine ondan düzdü ve okul başladığında da sınıfın önüne söz konusu kıyafetle bıraktı.

Sonra da aynı Peder Bey, yukarıdaki ‘Ben de öyle miydim’ sorusunu ilk kez sordu.

*

ÖYLEYDİM! İnkár edersem çarpılırım.

Şüphesiz, ‘moda azmi’m nispeten daha sonraki yaşlarda başlamıştı.

Üstelik, son tahlilde bir ‘orta halli mazbut aile çocuğu’ olduğumdan, hayale erişebilmek maddeten çok daha zorluk arz etmişti.

Fakat bunlar özü değiştirmez.

Çünkü, ben değil miydim ki önceleri ‘havai moda’ya başladığımda, James Bond filmlerinin gocuğuna sahip olabilmek; Tophane pazarlarının ‘Levis’ blucinini alabilmek; ilk ‘Vakko’ vitrinlerin kepini giyebilmek; sonraları ‘solcu moda’ya kaydığımda ise parkanın İngilizini, postalın ‘Roosevelt’ini, kazağın balıkçısını giyebilmek için yanıp tutuşan?

Gerçekleşsin veya gerçekleşmesin, bu, yukarıdaki olgulardan farklılık arz etmiyordu.

Burada da çocuğun bir sosyal ‘alt grubun’ simgelerini edinmek dürtüsü yatıyordu.

Ve, kalıbımı basarım ki, hangi yaşta olursanız olun; hangi cinsiyeti taşırsanız taşıyın; hangi gelir grubuna dahil bulunursanız bulunun; hangi kökenden inerseniz inin, siz bu yazıyı okuyan anne ve babalar da aynen öyleydiniz!

O halde?

*

O halde’si şu ki, başta látife kabilinden söylediklerim hiçbir kıymeti harbiye ifade etmiyor. Ciddiye almaya kalkışmayın. Çöpe atın.

Varsın, ‘şimdiki çocuklar manken’ olsun! Ne mutlu bizlere! O bizler ki zaten onlar için varız ve yoksa da, yoktan var etmekle yükümlüyüz.

Hadi küçük keratalar, saçınızı jöleleyin ve bizlerden ‘sinye’ spor ayakkabı talep edin.

Hadi küçük haspalar, ‘kup’unuzla hava atın ve bizlerden ‘marka’ sırt çantası isteyin. Ve hadi, Allah hepinize zihin açıklığı versin, eli kulağındadır, işte okullar açılıyor.


Hadi ULUENGİN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Pazar eğlencesi...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Yaralı defterin intikam saati
 
    Ali Atıf BİR
  ‘Kürt sorunu’ Erdoğan’a form kaybettirdi
 
    Bekir COŞKUN
  İhanet...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Türkiye, Irak’a müdahale etmek zorunda!
 
    Doğan HIZLAN
  Havaalanına sanatçı adı
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Abdülhamit kadar olamayanlar
 
    Enis BERBEROĞLU
  Evli kadına boşanma öncesi 5 mali tavsiye
 
    Ercan KUMCU
  İktisat eğitimi üzerine düşünceler (5)
 
    Erkan ÇELEBİ
  Cep telefonları artık sivrisinek de kovuyor
 
    Ferai TINÇ
  Kuzey Kıbrıs orada kimse var mı?
 
    Murat BARDAKÇI
  Maganda kurşununu Abdülmecid de Abdülhamid de önleyememişti
 
    Pakize SUDA
  Bizler merdaneli makineydik
 
    Yalçın BAYER
  Türkiye her gün kötüye gidiyor
 
    Özdemir İNCE
  Palavranın palavrasının palavrası
 
    Esat YILMAER
  Dev adımlar
 
    Vahap MUNYAR
  Babamın mezarına gider sürekli hesap veririz
 
    Erman TOROĞLU
  Biri yapar biri bozar
 
    Togay BAYATLI
  İşimiz Mucizeye kaldı
 
    Can BARTU
  Hatalar
 
    Şükrü KIZILOT
  Hiçbir iyilik cezasız kalmaz
 
    Ahmet HAKAN
  Hizb-ut Tahrir şaklabanlığı
 
    Altan TANRIKULU
  Şişman kadın
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com