02/09/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cuma
02.09.2005
Bünyamin SÜRMELİ
Karadeniz’de yine sel tehlikesi
  
bunyamins@cnnturk.com.tr
 

Sıcaklıklar azalıyor, sağanak yağışlar bekleniyor. Özellikle Karadeniz’de cuma, cumartesi ve pazar günü sel tehlikesi var.

Bölgenin doğusunda toprak yapısı maalesef heyelana da çok elverişli. Bu nedenle dikkat diyoruz. Yurdun büyük kısmındaki sıcaklık düşüşü 3-4 gün sonra toparlanabilecek.

Eylüle girişimizle beraber sonbahar yüzünü bir gösterip çekmeye hazırlanıyor. Sıcaklıklar azalıyor, sağanak yağışlar bekleniyor. Tehlike söz konusu. Düşmesi beklenen hava ısısı deniz suyu sıcaklığının altına inecek ki, bu durum deniz üzerinde aşırı buharlaşmaya yol açabilir, aşırı buharlaşma da aşırı yağışa. Özellikle Karadeniz’de cuma, cumartesi ve pazar günü sel tehlikesi var. Bölgenin doğusunda toprak yapısı maalesef heyelana da çok elverişli. Bu nedenle dikkat diyoruz, önleminizi her ihtimale karşı alın. Yurdun büyük kısmındaki sıcaklık düşüşü 3-4 gün sonra toparlanabilecek.

*

Tayfun-tornado (hortum)- siklon; bunlar doğu kıyıları okyanusa açık ülkelerin baş belası meteorolojik olaylar. Katherina tayfunu Amerika Birleşik Devletleri’nin güneydoğusundan girdi, ülkenin kuzeyine doğru son buldu. Geride, şu an itibariyle tahmin edilen 10-25 milyar dolar arasında maddi hasar ve 100’ün üzerinde ölü bıraktı. Türkiye’de, bu tür meteorolojik olaylar için özel adlar kullanmadığımız, her sert rüzgara fırtına ve kasırga dediğimiz için, ne zaman bu tür bir tayfun dünyanın bir köşesinde oluşsa klasik soru ortaya çıkıyor, ‘Bu kasırga bize doğru gelir mi? Böyle bir fırtına bizim ülkemizde de oluşur mu?’ Her sert esen rüzgara fırtına demezsek, ya da Türkiye ve dünyadaki her meteorolojik olayın gerçek adını kullanırsak bu tür kaygılar içerisine girmeyiz. Her sert rüzgar aynı değildir. Bizdeki fırtınalar ile ABD’nin güney- doğu kıyılarını vuran tayfun, elma-armut gibi birbirinden tamamen farklı meteorolojik olaylar. Oluşumları, coğrafyaları, hareket yönleri, sistemin kendi içindeki rüzgar yönleri, güçleri, ulaştığı hızları, tahribatları birbirinden tamamen farklı. Bizde de ufak çaplı hortumlar oluşuyor ancak, Amerika’daki gibi güçlü değil ve sistemateği farklı, yani yine aynı şeyler değil. Türkiye’de böyle bir tayfun nasıl oluşur? Uzun zaman geçmesi lazım, kıtalar yer değiştirir ve bizim yaşadığımız ülkenin doğu kıyıları okyanusa açık olursa olur :)

Bakın bu hortum ve tayfunlar nasıl oluşuyor ve gücünü nereden alıyor? (Geçtiğimiz haftalardan birinde kısaca bahsetmiştim.) Yaz aylarında okyanusun yüzey sıcaklığı normallerine göre bir miktar yükselir ve buna bağlı olarak buharlaşma artar. Gözünüzde bir huni canlandırın, bu huni dar alanda çok büyük değerlerde basınç düşüşü ile oluşuyor. Nemli hava bu huninin helezon şeklinde dönüşü ile oluşan vakum ile iç duvarlarından sarmal çizerek yukarı, bulutun içine taşınır. Tabii su buharı, yukarı doğru taşınırken sıcaklık düşüşünden dolayı yoğuşmaya, Kümülüninbus bulutunun iç duvarlarını oluşturmaya başlar. Bu hareket ile hem Kümülüninbus bulutu büyür, hem de su buharının yoğuşmasından dolayı gizli ısı açığa çıkar (nasıl çaydanlıktaki suyunuzun buharlaşması için ocaktan ısı alması gerekirse, su buharı da soğuk hava ile karşılaşıp suya dönüşürken ortaya ısı yayar). Açığa çıkan gizli ısı kasırganın ana enerji kaynağıdır. Bu nedenle sistemin büyüklüğü ve gücü, okyanus üzerinde bulunduğu müddetçe artmaya devam eder. Siklon, hortum ya da tayfunun karalar üzerinde bu denli yıkıcı olmasının nedeni de bu zaten, karaya ulaşana kadar gücünü artırıyor, yani sistem karaya en kuvvetli haliyle vuruyor. Tayfun karaya ulaştığı anda artık altında okyanus değil kara olduğu için, sistemi besleyecek su buharı kaynağı ortadan kalkıyor. Ortalığı yıka-devire enerjisini tüketiyor, sistem son buluyor.


Bünyamin SÜRMELİ
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Medreseleştirmek...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Özür mü, teşekkür mü
 
    Bekir COŞKUN
  Şaşı bir gümrükçü lazım...
 
    Doğan HIZLAN
  Sait Faik Abasıyanık Müzesi onarımı başlıyor
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  İslamcı holdingler gerçeği
 
    Ercan KUMCU
  Küresel kaygılar (5)
 
    Ferai TINÇ
  Önce avukatlar sokağa iniyor
 
    Gila BENMAYOR
  Müslüman ‘business’in başkenti Konya
 
    Kanat ATKAYA
  Hürriyet silah raporu
 
    Yalçın BAYER
  Didim’den dünyaya barış çağrısı
 
    Yalçın DOĞAN
  Bakan Pepe’nin gözünden Gelibolu
 
    Özdemir İNCE
  Harbi konuşmak
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Vahap MUNYAR
  324.6 milyon dolar harcadık hiç de mahcup değiliz
 
    Togay BAYATLI
  Danimarka kilit maçımız
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif DEMİRCİ
 
    Mehmet Nuri YILMAZ
  Dünya-ahiret dengesi
 
    Ahmet HAKAN
  Fethullah Hoca uçmaz İhsan Kalkavan uçurur
 
    Altan TANRIKULU
  Hem ruhsuz hem güçsüz
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com