29/08/2005 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Seyahat
29.08.2005
Müdavimleriyle var olan doğa sporları cenneti
 

Reyan TUVİ

Devlet memurlarının Kaş’a sürgüne gönderildiği, ‘’mahrumiyet zammı’’ aldığı ya da gitmemek için görevlerinden istifa ettiği eski zamanlar bir yana, bugüne dek Kaş’ta yaşayabilmek için kimbilir kaç kişi gemilerini yaktı. Antalya’dan gelirken, Kaş’a birkaç kilometre kala karşınıza çıkan Kaş Panoraması tabelasının, ‘’Aşk Panoraması’’ olarak değiştirilmiş olması şaşırtıcı değildir.

Son yıllarda hızla büyüyen ve gelişen bir turizm beldesi olarak genel bir hayal kırıklığı yaratmış olsa da Kaş’ın ruhunu, buraya ideallerinin peşinden gidenler ve ‘’bir lokma, bir hırka’’yı göze alanlar belirler.

Kaş, bir sevda işidir ve hızla kaybettiğimiz naifliğin kalıntılarına hálá burada rastlamak mümkündür. Buraya gerçekten gönül vermiş birkaç kişi tanımak, bunun farkına varmak için yeterlidir.

Gazeteci İsmail Sadık’ın ‘’Çile Yılları’’ adlı kitabında anlatıldığına göre, Kaş’a bundan yaklaşık bir asır önce, ‘’ölüsü kandilli memleket’’ denirmiş. Çukurbağ yolu üzerindeki eski mezarlığa, geceleri sırtlanlar, çakallar iner, ölüleri mezarlarından çıkarır, parçalayıp yerlermiş. Buna çare olarak da yeni mezarların başında 40 gece fener yakılırmış.

Kaş, bir zamanlar, coğrafi açıdan böylesine tecrit bir konumdaydı. Suyu, yolu, elektriği, geçimi sıkıntıydı. Çileli yıllar geride kalırken, Kaş artık Akdeniz’de rastlamaya alıştığımız örneklerde olduğu gibi, özellikle yabancıların göz diktiği ve kimilerine rant kapısı olan bir yer haline geldi. Denizden Kaş’a bakarken ya da Gökseki’de dolaşırken, bunu görmek zor değil.

LİSTENİN BAŞINDA DALIŞ VAR

Kaş, bir tatil beldesi olarak, her zaman farklı bir kimlikle öne çıkmıştır. Bir kere müdavimleriyle var olan bir yerdir. Birçoklarının buraya olan sadakatinin nedeni, ne plajları ne de gece hayatıdır. Kaş’a gelenlerin çoğu doğa sporlarının en az birini denemek için buradadır. Kaş’ın en can alıcı özelliği, Akdeniz kıyılarında sualtı görüşünün en net olduğu dalış noktalarından biri olması. Ayrıca sualtı yaşamındaki ve coğrafyasındaki çeşitlilik, dalış noktalarının fazlalığı ve Kaş’a yakınlığı, burasının bir dalış merkezi olarak ünlenmesini hızlandırdı.

Dalış listenin başındadır belki ama, tandem paraşütle uçmak, Likya Yolu’nda trekking yapmak ya da deniz kanolarıyla ekspedisyona çıkmak da buraya gelenlerin en çok aklını çelenler arasında yer alıyor. Özellikle tandem, yükseklik korkusu olanların bile kendini 1200 metreden atmaktan alıkoyamadığı bir spor. Öyle ki limanda durduğunuzda, adeta kafanıza art arda paraşütler yağar.

Doğasının sunduklarına karşılık, Kaş’ın merkezi son yıllarda sevimli Akdeniz kasabası kimliğinden bir şeyler yitirdi. Merkezdeki bazı sokaklarda zevksiz yapılaşmanın önüne geçilemedi. Uzun Çarşı şıklaştı. Değişmeyen bir şey varsa, o da esnafın turiste karşı her zaman kibar davranması. Kaş’ın, 03:00’e kadar süren gece hayatında, gürültü kirliliğine katkısı olanlar bulunduğu gibi, iyi müzik yapan, Kaş’a yakışır küçük sokak barları hálá var. Çoğunu kadınların işlettiği kafeler, 10 küsur yıldır ayakta. Manzaralı ya da bahçe içinde, keyifli mekanlar ve kaliteli yemek bulmak zor değil. Ve tabii, antik tiyatrodan günbatımını seyretmek ya da limon kokuları arasında, liman manzarasına karşı şarap içmek de Kaş’tan izler bırakıyor.

CİVARDA KEŞFEDİLECEK ÇOK ŞEY VAR

Kekova Adası Kaş’tan yapılan ve kaçırılmaması gereken günübirlik bir gezi. En pratik yol, Kaş’a 38 kilometre mesafedeki Üçağız’a gitmek ve Kaleköy’e bir tekne (10 dakika) almak. Bir başka seçenek de Kaş’ın 46 kilometre doğusundaki Çayağzı (Andriake) iskelesi. Kaleköy, buradan tekneyle yarım saat sürer ve daha pahalıdır. Demre’de Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolas’ın kilisesini ve piskoposluk yaptığı Myra’yı gezebilirsiniz.

Kekova, güneyde görebileceğiniz en muhteşem konumdaki kalıntılara sahip. Kayalıklarla dolu kıyılar boyunca, her adımda Likya yerleşimlerinden izlere rastlanıyor. 1990’lardan beri, bölgeye gerek karayolundan gerekse yürüyerek ulaşmak geçmişe göre çok daha kolay.

Kaleköy’ün antik adı Simena. Bölge, bir adacıklar topluluğu. Tepelerde ve suyun içinde lahitler var. Ortaçağ kalesinin tam karşısında, bölgeye adını veren Kekova Adası uzanıyor. Adanın, kalenin baktığı yüzündeki, Batık Kent’te, suyun altında, sokak ve binaların kalıntıları, dışında da merdivenler belirgin. Burada yüzmek ve dalmak yasak. Yaklaşık 2 bin yıl önce, bir deprem ya da bir çökme sonucu Akdeniz kıyılarının bu kısmının sulara gömüldüğüne inanılıyor.

Batıda Bizans devrine ait bir manastırın kalıntılarının bulunduğu Tersane Koyu var. Ayrıca klasik turların dışında, Likya Yolu üzerinde bulunan ve Kaş’tan yürüyerek varılabilen, Kyaenai, Apollonia ve Aperlai gibi ihmal edilmiş bazı kalıntılar, turistik olanın dışına çıkmak ve trekking yapmak isteyenler için keşfedilmesi keyifli yerler. Aperlai’ye gitmek için Üçağız’dan yaklaşık 20 dakikalık bir tekne (Ankh Pansiyon’dan Tayfun, 0242 874 21 71) yolculuğu yapmak, Sıcak Yarımadası’nda bulunan Sıcak İskelesi’nden de yarım saat Likya Yolu üzerinde yürümek gerekiyor. Aperlai’nin kalıntıları ve koyun ıssızlığı etkileyici ancak ne yazık ki teknelerin çöpleri koyu mahvetmiş. Dönüşünüzde, güleryüzlü aile işletmesi Yörük Ramazan’ın Yeri’nde (0242 834 00 52, 0544 506 85 59) dinlenin; lezzetli yemekleri var. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com