|
Belki siz de örneğin yunuslarla, özürlü çocukların tedavi edildiğini duymuşsunuzdur. Yunus terapisi olarak adlandırılan bu tedavi yöntemi sayesinde çocuklarda tıbbi yöntemlerle elde edilemeyen olumlu değişimler yaşanabiliyor. Fakat ‘sıradan’ hayvanlar da hastalara yardımcı olabiliyor.
Yunus terapisi, Amerikalı davranış bilimcisi Dr.David E.Nathanson tarafından geliştirildi. Nathanson, Dolphin-Human-Therapy (Yunus-İnsan Terapisi) programını yönetiyor. Yunus terapisi Amerika dışında İsrail’de de uygulanmakta.
Çocuklar bir terapist ve en az bir yunusla yüzüyorlar. Yunuslar, çocuklara karşı çok duyarlılar ve onlara çok dikkatli bir şekilde oynayarak yaklaşıyorlar. Çocuklar bu nedenle bu büyük deniz canlılarından korkmuyor ve yunuslarla oynayarak yeniden çevreyle ilişki kurmaya öğreniyorlar.
Fakat kedi ve köpekler de iyi birer terapisttir. Bu özellikle de psişik hastalıklar için geçerli olsa da kalp enfarktüsü yaşayan, bedensel engelli ve inmeli hastalar da bu hayvanlardan yarar görebiliyorlar. Bugüne kadar yapılan birçok araştırma, kedi ve köpek gibi hayvanlarla bir arada yaşamının zihin ve beden sağlığı üzerinde olumlu etki yaptığı şeklinde sonuçlanmıştır.
Bedensel özürlü insanlar kedi ve köpek sayesinde bedenlerini kullanma yetisi kazanmanın dışında kendilerini daha mutlu hissediyor ve güven kazanıyorlar. Hayvanlarla temas çocuklar ve yetişkinler üzerinde sakinleştirici ve rahatlatıcı bir etki yapıyor.
Bilim adamları kedinin keyiften çıkardığı hırıltı sesinin kronik ağrıları hafifletebileceğini bile saptadılar. Kedi, köpek ve yunus gibi büyük hayvanlar dışında minik hayvanların da tedavi edici özellikleri vardır. Mesela Almanya’daki Dresden Kliniği’nde doktorlar yaraları sinek kurtçuklarıyla tedavi ediyorlar.
Sülüklerin tedavide kullanıldığını herhalde biliyorsunuzdur. Sülük terapisi eski Romalılardan beri uygulanmakta. Sülüklerle günümüzde, yüksek kan basıncı, varis ve venöz tromboz (damarlarda kanın pıhtılaşması) tedavi edilmekte. Sülükler kanın pıhtılaşmasını engelleyerek kanı sulandırırlar.
Sülük on ila 40 dakika sonra karnı kanla dolmuş bir şekilde kendiliğinden düşer. Tedavi sırasında sülük cildin üzerinde kapatılan bir kabın içine konur. Burada yapışarak, ısırdığı yerden hirudin ve eglin maddelerini aktarır hastanın bedenine. Pıhtılaşmayı önleyen ve kanı sulandıran bu iki maddedir. |