|
Gülden AYDIN / Hürriyet Pazar
Gürcistan uyruklu Stela ve sevgilisi yolda at arabasıyla gelen 2 kişinin saldırısına uğradı. Sevgilisi öldürülen Stela atın eşgalini verdi, polis olayı 10 saatte çözdü.
Konya-Aksaray yolunun altıncı kilometresi. Hipodrom inşaatının yanında uzanan boş araziler. 29 Temmuz Cuma gecesi. Gürcistan uyruklu Stela Sarkisian (24), bir yandan ağlıyor, bir yandan ‘imdat’ diye bağırıyor. Issızlığın ortasında, birbirinden epeyce uzakta yüzü koyun yatan kanlar içindeki iki erkeği sürükleyerek ‘81 AR 359’ plakalı kırmızı otomobilin ön ve arka koltuğuna yatırıyor. Kontağı bir türlü çalıştıramıyor elinin titremesi yüzünden. Ter içinde. Yola koyulduğunda, yaya hızında kullandığı otomobil acemiliğinden sık sık stop ediyor. Nihayet Konya Başkent Hastanesi’nin acil servisine vardığında Mehmet Alkan (32) yoğun bakım ünitesine kaldırılıyor. Niyazi Bedir’in (32) öldüğü anlaşılıyor. Hemen hastaneye gelen Konya Emniyet Müdürlüğü Cinayet Bürosu ekiplerine sadece iki ipucu verebiliyor Stela. Katillerin kullandığı at arabasının tarifi ve atın eşkali. ‘Adamları görsem de tanımam’ diyor. Bu iki ipucunu takip eden polisin olayı çözmesi 10 saat, zanlıları yakalaması ise sadece 48 saat sürüyor.
Cinayet Bürosu görevlileri, olayın tek görgü tanığı ve kilit ismi Stela’nın ifadesini alabilmek için hemen Gürcüce bilen bir tercüman bulur. Stela anlatmaya başlar. Katillerin yakalanması için polise yardım edeceğini, onlar tutuklanmadan Konya’yı terk etmeyeceğini söyler. Ardından tüm öyküsünü baştan sona anlatır.
Stela, hukuk eğitimi almıştır. İki yıl önce Erzurumlu Niyazi Bedir ile chat’te tanışır. Arkadaşlıkları ilerler. 14 ay kadar önce Artvin-Hopa’da buluşur, ilk görüşte birbirlerine aşık olurlar. Ancak Niyazi, evli ve iki çocukludur. Bir formül bulur Niyazi, birlikte yaşamaları için. Konya’da asker arkadaşları vardır. Yeni bir iş ve yeni bir hayata başlayacaklardır. Eşine de Konya’da iş yapacağını söyleyecektir. Niyazi Konya’da, asker arkadaşları aracılığıyla hasarlı oto alıp satmaya başlar. Ailesine para göndermeyi ihmal etmez.
Stela çok mutludur. Sevdiği adamdan hamiledir. Onu ülkesine götürmek, doktor olan anne ve babasıyla tanıştırmak ister. Niyazi, pasaport alır. Dört gün sonra Tiflis’e gideceklerdir. Ama...
AT ARABASIYLA YOLUMUZU KESTİLER
28 Temmuz Perşembe günü Niyazi’nin akrabası Ahmet Alkan, Erzurum’dan ziyaretlerine gelir. Ertesi gün akşamüstü, üçü otomobille Aksaray’a gitmek için yola çıkar. Otomobili kullanan Niyazi, Stela’ya direksiyon dersi vermek ister. Konya’dan çıkar çıkmaz, boş araziye yönelirler. Hava kararmaya başlayınca, Stela şoför koltuğunu Niyazi’ye bırakır. Dönüş için anayola çıkarken karşı yönden bir at arabasının hızla üstlerine geldiğini görürler. Niyazi otomobili kenara çektiği an at arabası geçip gideceğine, önlerini keser.
At arabasından iki kişi iner. Stela, daha sonra görse de tanıyamayacağı eli sopalı iki erkeğin otomobile yöneldiğini görür. Biri kontak anahtarını yerinden çıkarmaya çalışırken diğeri elindeki sopayla otomobilin başında beklemektedir. Niyazi, hızla aşağı inip sorar. ‘Ne istiyorsunuz?’ Adamlardan biri okkalı bir küfür eder. ‘Ne geziyorsunuz burada? Bize para vermezseniz yapacağımızı biliriz...’ Ardından saldırır.
Niyazi, iri yarı cüssesine güvenerek direnir ve sopanın birini almayı başarır, iki adama sopayla rastgele vurmaya başlar. Adamlardan biri öfkeyle gidip at arabasından aldığı tüfekle döner. Arkadaşı Niyazi’nin kollarını arkaya bükerken o boynuna nişan alıp tetiği çeker. Niyazi’nin akrabası Ahmet Alkan, korku ve panik içinde kaçmaya başlamıştır. Sırtından vurulup tarlanın ortasına düşer. Namlu tekrar yerdeki Niyazi’ye yönelip kurşun yağdırır.
Stela, bunlar yaşanırken korku ve dehşetle donakalmıştır. Otomobilin farının aydınlattığı arabaya koşulmuş ata hipnotize olmuş gibi bakmaktadır. Eli tüfekli olanı karşısına dikildiğinde kendine gelir. ‘Size istediğiniz parayı vereyim. Ne olur bana dokunmayın!’ Adamlardan biri elle sarkıntılık ederken diğeri arkadaşını sertçe ikaz eder. Kanlar içinde iki adam yatmaktadır ve bir an önce olay yerinden uzaklaşmaları gerekmektedir. Giderayak Stela’nın kameralı cep telefonunu gasp ederler ve hızla uzaklaşırlar.
Stela polise ‘Atın rengini net olarak hatırlıyorum. Nerede görsem tanırım’ deyince Konya Emniyet Müdürlüğü Cinayet Bürosu görevlileri atı daha ayrıntılı anlatmasını ister:’Açık kahverengiydi. Alnında beyaz leke vardı. At arabasının mavi ve açık kasası vardı.’ Stela’ya hemen bir polis yeleği giydirip olay yerine götürürler. Delilleri görmek için çevre aydınlatılır. Geniş çaplı bir araştırma başlar. Yerde kan lekesi, bir kanlı sopa, bir çift arkasına basılmış ve sivri burunlu erkek ayakkabısı, av tüfeğine ait 2 tane boş kartuş, at arabası ve otomobilin tekerlek izleri bulunur.
Aynı gece, Stela’yla birlikte binlerce at arabasının bulunduğu Yeni Mahalle, Tatlıcak Mahallesi, Sedirler Caddesi ve Aslım Çöplüğü civarında birçok eve operasyon yapılır.
Cinayet Bürosu, eşkale uyan beş at ve araba bulur. Bunun üzerine polisler at sahiplerinin tek tek kapısını çalar, ‘Bu ayakkabılar sizin mi’ diye sorar. Aslım Çöplüğü’nün arka tarafındaki kapı numarası olmayan tek katlı gecekondunun kapısını çaldıklarında karşılarına Selvinaz Bektaş çıkar. Tepkisi, polisi zanlılara ulaştıracaktır: ‘A, eşimin ayakkabıları. Nereden buldunuz?’
Doğru adrese geldiğini anlayan polis, failin de evde olmadığını saptar. Bektaş’a ‘Ayakkabıları ancak eşinize verebiliriz’ dedikten sonra gözetlemeye başlar. Sabah olunca Selvinaz Bektaş’ın imam nikahlı eşi Bahri Kırkuşu’nun (31) evi ve gidebileceği diğer adreslerde arama yapabilmek için mahkeme kararı çıkarılır. Zanlının evindeki aramada kanlı gömlek, pantolon, bahçede de boş tüfek kartuşları ele geçirilir. Kırkuşu’nun suç ortağı da tespit edilmiştir: Mevlüt Demirbaz (48) ertesi gün saklandığı Sedirler Caddesi’ndeki evde gözaltına alınır. Kırkuşu ise Hacı Yusuf Mescit Mahallesi’ne yapılan operasyonda yakalanır. Zanlılar olay yerine götürülür, gösterdikleri yer kazıldığında cinayet aleti olan tüfek bulunur. Stela’nın ifadesine göre, Kırkuşu tetiği çeken kişidir.
BEŞ YIL ÖNCE DE AYNI YERDE TECAVÜZ
Cinayet zanlıları Bahri Kırkuşu ve Mevlüt Demirbaz, Aslım Çöplüğü’nden topladıklarıyla geçimlerini sağlıyor. İkisi de evli. Demirbaz beş çocuklu. İlkokul mezunu ve asıl işi besicilik. Kırkuşu ise hiç okula gitmemiş. İmam nikahlı eşi Selvinaz’dan yedi çocuğu var.
Polis kayıtlarına göre, her iki zanlının da sabıkası var. Demirbaz hırsızlıktan, Kırkuşu ise ‘yağma, yol kesme, adam kaldırma, cebren ırza geçme’ suçlarından. Kırkuşu’nun 2000 yılında karıştığı bir olay, bunun neredeyse aynısı. O zaman çöplük civarında direksiyon çalışan bir çiftin önünü yine kesmiş. Otomobildeki kadına cebren tecavüz etmekten beş yıla mahkum edilmiş ve 2,5 yıl cezaevinde kalmış.
Her iki zanlı, 29 Temmuz gecesi Niyazi Bedir’i öldürdüklerini, Ahmet Alkan’ı yaraladıklarını polis ve savcılık ifadelerinde kabul etti. Ancak gasp suçunu işlemediklerini söyledi.
İddialarına göre, cinayetle biten olay, ‘yol verip vermeme tartışmasından’ kaynaklanmıştı. Cinayet mahallinde bulunan ayakkabıların kendilerine ait olduğunu da kabul ettiler.
Başlangıçta faili meçhul olan bu cinayet ve gaspla biten olay, Konya Emniyeti Asayiş Şubesi’nin Cinayet Bürosu tarafından on saatte aydınlatıldı. Zanlılar da 48 saat sonra yakalandı. Yakalandıklarında başlarında darp izleri vardı. Bunlar, büyük ihtimalle Stela’nın ifadesinde geçen Niyazi’nin kendini korumak için kullandığı sopanın izleriydi. Her iki şüpheli de sevkedildikleri mahkemede ‘gasp, kasten adam öldürme ve yaralama suçlarından’ tutuklandı.
NOTLAR
Konya Emniyeti’nin bu kadar hızlı sonuca ulaşmasında Stela Sarkisian’ın da büyük rolü oldu. Polisin her adımına eşlik etti. Atla ilgili verdiği ayrıntılı tarif ve iki saldırganın pis koktuğunu söylemesi, polisin çöplük civarında araştırma yapmasını sağladı ve zanlılara ulaşmasını kolaylaştırdı.
Stela, hastaneden adliyeye uzanan üç gün boyunca hiçbir şey yemedi. Konya’da Niyazi Bedir’le birlikte yaşadığı evin tüm eşyalarını, bu yasak aşktan haberi olmayan resmi nikahlı eşi Aile Bedir’e (25) bıraktı. |