13/08/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cumartesi
13.08.2005
Kanat ATKAYA
İstanbul’da The Smiths ‘karaoke’ filmi
  
katkaya@hurriyet.com.tr
 

Phil Collins diye bir sanatçı, enteresan bir proje için İstanbul’a geliyor.

Hemen atlamamanızı rica edeceğim; bu Phil Collins o bildiğiniz eski Genesis vokalisti Phil Collins değil.

Bahsi geçen Phil Collins, 1970’de Britanya’da, Bristol’da doğmuş, sonra New York, Belfast, Belgrad, Bağdat gibi yerlerde yaşamış bir sanatçı.

Collins, daha önce benzerini Kolombiya’da gerçekleştirdiği ‘The Smiths Karaoke’ projesi için 18-21 Ağustos tarihleri arasında İstanbul’da bir film çekecek.

Hadiseyi özetlemeye çalışayım bildiğim kadarıyla.

The Smiths’in ‘The World Won’t Listen’ albümü yüklenmiş bir karaoke zımbırtısıyla gelecek Collins.

Ve The Smiths hayranları, bu albümdeki şarkılarla karaoke yapacak, Collins de filme çekecek.

Yer henüz belli değil ama az sonra vereceğim elektronik posta adresiyle irtibata geçerseniz haberdar ederler.

Neyi bekliyorsam artık?..

Adres şudur: thesmithskaraoke@yahoo.com.tr

Karaoke ve The Smiths yan yana gelince biraz acayip oluyor tabii.

Bildiğim The Smiths hayranları aynen afişte de belirtildiği gibi ‘çekingen, tatminsiz ve güzel’ insanlardır.

Kendimi bu kategoriye koymak istemem ama karaoke yaparken filme çekilme ihtimalim, hayatımın kalan kısmını Japonya’da yaşayan İsveç vatandaşlarına Swahili dili öğretme ihtimalimden bile zayıftır.

Yine de o canım albümden bir şarkı seçmek isterim:

‘There Is a Light That Never Goes Out.’ Aslında ‘Half A Person’ da olur, ‘Ask’ de...

Neyse, haberiniz olsun işte.

Debra Winger’ın peşinde

Kısa bir süre önce Digitürk’te ‘Searching For Debra Winger’ adlı bir filme rastladım.

Debra Winger’ı 1980’lerin bazı büyük filmlerinden, mesela ‘Şehir Kovboyu’, ‘Subay ve Centilmen’ gibi filmlerden hatırlayanlar çıkacaktır.

Fakat ben size şunu sorayım: Debra Winger’ı ne zamandır görmüyorsunuz?

Debra Winger’ı severdim, hálá da severim o ayrı.

Ama benim size demin sorduğum soruyu, ondan daha çok sevdiğim (Sadece ‘After Hours’daki rolü bile yeter) bir başka oyuncu, Rosanna Arquette bir nevi belgesel film çekerek sormuş.

Kime mi sormuş? Debra Winger’a sormuş o ayrı. Sonra oturmuş ve ‘Hollywood standartlarına göre yaşlanan kadın yıldızlar ne olur? Kırpılıp konfeti mi olur?’ sorusunu, Daryl Hannah’dan Hayek’ten Melanie Griffith’e, Laura Dern’den Tracey Ullman’a kadar pek çok kadın oyuncuya sormuş.

Hollywood’un kadın oyuncu konusundaki ‘gençlik fetişizmi’ne kafayı takmış haklı olarak.

20’li yaşlarını geride bırakan çoğu kadın oyuncu, teklif alamaz hale geliyor.

Debra Winger, gayet yetenekli bir oyuncuydu. Fakat, 30 yaşına yaklaşırken bir anda ortalıktan silinmişti.

Daha doğrusu, büyük teklifler onun sinemaya başladığı yaşlardaki kızlara gider olmuştu. Film çevirmeyi sürdürmüş aslında Winger arada sırada. Fakat bunların hiçbirini bilmiyoruz biz.

Burada tek sorumlu tabii ki Hollywood değil. Medya da belli bir yaşı geçen kadın oyuncuları ne kadar yetenekli olursa olsun defterden siliyor ki; yerine daha gençleri gelsin.

Tabii ki aç açık, tamamen işsiz kalmıyorlar. Yine filmlerde oynuyorlar ama anne, hala, anneanne, görmüş geçirmiş teyze rollerinde... O yaşlara gelene kadar önlerine gelen teklifler ise sadece bir takım televizyon filmleri veya düşük bütçeli, dandik filmler.

Bir tür feminist bilinçlenme süreci yaşadığımı söyleyemem. Fakat filmi seyrederken, özlediğim o kadar çok oyuncu gördüm ki...

Sonra da kendi kendime sormaya başladım: ‘Nerede o sevdiğimiz kadınlar?..’

Bu soruyu sorduktan sonra da ‘Aşırı hassasiyet bünyeyi bozar’ dedim ve direkt bir Bruce Lee filmi patlattım.

Ne olur ne olmaz; işin sonunda ılgın insan olmak da var.

Nunivak hadisesi

Geçen hafta, oynadığımız bir harita oyunundan bahsetmiş ve son olarak Nunivak’ı aradığımı belirtmiştim.

Yazı yayınlanmadan önce zaten Nunivak’ı bulmuş vaziyetteydim. Alaska açıklarında bir ada...

Fakat bu arada hadiseye göstermiş olduğunuz yakın ilgi karşısında etkilendim, hatta açık konuşayım biraz da tırstım.

Enlem-boylam vererek Nunivak tarif eden, haritasını yollayanlar filan çıktı aranızdan.

İlgilendiğiniz için hepinize teşekkürler. Şimdi size ‘Ailinglapalap’ı bulalım arkadaşlar. Hazır mıyız?’ desem, onu da bulacaksınız tabii.

Yalnız şunu da söyleyeyim. Öyle google’a girip kutucuğa ‘Ailinglapalap’ yazıp adayı bulmak kolay. Daha önce de belirtmiştim, biz işi direkt kağıt üzerinde, harita üzerinde yürütüyoruz.

Bu sebepten konuyu çok enteresan bir gelişme olana kadar ne yapıyoruz, derin dondurucuya atıyoruz...


Kanat ATKAYA
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Yönümüz ne?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  O telefonu hatırladım
 
    Ege CANSEN
  Öğleden sonra günaydın
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Dağ fare doğurdu vallahi ayıp oldu
 
    Erdal SAĞLAM
  Enerjide 2 yıl aradan sonra hareket başlıyor
 
    Hadi ULUENGİN
  PKK’ya destek kim?
 
    İlter TÜRKMEN
  3 Ekim ve Kıbrıs
 
    Tufan TÜRENÇ
  Boşuna uğraşmasınlar Aziz Nesin unutulmaz
 
    Yalçın BAYER
  Ankara’da ‘demokratikçi’ Diyarbakır’da ‘millici’
 
    Özdemir İNCE
  Aydın olmayan düşünürler ve Başbakan
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent çiziyor
 
    İlhan SÖYLER
  Olmaz böyle şey
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Erdoğan'dan parlak bir performans
 
    Erman TOROĞLU
  Çatır çatır
 
    Şükrü KIZILOT
  Bardağın boş tarafı
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  Çocuğumun anısını çalmayın
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com