13/08/2005 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Anasayfa Son Güncelleme 14:51
13.08.2005
Mumcu ve Bahçeli'den Erdoğan'a eleştiri

Anavatan Genel Başkanı Erkan Mumcu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hiçbir Türkiye Cumhuriyeti başbakanının telaffuz etmediği, bölücü hareketin patentini almış ifadeleri, tanımları kullanmaktan kaçınmadığını savunarak, ”Başbakanın konuya 'Kürt sorunu' tanımını getirmiş olması kimilerince adeta bir parola olarak algılanmıştır” dedi.

Erkan Mumcu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Erdoğan'ın “bir grup aydınla” yaptığı görüşme ve Diyarbakır'daki açıklamalarına yönelik eleştirilerde bulundu.

Mumcu, son aylarda yükselen PKK terörün ülkeyi nereye götürmek istediği konusunda doğru bir teşhis yapılamadığını savunarak, ”Yükselen PKK terörünün, terörü geride bırakan ve yeni siyasi araçları mümkün ve işler kılan mevziler yaratmayı amaçladığını ve hükümetin ortaya koyduğu tutumla bu mevzilerden bazılarının bölücü hareket tarafından kazanılmış göründüğünü” söyledi. Mumcu, şöyle devam etti:

“Sayın Başbakan adına 'Aydınlarla buluşma' dediği toplantıda bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti başbakanlarından hiçbirisinin telaffuz etmediği ve telaffuz etmekten özenle kaçındığı, bölücü hareketin patentini almış ifadeleri, tanımları altını çizerek beyan etmekten kaçınmamıştır.

Sorunun 'Kürt sorunu' olarak tanımlanmış olması kabul edilemez. Bu tanımlama bölücü hareketin patenti altında bir tanımlamadır. Bu tanımlamanın özeti bölücü hareketi, PKK'yı ve onun uzantılarını Kürt halkının bütün meşru taleplerinin de meşru temsilcisi olarak sunma çabasının stratejik adıdır.”

“YAKIN ÇEVRESİNİN KUŞATMASI”

Başbakan Erdoğan'ın konuşma metninde yer alan “Demokratik Cumhuriyet” ifadesinin de terör örgütünün patentinde bir ifade olduğunu söyledi. Mumcu, şunları kaydetti:

“Bir ülkenin Başbakanı bu konularda gafil olamaz. Sadece bu konuda değil, başka birçok örnekte ortaya çıkan gerçek şudur ki Sayın Başbakan, okuduğu metinleri hazırlayan yakın çevresinin bir kuşatması altındadır. Bu yakın çevreyi yakından analiz ettiğimizde olup bitenlerin bir tesadüf, bir sürçü lisan ya da popülist bir iletişim kurma çabasından çok öteye anlam ve tehlikeler içerdiği apaçık görülecektir.”

Mumcu, “Tarih ve coğrafya bilincinden, millet bilincinden mahrum kalmış bir kadronun elinde tutsak, önüne konan metinlerin stratejik değerlerinden habersiz, sadece sahne alan, müsamereyi temsil eden bir oyuncu gibi bir Başbakana sahip olmanın Türkiye adına kaygı verici olduğunu” savundu.

Erdoğan'ın daha önce “Kürt sorunu” tanımını reddettiğine de dikkati çeken Mumcu, “Kürt sorunu tanımını reddettiği için Diyarbakır'da protesto edileceği söylenen bir Başbakanın önceden reddettiği bu ifadeyi ısrarlı ve tekrarla yinelemesi hepimizi üzmüş ve şaşırtmıştır. Başbakanın konuya Kürt sorunu tanımını getirmiş olması kimilerince adeta bir parola olarak algılanmıştır” diye konuştu.

Mumcu, “Kürt sorunu” sözünün günün birinde Türkiye'ye Brüksel'de, uluslararası platformlarda hatırlatılacağını söyledi.

BAHÇELİ: TERÖRÜN 'KÜRT SORUNU' OLARAK GÖRÜLMESİ, BÖLÜCÜLER İÇİN ZEMİN HAZIRLAYACAKTIR”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'de yaşanan etnik tahriklerin ve kanlı terörün “Kürt sorunu' olarak görülmesinin, bölücü siyasi talepler için zemin hazırlayacağını savundu.

Bahçeli, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, terörle mücadelenin Türkiye'nin en önemli ve öncelikli meselesi olduğunu vurgulayarak, hükümetin terörle mücadelede büyük acz içinde ve iradeden yoksun olduğunu öne sürdü.

Türkiye'de çok tehlikeli bir oyun sahnelenmek istendiğini kaydeden Bahçeli, şöyle konuştu:

“Terörün tırmandığı bir ortamda Türkiye'nin gündemine taşınan siyasi çözüm tartışmaları, doğuracağı sonuçlar bakımından son derece endişe vericidir.

Devletin terörle mücadelesini şiddet politikası olarak gören bu yaklaşım, devlet ile kanlı terör örgütün aynı kefeye koymaktadır. Amaç, ayrılıkçı emeller besleyen odaklar muhatap alınarak diyalog ve demokratik tartışma zemini adı altında Türkiye'nin bir pazarlık ortamına çekilmesidir. Bu girişimin öncülüğünü bir grup sözde aydın yapmıştır. Bu grupla son görüşmesinde bu sakat yaklaşıma destek veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tarihin ve milletin affetmeyeceği çok ağır bir vebal altına girmiştir.”

Siyasi çözüm için devletin siyasi açılım yapmasının, tek tedavi reçetesi olarak masaya getirildiğini ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:

“PKK'nın silah bırakmasını dahi istemeyen bu aydınlar, buna karşılık Türkiye'nin önüne şu taleplerle çıkmışlardır: Devlete karşı silahlı tehdit sürecek, teröristler teslim olmayacak, devlet terörle mücadeleyi bırakacak ve terörün hain emellerine ulaşmasına hizmet edecek siyasi açılımları yapacak.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakan'ı terörün ödüllendirilmesini ve devleti teslim almasını amaçlayan işte bu hain yaklaşımı desteklemiştir.”

Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin bugüne kadar PKK'nın beklentileri doğrultusunda geliştiğini savunan Bahçeli, Türkiye'ye öncelikle etnik farklılıklara siyasi statü kazandırılması ve bu siyasi statünün Anayasa teminatına kavuşturulmasının dayatıldığını ileri sürdü.

“Terör örgütünün ilk plandaki amacının, Türkiye'de etnik temelde yeni bir milli kimlik ve mensubiyet şuuru yaratılması ve Türkiye Cumhuriyeti'nin milli devlet niteliği ve üniter yapısı örselenerek yeni bir ortaklık devleti kurulması” olduğunu kaydeden Bahçeli, bunun için genel siyasi af ve yüzde 10 seçim barajının kaldırılarak etnik bölücülüğün TBMM'de temsil edilmesinin amaçlandığını savundu.

 
(aa)


Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyetim
www.hurriyetkurumsal.com