13/08/2005 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Anasayfa
13.08.2005
Kürt sorunu benim sorunum
 

Turan YILMAZ

Başbakan Erdoğan, dün Diyarbakır'da ‘Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunu olarak öncelikle benim sorunumdur’ dedi.

 
 
 


Ankara’da aydınlarla görüşmesinde ilk kez ‘Kürt sorunu’ diyen Başbakan Erdoğan, dün de Diyarbakır’da eleştirileri yanıtladı: ‘Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunu olarak öncelikle benim sorunumdur.’

 Türkiye ne kadar Ankara ise İstanbul ise ne kadar Konya, Erzurum ise o kadar da Diyarbakır’dır.

 Her ülkede hatalar yapılmıştır. Geçmişte yapılan hataları yok saymak büyük devletlere yakışmaz.

ANKARA’da aydınlarla yaptığı görüşmede ilk kez ‘Kürt Sorunu’ ifadesini kullanan Başbakan Tayyip Erdoğan, dün de Diyarbakır’da, ‘Kürt Sorunu’nun sadece Kürtlerin değil, herkesin, herkesten önce de kendisinin sorunu olduğunu söyledi. Demokratik sürecin geriye işlemesine izin vermeyeceğini belirten Erdoğan, her sorunu olduğu gibi, ‘Kürt Sorunu’nu da, ‘daha çok demokrasi, daha çok vatandaşlık hukuku ve daha çok refahla’ çözeceklerini bildirdi. Erdoğan, özel uçağı ATA ile dün Diyarbakır’a geldi. Erdoğan, Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) anahtar teslim töreninde şu mesajları verdi:

AYRIMCILIK YOK

AKP iktidarı ayrımcılığı gerek bölgesel, gerek etnik olarak ortadan kaldıran bir iktidardır. Türkiye ne kadar Ankara ise İstanbul ise ne kadar Konya, Samsun, Erzurum ise o kadar da Diyarbakır’dır. Bu ülkenin her yerinin kokusu, rengi, sesi farklı lezzete sahiptir.

HATALAR YAPILDI

Her ülkede geçmişte hatalar yapılmıştır. Türkiye gibi büyük bir devlet ve güçlü ülkede de pek çok zorluğun harmanından geçerek bugünlere geldik. O nedenle geçmişte yapılan hataları yok saymak büyük devletlere asla yakışmaz. Büyük devlet, güçlü millet kendisi ile yüzleşerek, hatalarını ve günahlarını masaya yatırarak geleceğe yürüme güvenine sahip millet ve devlettir. Geçmişle yüzleşerek geleceğe yürürken geçmişin davaları ile geleceği ipotek altına almamak mümkündür. Çünkü gelecek aydınlık yarınlarla doludur.

CEZAEVİ MESAJIM

Ben bir şiir okudum diye cezaevinde yattığım günlerde milletime şu mesajı göndermiştim, ‘Asla devletime kızgın ve küskün değilim. Bu devlet, bu bayrak, bu vatan hepimizin’ demiştim. ‘Bir gün gelir bu hatalar düzelir.’ O nedenle bayrağımızın dalgalandığı her yerde herkesin 1. sınıf vatandaş olması, ülkemizde özgürlüklerin tam hakim olması, hukuk devletinin bu coğrafyada misafir değil, mülk sahibi olması benim ve arkadaşlarımın aşkı, sevdası ve rüyasıdır.

ÖNCE BENİM

Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunudur. ‘Kürt sorunu ne olacak?’ diyenlere diyorum ki bu ülkenin başbakanı olarak o sorun herkesten önce benim sorunumdur. Biz bu ülkeyi kuranların bize miras bıraktığı temel prensipler ve cumhuriyet ilkesi, Anayasal düzen dahilinde her sorunu daha çok demokrasi daha çok vatandaşlık hukuku daha çok refahla çözeceğiz. Milletin sorunlarını bahane ederek, terör ve şiddet ortamı oluşturmaya çalışanların karşısına da devlet ve millet olarak topyekûn sarsılmaz bir iradeyle çıkarız. Devletimize, bayrağımıza ve cumhuriyetimize topyekûn sahip çıkıyoruz. Terörün ve şiddetin bu ülkenin en büyük düşmanı olduğunu ve buna asla göz yumulmayacağını bir kere daha söylüyorum. Masum vatandaşlarımızı katleden, kahraman güvenlik güçlerimizi şehit eden, bu milletin geleceğine suikast düzenleyen teröristler, bu ülkenin masum evlatlarını da kendi emellerine alet ediyorlar.

AİLELERE MESAJ

Bu yüzden anneler, babalar sizlere sesleniyorum: Evlatlarınızı bu terör belasından kurtarmak için devletin her türlü yardıma açık olduğunu biliniz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; bu ülkede hangi sorun varsa onun çözümü için adres biziz. Sorunların sahibi biziz.

Alkışlar Bilal’den

Erdoğan, özel uçağı ATA ile dün Diyarbakır’a, beraberinde Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Tarım Bakanı Mehdi Eker ve Ulaştırma Bakanı Faruk Özak olduğu halde geldi. Diyarbakır’a, Dünya Bankası’nda çalışan küçük oğlu Necmettin Bilal’i de getiren Erdoğan’a çok sayıda bölge milletvekili eşlik etti. Bilal Erdoğan, babasının konuşmasını alkışlayarak dinledi.

Aydınlarla görüşmemizi hazmedemeyen siyasetçiler var

Aydınlarla görüşmemiz büyük takdir topladı. Ama bunu hazmedemeyen siyasetçiler olduğunu da gördük. Çünkü düşünceye saygısı olmayanlar, düşünce hürriyetinden bahsedemezler. Özgürlüklere tahammül edemeyenler özgürlükten bahsedemezler. Din ve vicdan özgürlüğünü hazmedemeyenler, din ve vicdan özgürlüğünden bahsedemezler. İşte bunu hazmedemeyenler zaten adeta güneş karşısındaki kartopu gibi erimeye mahkûmdurlar.

Başbakan istediği şiiri okudu

Erdoğan, aydınlarla görüşmesinde yazar Adalet Ağaoğlu’nun, ‘Bunu Diyarbakır’da okuyun’ diyerek kendisine verdiği Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘Memleket İstiyorum’ şiirini de okudu. Erdoğan, Tarancı’yı da Diyarbakırlılara, ‘Diyarbakır havası teneffüs etmiş’ bir şair diye tanıttı.

Çelik yelek giymedi

Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile birlikte, havaalanından Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) anahtar teslim törenine gidişinde, Başbakanlığın otobüsü yerine valiliğin kendisi için hazırladığı zırhlı makam otomobiline bindi. Diyarbakır’da yaklaşık 4 bin polisin güvenlik önlemi aldığı belirtilirken, Erdoğan’ın güvenlik uyarısıyla otobüse binmediği öne sürüldü. Çevresinde neredeyse etten bir duvar örülen Erdoğan, çelik yelek giymesi yönündeki telkinlere ise uymadı.

Küskünleri barıştırdı

Başbakan Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’da kan davalıları da barıştırdı. Kaplan Düğün Salonu’nda düzenlenen barış töreninden önce Kuran okundu. Daha sonra Çınar Belediye Başkanı AKP’li Vecdi Arzu ve kan davalı olduğu Öztürk ailesinin reisi Edip Öztürk birbirleriyle öpüşerek Kuran’ın altından geçti. Erdoğan, bu törenin kendisi için heyecan verici ve anlamlı olduğunu ifade etti, ‘Şu anda taraflar bu acıdan feragat edip ayaklarının altına aldılar. Merhamet sahibi olmak, ayrı bir zenginliktir. Bunun mükafatını göreceklerdir. Kin ve nefreti ayaklarımızın altına alalım. İnşallah bu şahitliğim son şahitlik olur’ dedi. Devlet Bakanı Nimet Çubukçu törende okunan Kuran’ı ve yapılan duayı başı açık dinledi.

Değişti, rahatladı

40 derece güneş altında 1 saat konuşan Erdoğan ter içinde kaldı. Cuma namazı için tarihi Ulu Cami’ye giderken otobüste siyah takımını çıkardı, açık renk elbise giydi, kravat da takmadı.

 


Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com