|
Hazırlayan: Ertuğrul AKÇAYLI
Vapurda gide gele aşık olduğu, gözleri yıldızsız geceler kadar siyah genç kız, o aşk dolu, özlem dolu geceden sonra bir daha aramadı onu. Yıllar sonra ettiği telefonda genç kız özür dilerken, söz yazarı Sadık Atay, mırıldanıyordu sadece: ‘Ne diyeyim sen sağol!’
Kadıköy iskelesinin önünde, uzun boylu esmer bir adam duruyor, gözleri, vapura yetişme telaşındaki kalabalık arasında onu arıyordu. Gözleri yıldızsız gece siyahı, kömür karası genç kız için çarpıyordu kalbi.
Haftalardır sürüyordu bu bekleyiş, ruhunu saran bu tatlı heyecanlar. Birden fark etti onu, kalabalığın arasındaydı. Her zamanki gibi gazete bayiinden gazetesini aldı, jetonunu atıp turnikeden salon kısmına girdi.
Peşinden o da geçti turnikeden, genç kız vapurda her zamanki yerine oturdu...
SELAM BİLE VERMEDİ
Aylar geçti, göz açıp kapayıncaya kadar. İlk selamların, ilk hatır sormaların ardından sohbetler başladı. Adam ‘Bir yerde bir çay içelim’ diyordu ama genç kız her seferinde reddediyordu. Bir cuma günü idi, genç kız mahçup mahçup kabul etti esmer adamın çay içme teklifini.
O olağanüstü güzellikteki eylül gününde geldi genç kız buluşmaya. Gözlerinde aşkın kıvılcımları çakıyordu.
Önce sahile yürüdüler, sonra Kuzguncuk’ta, sahildeki balık lokantasına girdiler. Boğaz akıp gidiyor, adam ayların hasretiyle konuşuyor, içindeki duygu selleri taşmış akıyordu:
‘Anlattıklarım sensiz geçen zamanıma ağıttır’ diyordu.
Akşam çoktan geceye dönüşmüştü. Artık sahilde el ele yürüyorlardı... Bir banka oturdular, genç kız başını onun omzuna koydu.
Ağlayarak, ‘Bitmesin bu gece’ dedi. Ama gece, o rüya bitti, sabah ışırken, genç kız veda ederek ayrıldı adamın yanından.
Pazartesi günü adam kızı vapurda göremedi, diğer günlerde de. Telefonlara da cevap vermiyordu. Telefonlar sağır, duraklar, iskeleler, vapurlar bomboştu. Peki ne olmuştu. Neden ortadan kaybolmuştu?Beynini yedi, bir yanlışlık yapıp yapmadığını düşündü.
Adam bir gün aradan yılların geçtiğini fark etti, o çaresizlik içinde mırıldandı:‘Yıllar yılı hep yalvarır dururum, gelmiyordun, ne diyeyim sen sağ ol...’
Bir gün hiç ummadığı bir yerde rastladı ona sonra. Heyecanla, özlemle koştu. Ama tanımamış gibi davrandı o. Ne gülümsedi, ne bir selam verdi. Sanki karşısında bir yabancı vardı. Yanından geçerken adam sesi boğazında düğümlenerek mırıldandı:
‘Veriyorum sana Tanrı selamı, almıyorsun, ne diyeyim sen sağol... ’
O KADAR GÜZELSİN Kİ
Şiirleriyle dertlerini paylaştığı bir gün telefonu çaldı. Açtı, onun sesiydi.
Genç kız ezik bir sesle ‘Benim, hemen gel, eski iskelenin oradayım...’ dedi. Deli gibi, çılgın gibi koştu. Kız, hiçbir şeye aldırmazcasına, insanları umursamazcasına, adamın boynuna sarıldı. ‘Affet, affet beni ne olur’ diye inledi adeta.
Bu kez konuşan siyah gözlü kızdı. Neden gelemediğini, neden arayamadığını, yaşadıklarını anlatıyordu.
Peki sonra ne oldu, buluşmalarında bu kadar tutkulu aşk yaşayan o genç kız ve erkek yani iki gönül, birleşti mi? Hayır, adam o genç kızı bir daha kaybetti. Ta ki bir gün onun evlendiği haberini alıncaya dek, yüreğini burkan hasretiyle, acılarıyla yaşadı ayları ve yılları.
İki evlilik yaşamıştı o da. İki eşini kanser denen, o acımasız hastalık almıştı. O acıların üzerine bu aşk acısını da koydu, kaderimmiş diyerek.
Sonra aşkını, hasretini ve acılarını sitemle döktü kağıt üzerine. Şiir, daha doğrusu güfte bitince, Ankara’yı, can dostu, duygulu şarkıların büyük bestekarı Ankara Radyosu’ndan Metin Everes’i aradı. Ona okudu.
Metin Everes de bu güfteden dillerden düşmeyen Rast şarkıyı yapıp, Türk müziğinin ölümsüz eserleri arasına armağan etti. Şarkıyı televizyonda ilk kez Yüksel Uzel okudu.
Adam adeta genç kıza bir haber, bir mesaj gönderiyordu. Daha şarkı bitmemişti ki telefonu çaldı. Genç kız yine karşısındaydı, evli bir kadın olarak...
Her ikisi de gerçeği, kafalarında tamamlanan mozaik içinde kabullendiler. Kadın ‘Beni affet’ dedi bir kere daha. Hatta ‘Bağışlıyor musun’ diye sordu yeniden.
Adam yüreğinde yangınlarla ama bükük bir boyunla yanıt verdi genç kadına:
‘Çok güzelsin.. Hasretin de güzel. Ne diyeyim, sen sağol!’
YILLAR YILI HEP YALVARIR DURURUM
BESTE: Metin Everes
GÜFTE: Sadık Atay
‘YILLAR YILI HEP YALVARIR DURURUM
GELMİYORSUN NE DİYEYİM SEN SAĞOL
BİR DEFACIK ŞÖYLE BAKIP YÜZÜME
GÜLMÜYORSUN NE DİYEYİM SEN SAĞOL
ALLAH’IMDAN BAŞKA BİR ŞEY DİLEMEM
BİR SEN VARSIN BAŞKASINI SEVEMEM
HATIR NEDİR GÖNÜL NEDİR BİR TANEM
BİLMİYORSUN NE DİYEYİM SEN SAĞOL
BU EZİYET SEVEN KALBE REVA MI
ACIMADAN ZEHİR ETTİN DÜNYAMI
VERİYORUM SANA TANRI SELAMI
ALMIYORSUN NE DİYEYİM SEN SAĞOL’ |