|
Bu haftasonu hava hiç fena degil. Sıcakları, özellikle nemle birleşince bunaltan sıcakları programlarınıza dahil etmeyi unutmayın. Sıkıntı oluşturan yağış Karadeniz’den ayrılıyor.
Plan programa başladınız mı? Bu haftasonu hava hiç fena değil. Hiç fena değil derken rekor olmasa da sıcakları, özellikle nemle birleşince bunaltan sıcakları programlarınıza dahil etmeyi unutmayın. Bilhassa kalp ve tansiyon hastaları. Sıkıntı oluşturan yağış Karadeniz’den ayrılıyor.
Geçen hafta bahsetmiştim izne çıkacağımdan. Okuyanlar sanırım tahmin etmişlerdir nerede olduğumu. Bu arada geçen hafta yazımı okumadıysanız, yazımda tatile gideceğim yerle ilgili bilgiler vermiştim ve ‘Tahmin edin nerede olacağım?’ demiştim. Sanırım bulmanız zor olmamıştır, Kaliforniya’da, Los Angeles’tayım. Maalesef biz genellikle gelişmiş ülkelerin teknolojik gelişimi ve bilgisinden önce kültüründen, hayat tarzından, yaklaşımlarından etkileniyoruz. Gerçi son dönemde bunu kırmaya başladık ama ben size Amerika’nın, daha doğrusu CA’nın eğlencelerinden, mekanlarından yani şaşaasından bahsetmeyeceğim. Geleli iki gün oldu. İki gün içerisinde jet lagdan sonra insan iki şeyini; birincisi havasını, ikincisi suyunu demeyeceğim, trafiğini görüyor. Havası çok durağan. Aldığım bilgilere gore yaz-kış sıcaklık farkı yaklaşık 10 derece. Kışın üzerlerine aldıkları en kalın giyecek sweatshirt. Yazları sıcaklık 30 dereceyi nadiren geçiyor. Kıyıları tabii okyanusa açık olduğu için su yaz sonuna doğru ısınıyor. Yakın çevresindeki şehirlerde önemli meteorolojik olaylar yaşansa da Los Angeles’da ciddi bir hareket yok. Pek yağış yok, ama çok kısmetliyim zira mart ayından bu yana ilk yağmur dün yağdı.
Gelelim trafiğe! Trafiğe çıktığım anda bir çok kolaylık dikkatimi çekti. Arkadaşımın anlattıklarını da içine katınca bazı detaylarla nasıl çözüme gidildiğini görüyorsunuz. Öncelikle yollar beton ve beton asfalt karışımı bir şey. Güneşli gün sayısı çok fazla olduğu için, asfaltın ışınım ile güneşten alınan ısının yola zarar vermesi böylelikle engellenmeye çalışılmış. İkincisi, ışıklar kavşakların karşı tarafına konmuş. İlk sıradaki araçların ışıkları rahat görmesi sağlanmış ve bizdeki gibi ek olarak konan ufak ışık maliyetinden kurtulmuşlar. Kavşaktan geriye doğru yaklaşık 30-40 metre mesefeye kadar, zemine yakın renkte yola paralel çizgiler var. Kavşağın yoğunluğunu belirleyen bu sensörler ışıkları kumanda ediyor. Tali yollardan ana yola çıkışta ışıklar var ve bu ışıklar yaklaşık üçer saniye aralıklarla yeşil ve kırmızı yanarak ana yola kontrollü bağlantı sağlıyor. Bir diğeri bizim bir türlü yapamadığımız olay, car pool, diğer HOV (high occupancy vehicle) dedikleri, birden fazla insan taşıyan ve fosil yakıttan ziyade elektrik ağırlıklı çalışan çevre dostu araçlara sağladıkları öncelik. Bazı bölgelerde sarı bir şeritle ayırdıkları sol şerit bu araçlara tahsis edilmiş. Kavşaklarda hem yere, hem de kaldırımlarda tabelalara konan STOP işaretleri fermuar mantığı ile tamamen trafik ışığı görevi görüyor (tabii insanların trafik kurallarına uydukları gerçeğini de atlamamak lazım). Los Angeles’ı görenler ya da yaşamış olanlar ‘İyi bu kadar şey yapmışlar ama sabah ve akşam neden trafik var?’ diyebilir, demeyenlerin de bu soruyu akıllarına ben atmış olayım. Onun cevabı da şu; Kaliforniya’da 13 milyon insan yaşıyor, 14 milyon araç kayıtlı. Varsın o kadar trafik olsun. Arkası haftaya. Herkese iyi tatiller, ama çoğu bana, çünkü bakın yıllık tatilimde bile çalışıyorum, sizler içi efem... |