|
Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, 2006 yılında yürürlüğe girecek menkul sermaye gelirlerinin vergilendirilmesi konusunda yabancıların strese sokulduğu yorumlarına, ‘Hiçbir mali otorite şantaja boyun eğerek karar vermez’ yanıtını verdi.
MERKEZ Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, ‘Dünyada hiçbir mali otorite şantaja boyun eğerek karar vermez’ diyerek, menkul sermaye iratlarının vergilendirilmesi konusunda yabancıların ürkütüldüğünü söyleyenlere yanıt verdi. 135 sayfalık Finansal İstikrar Raporu’nu bir basın toplantısı ile açıklayan Başkan Serdengeçti, menkul sermaye iratlarına vergi getirilmesi ile ilgili bir soru üzerine, Türkiye’de uygulanan vergilerin mümkün olduğu kadar ahenkli, aynı seviyede olması ve çarpık bir yapı yaratmamasının politikaların bir parçası olduğunu söyledi.
AMACA ULAŞILACAK:
Serdengeçti, 2006 başından itibaren yürürlüğe girecek kısımla da bu amaca ulaşılmış olacağını ifade ederek, ‘Dolayısı ile biz bu gayreti en başından beri yoğun bir şekilde destekledik. Bugünde desteklemeye devam ediyoruz. Dünyada hiçbir mali otorite şantaja boyun eğerek, karar vermez diye düşünüyorum. Bizde de zaten böyle olacağını sanmıyorum’ dedi.
KAÇ TIK ALIYOR:
İki aydır faiz oranlarını değiştirmemelerine yönelik eleştirilere karşı, raporlarının iyi okunmadığını ve analizlerin eski yaklaşımlara göre yapıldığını söyleyen Serdengeçti, ‘Merkez Bankası neden anlaşılamıyor? Raporlarınız Internet’te kaç hit (okunma oranını gösteren tık) alıyor’ sorusuna, şu yanıtı verdi: ‘Edebiyat alanında bir kitabın ilk baskısının ne kadar olduğu bellidir. Aylık raporlarımızla ilgili hitler bu düzeyin gerisinde değil. Ama başka konularda rekor düzeyinde onbinlerce diyebileceğim hitler var.’
RAPORLARI İYİ OKUYUN:
Raporların mutlaka iyi okunması gerektiğini vurgulayan Serdengeçti, ‘Tabii ki herkes Merkez Bankası’nın yaklaşımını benimsemek zorunda değil, aynı fikirde olmak zorunda değil. Fakat edindiğim izlenim, bazen okunmadan yazılıp çizildiği şeklinde. Söylemediği şeyler, Merkez Bankası’nca söylenmiş gibi yorum yapılmasını yadırgadığımı da söylemek isterim’ diye konuştu. Serdengeçti, sözlerine şöyle devam etti:
CARİ AÇIĞIN GÜVENCESİ:
‘Cari işlemler açığına ilişkin değerlendirmeler, 2001 öncesi ekonomisinin alışkanlıklarıyla sürdürülüyor. Burada geçmişin çok kötü izlerinin de etkisi vra. Türkiye geçmişte sık sık karşılaştı, maliye politikası gevşek, Merkez Bankası da bağımsız değildi. Bunlar olup biterken kur rejimi de farklıydı. Analistler de değişen koşullara uyum sağlayamıyor. En büyük fark maliye politikasının sıkı olması. Bu, en büyük güvencelerden biirsi. Kur rejimi değişti. Rezervler üzerinde baskı yok. Merkez Bankası bağımsız.’
DEĞER KAYBINDA MAHSUR YOK:
‘Bütün bunlar cari açıkta gözönüne alınmalı. Ama bir şekilde yine endişe duyulursa, ya da sermaye çıkışlarıyla karşı karşıya kalırsak ve para, maliye politikaların sıkılığı yetmiyorsa, o zaman kur yerini değiştirecektir. Ama bundan da kimsenin endişe etmemesi lazım. Hesapladım, TL yedi kez değer kaybetmiş. Bunda bir mahsur yok. Ani değer kayıpları olabilir.’
Konut kredilerinde temkinli olmalı
KONUT kredilerinin büyük miktarda artış gösterdiğini belirten Süreyya Serdengeçti, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı: ‘Toplam krediler içindeki payı yüzde 4.6, AB ülkelerinde yüzde 32. Milli Gelir’e oranı bizde yüzde 1.2, AB’de yüzde 15. Vade uyumsuzluğu gibi sorunlar ve derinleşmesine engel olmak lazım. Merkez Bankası, aylık kurların, konut kredileri ve diğer krediler üzerinde gelecekteki iç talepteki etkisi üzerinde duruyor. Dikkatli izliyoruz, temkinli olma gereği vardır. Tezgahaltı faiz konusunda ise bankalarla görüşmemiz oluyor. Yakından izliyoruz. endişemiz yok.’
Kimseyi töhmet altında bırakmamalı
SÜREYYA Serdengeçti, görev süresinin Nisan 2006’da sona ereceği hatırlatılarak, o tartihten sonra yönetimin para politikaları ve hükümetin etkisiyle ilgili bir soruya şu yanıtı verdi: ‘Bu, kelimenin tam anlamıyla şimdiden insanları töhmet altında bırakmaktan başka birşey değildir. O insanlar bankacılık ilkesi dışında bir yere bakackalarsa, ki bugün bakmıyorlar, ben bugün bunu haksızlık olarak görürürm. Aylık duyuruların, ilgili birimlerle hazırlanıp Para Politikisaı Kurulu ile müzakere edilerek ortaya çıktığının altın çiziyorum. Her toplantıdan sonra, her türlü spekülasyon yapılıyor. Oysa bu duyurularda her üyenin katkısı var.’
Bankacılık şoklara dayanıklı
YÜZDE 8 olan asgari sermaye yeterlik rasyosu dikkate alındığında; bankacılık sektörün en şiddetli şokta bile, sermaye yeterlilik rasyosunun (SYR), asgari oranın iki katından fazla olduğu belirtildi. Finansal İstikrar Raporu’nun ‘Kredi Şokları ve Sonuçları’ başlıklı bölümünde, olası şoklara yer verildi. Sonuçlar özetle şöyle: ‘2004 yılsonu için varsayımsal olarak seçilen en şiddetli 15 puanlık şok için sektörün SYR’su 7.7 azalarak yüzde 18.8’e geriledi. 2005 Mart dönemi için ise 15 puanlık şok sonuçu, sektörün SYR 6.5 azalarak, yüzde 24.47e geriledi. Bu durum bankacılık sektörünedik kredi büyümesine rağmen sektörün özkaynağının kredi riskini karşılama yeterli olduğunu gösteriyor.’
Rapor BDDK göreviyle çakışmaz
SÜREYYA Serdengeçti, Finansal İstikrar Raporu’nun, BDDK’nın görev alanına girip girmediği sorusuna ise şu yanıtı verdi: ‘Dünyada bu işi yapan 32 ülkenin 22’sinde düzenleyici otorite olmasına rağmen bu raporlar çıkarılıyor. Öyle bir şey olamaz. Tam tersine, denetim ve gözetim otoritesinin raporlarıyla birbirini tamamlayıcı nitelikte.’
Tüketici kredilerine değişken faiz önerisi
FİNANSAL İstikrar Raporu’nda, bireysel kredilerin toplam aktifler içerisindeki payının giderek arttığına dikkat çekilerek, halen sabit faizle kullandırılan tüketici kredilerinin değişken faizli olarak da kullandırılabilmesinin faiz riski yönetimi açısından önem taşıdığına vurgu yapıldı.
Faiz için hükümetten telkin yok
FAİZ oranları konusunda hükümetten en ufak bir telkin almadıklarını açıklayan Serdengeçti, Merkez Bankası’na verilen başlıca görevin, 2001’den itibaren fiyat istikrarının sağlanması ve kollanması olduğunu hatırlatarak, bu yöndeki sorulara karşılık şunları söyledi:
Israrla ve ısrarla belirtiyorum, verilen görev doğrultusunda politika araçları kullanılmaktadır. Merkez Bankası’nın bir yanda enflasyon hedefi vardır önünde, bir yandan da kendi enflasyon öngörüleri vardır. Buna göre politika aracını kullanmaktadır. Bu kadar açık’ dedi.
Faizlerin genel düzeyinin tabii ki aşağı gelmesi gerekir. beklenen reel faizlerin yüksek olduğunu biz de her fırsatta söylüyoruz. ama kat edilen mesafeyi görmezden gelmeyi pek anladığımızı söyleyemem.
Güven vermeye devam edersek ve istikrarda da mesafe almaya devam edersek, tabii ki faizler genel düzeyi dahaaşağı seviyelere gelecek.
Hükümetler sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde herhangi bir anda faizlerin genel düzeyinin mevcut düzeyine göre daha aşağıda bir yerde olmasını isterler. Gayet doğaldır çünkü seçime giderler. Ama Merkez Bankaları da işte tam bu nokta yüzünden bağımsızdır. Burada ise bana doğrudan faizlerle ilgili en ufak bir telkin gelmemektedir, onu da altına çizerek söyleyeyim.
Bankalara finansal sağlamlık karnesi
MERKEZ Bankası’nca ilk kez hazırlanarak kamuoyuna açıklanan Finans İstikrar Raporu’nda, bankalar Finansal Sağlamlık Endeksi’ne tabi tutuldu. Aktif kalitesi, likidite, kur riski, karlılık ve sermaye yeterliliği olmak üzere beş gösterge üzerinden hesaplanarak hazırlanan Finansal Sağlamık Endeksi’ne göre sonuçlar şöyle:
Aktif kalitesinde iyileşme var. Ancak krediler hızla arttığı için, kredi riskinin daha etkin yönetilmesi zorunlu.
Likit aktiflerin bilanço payı gerilerken, üç ay vadeli varlıkların üç aay vadeli yükümüllükleri oranının yüzde 50’nin altında olması, sektörün vade uyumsuzluğuna işaret ediyor.
Kur riski performans endeksi istikrarlı. Bu durum bankacılık sektörünü, ani kur hareketlerine karşı güçlü kılıyor
Daralan kar marjları ve artan rekabet, sektörün bilançolarını yeniden yapılandırmalarını değişen koşullarda sürdürülebilir gelir kayankalırın arttırması ve operasyonel verimliliğin yükseltilmesini zorunlu kılıyor.
Sermaye yeterliliği endeksine göre özkaynaklar güçlendi. Güçlü sermaye yapısı sektörün olası şoklara karşı dayanıklılığını arttırdı.
Finansal sağlamlık endeksi 2004 sonu itibariyle son beş yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Mayıs 2005 tarihinde bankacılık sektörünün finansal yapısındaki güçlülük devam ediyor. |