04/08/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Dünya
04.08.2005
Hadi ULUENGİN
Köylüm
  
huluengin@hurriyet.com.tr
 

ESKİ hukukumuza atfen ‘Radikal’ yazarı Mine Kırıkkanat belki beni hálá ‘arkadaş’ kategorisinde addediyordur ama, ben kendisini defterden sileli çook oldu. Farklı gezegenlerin, farklı yıldızların, bilhassa da farklı ‘e-t-i-k’lerin insanıyız.

Ayrıntıya girmeyeceğim, canım ciğerim ve dünyanın en adil insanı Hasan Cemal’e yönelttiği mesnetsiz saldırılar; daha vahimi, 28 Şubat sürecinde General Çevik Bir’e ilettiği dehşet ‘laikçi talebe’ dair övünmeler, bunlar benim yiyip yutacağım şeyler arasına girmez.

Bu zorunlu açıklamayı aşağıda değineceğim konudan dolayı yaptım.

* * *

KIRIKKANAT geçen haftaki bir makalesinde, kentli mekánda yaşamalarına rağmen hal ve oluş tarzı itibariyle köylü geleneği sürdürenleri, ağır ve hakáretamiz ifadelerle eleştirdi.

Sevgili Ahmet Hakan da gayet haklı olarak, ‘dil’ ve ‘biçim’e yoğun tepki gösterdi.

Ayrıca, ‘Radikal’ sütunundaki saldırganlığın aslında ‘öz’ü de kapsadığını; yani ‘öteki’ni horlayıcı ve dışlayıcı bir ‘elitist beyaz Türk’ yaklaşımı içerdiğini çağrıştırdı. Hanım yazarın şahsiyetini bildiğimden, Hakan’ın bu saptaması da doğruyu içeriyordu.

Zira, ‘cumhuriyet ideolojisi’ varyantında doğan ve ‘fikri Batı’yı değil ‘şekli Batı’ ‘Şark’ta muteber’ türde benimseyen bir ‘tarz-ı hayat zaptiyeliği’ hanidir cop sallıyor.

Bilinçaltı kökeni ise ‘kendini inkár’ ve ‘kendinden korku’ dürtüsüne uzanıyor. Şematik bir formülle açıklarsam, derin kompleksin kaynağını, hepimizin üç beş kuşak öncesine kadar yer sofrasında çala kaşık yemek yediğimizi bilmek gerçeği oluşturuyor.

* * *

TAMAM da, yukarıdaki etik kaygı Sezar’ın hakkını Sezar’a vermeyi zorunlu kıldığından, Ahmet Hakan’ın yakaladığı ‘doğru öz’ün yanında, saldırgan ve şekilci uslûba rağmen Mine Kırıkkanat’ın da diğer bir ‘doğru özü’ yansıttığını vurgulamam gerekiyor.

O da şu ki, köylülükle uzlaşılamaz! Daha doğrusu, şehirde hüküm süren köylülükle uzlaşılamaz!

* * *

EVET evet, dün Ertuğrul Özkök’ün, salı günü de Engin Ardıç’ın yazdıkları gibi, ‘köylüye değil, köylülüğe karşı olmak’ baştan sonra kadar haklı, adil ve akılcı bir tutumdur. Köye taviz veren şehir gerçek bir ‘şehir’; sakini ise gerçek bir ‘şehirli’ olamaz.

Ya çoğunluğa pes eden ödleğin tekidir, ya da aslında bizzat kendisi yontulmamıştır.

Ve tabii ki, bu dobra tavır ‘İnsanları Seveceksin’ diye Erich Maria Remarque’nin roman başlığıyla yine nasihata kalkışan Nuray Mert’in postmodern popülizmiyle bağdaşmaz.

Hangi ‘insanı sevecek mişim’? Niçin ‘geleneksel toplum’a tapınacak mışım?

Dağdan inip benim bağıma ve benim çöplüğüme tecavüz eden; hoyrat gagasıyla da kendini dayatan köylü horoz önünde teslim bayrağı çekeceğim de, ‘insan sevmiş’ olacağım.

Nanik ve böyle soyut bir ‘insan sevgisi’ o insanları ‘ilerletmez’. Aksine, ‘geriletir’.

Avaz avaz teyp açarak park çiminde mangal yelpazeyenler tedricen diğer şehirlilerin de göz estetiğini; kulak terbiyesini; mide gustosu hadım ederler ki, eh buyrun merá sefasına!

* * *

TIRNAK içinde bile olsa ‘ilerleme’ ve ‘gerileme’ fiillerini kullandım ya, eminim, ‘anti-modernist’ diskur çekenler şimdi beni Jakoben ceberrutlukla da suçlayacaklardır. Devenin nalı ve Kırıkkanat’la olan uzlaşmaz zıtlığımı anlamayanlar derdine yansın.

Ancak, evet her şeye rağmen ‘modernite’! Ve, kimse bana köylülüğün göçebelikten; şehirliliğin ise köylülükten daha ileri bir aşama olmadığı mavalını yutturmaya kalkışmasın.

Kalkışan çıkarsa da, en önce kendileri kıl çadıra ve kerpiç eve teşrif buyursunlar!

Sonra da, oralardan kente yerleşmiş olanları tekrar aynı yere dönmeye razı etsinler. ‘Köylüm’, bakalım merá sefasına koşacak tek bir ‘yeni şehirli’ bulabilecek misin?


Hadi ULUENGİN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Neresinden tutarsınız?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  İnsanın adı Adalet olunca
 
    Bekir COŞKUN
  YAŞ...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Şenol Demiröz’den Başbakan sorumlu değil mi?
 
    Doğan HIZLAN
  Alman edebiyatının ‘kara deliği’
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Mekke Türkçesi(!) ve Diyanet
 
    Ercan KUMCU
  Reel sektörde açık pozisyon
 
    Erdal SAĞLAM
  Gerilim artıyor hükümetin hata payı azalıyor
 
    Pakize SUDA
  Kaderimin oyunu mu?
 
    Yalçın BAYER
  Pars Tuğlacı’ya ayıp edildi
 
    Güzin  Abla
  Cinsellik çocuk içindir sandım eşimi reddettim
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Erdoğan'ın Kürt politikası... (2)
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif Demirci
 
    Şükrü KIZILOT
  Gecelik borca teneşir vade
 
    Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
  Esir alınan 12 milyar dolar
 
    Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
  Tatlandırıcılar zararlı mı
 
    Meriç ENERCAN
  Balayı bitti
 
    Ahmet HAKAN
  Hakan Fethullah Hoca’yı seviyormuş
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com