30/07/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Piyasanet
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Ekonomi
30.07.2005
Yalçın DOĞAN
Cennette perde arası
  
 

YÜKSELEN iki kent var: İstanbul ve Lizbon.

Diğerlerinin adı ve tarihi var. Londra, Paris, Roma, Madrid, Berlin yüzyıllık kentler, destanlara sahne oluyor. 19. ve 20. yüzyıla damgalarını vuruyor.

Baş döndüren bir gelişme sürecinde, bu kentler bireysel ve toplumsal serüvenlerin odağı.

Bunu destekleyen sosyal faaliyetler insana parmak ısırtıyor. Her gece bir yerde konser, her gün bir yerde sergi, konferans ve benzeri etkinlik.

Son yıllarda anılan bu kentler artık eskisi gibi cevval değil. Sanki görünmez bir el onları sahneden yavaş yavaş indiriyor.

HAYAT HEYECANLI

Tarihlerine bakarsanız elbette Paris Paris, Roma Roma, ama kaybolan, eksilen bir şeyleri hissetmek de mümkün o kentlerde.

Avrupa’da şimdi yükselen iki yıldızdan biri olan İstanbul, tam bir dünya kenti olma yolunda. Film festivalleri, müzik festivalleri, caz konserleri, pop müzik, Türk müziği geceleri, uluslararası siyasal zirveler, mesleki kongreler, uluslararası mahkemeler, konferanslar ardı ardına.

Altyapıdaki onca eksikliğe, çarpık kentleşmeye, yağmur ve kar yağdığında düşülen perişanlığa, trafikteki karmaşaya, büyük gelir adaletsizliğine rağmen, hayat İstanbul’da heyecanlı. Hele de, bir gazeteci için. Bunları izlerken, bunları ara vermek güç.

ÜLKE BÜTÜNÜ

Aynı gözlem Türkiye’nin bütünü için geçerli.

İyisi ve kötüsüyle, nereden bakarsanız bakın, Türkiye heyecanlı, canlı, dinamik bir ülke.

O yolsuzluklar, o siyasal kavgalar, o iç ve dış çekişmeler, o saçmalıklar, o rezillikler, o kompleksler, o kendini aşamayanlar, kendi küçük dünyalarına hapsolmuş o kimlikler.

Ama, bunların yanında gerçekten tek tek kişi, kurum ve ülke bütününü kavrayan dinamizm.

Gazeteci olarak, bunları izlemek, insana heyecan veriyor.

Genel bir yargı var dışardan bakınca. Her gün yazmak güç. Sanıldığı gibi değil. Böylesine bir dinamizmde, Türkiye, sık sık dile getirdiğim gibi, tam bir gazetecilik cenneti. Haber ve yazı anlamında sıkışmak hemen hemen olanaksız.

Bununla birlikte, insan yine de yoruluyor. Cennette perde arasına ihtiyaç duyuyor. Tatile.

İki hafta sonra, burada yeniden buluşmak umuduyla.

Hisarcıklıoğlu üzgün

TOBB
’la ilgli önceki gün yazdığım yazıya iki farklı tepki var. Biri muhalefet partileri ile bazı sivil toplum örgütlerinden. Yazılanları destekliyorlar.

Öteki, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’ndan. O eleştirilerden üzgün. Gönderdiği ikibuçuk sayfalık açıklamasını özetle aktarıyorum.

TOBB’u Türk özel sektörünün en üst kuruluşu olarak tanımlayan Başkan:

‘Yazınızda eleştirilen, öğrenim hayatımıza bir üniversite kazandırılması, öğrenciler için yurtlar inşa edilmesi, yurdumuzun dışa açılan yüzü olan gümrük kapılarının daha çağdaş ve modern bir niteliğine kavuşturulması bizim iftihar ettiğimiz eserlerimizdir.’

Yüz milyon dolara satın alınan ikiz kulelere ilişkin olarak, ‘TOBB altmışlı yıllarda yerleştiği hizmet binasında, 11 bin metrekarelik alanda, görevlerini ifa etmeye çalışmaktadır. Aradan geçen 45 yıl içinde artan fonksiyonlarımız paralelinde, Birliğimizin daha uygun bir çalışma ortamı sağlama gayreti doğaldır’ diyor.

Geçen yıl TOBB’a ödenen aidat toplamının 26.7 milyon YTL olduğunu belirterek, odalar ve borsalara yönelik hizmetler harcamasının 19.2 milyon YTL olduğunu söylüyor ve ekliyor: ‘TOBB topladığı aidatları, hizmet dönüşüm zinciri içinde, yine oda ve borsalara ayni ve nakdi hizmetler olarak aktarmaktadır.’

Hisarcıkoğlu TOBB’un diğer faaliyetlerinden örnekler verdikten sonra, ‘Emniyet Genel Müdürlüğü emrinde kullanılmak üzere bedelini karşıladığımız helikopter, herhangi bir kişiye değil, devlete verilen katkımızdır’ diyor.

Siyasal parti yönetici ve üyelerinin oda ve borsa yönetimlerinde yer almalarına ilişkin yasal değişikliğin de, iktidar ve muhalefet milletvekillerinin ortak önergesiyle gerçekleştiğini aktarıyor.


Yalçın DOĞAN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Öymen mi, Öktem mi?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Bugün cesaret, yarın tarih
 
    Bekir COŞKUN
  Medya tatilde...
 
    Ege CANSEN
  Dolar, Euro paritesi
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Utanması gerekenler utanır mı?
 
    Hadi ULUENGİN
  Biz ve 6. Mehmed
 
    İlter TÜRKMEN
  Tarih tartışmaları
 
    Tufan TÜRENÇ
  Onlar bile isyanda
 
    Yalçın BAYER
  ‘Yüzsüzlere bakın’
 
    Özdemir İNCE
  Dönekler dönek değildir
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    İsmail ER
  Mücadele yetmez
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Gelin size, Başbakanın yeni uçağını anlatayım...
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif Demirci
 
    Şükrü KIZILOT
  Nafaka zengini dullar Bodrum gecelerinde
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  İlk 500’de kadın müdür yok
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com