|
Siyami Kahyaoğlu skahyaoglu@hurriyet.com.tr
Arabamızla trafiğe çıkarız, ışıklara yaklaşırken bir de bakarız mendil satan, dilenen insanlar, hemen camımızı kapatır, bakışlarımızı sabitler, elimiz ya da başımız ile hafif bir hareket yaparak ilgilenmediğimizi belirtir, daha sonra camımız önündeki yakarışları duymayız ve kendimizi soyutladığımızı düşünürüz.
Eğer sahilden Bakırköy yönünden Aksaray’a dönüşte ışıklara yakalanırsanız, soyutlanmanız bu kadar kolay olmaz. Orada elinde pis bir bez parçası olan ve camlarını kapatan, soyutlanmaya çalışanların araçlarını önce elindeki bez ile kirleten sonra araçlara tekme, yumruk ile saldıran bir genç görürsünüz, ne yapacağınızı şaşırırsınız.
Ben hep sektörümüzü araç içinde soyutlanan ya da soyutlandığını düşünen insanlara benzetirim. Sürekli işlerin iyi olduğunu söyleyen, ama sürekli kársızlıktan şikayet eden (sanki kárlılığı başkası kontrol ediyormuş gibi), rekabetten şikayet eden, lisans, donanım satma ve kurma dışında bir şey üretmeyi düşünmeyen, şirket birleşmeleri dışında işbirliklerini reddeden, bilgileri paylaşmayan beraber iş yapamayan bir sektör düşünebiliyor musunuz?
Bu sektördeki her türlü yerli şirket her tür bilgiişlem hizmetini, üretimini, satışını yapar hem de çok iyi yapar iddialarına göre, ama bir türlü büyüyemez, elemanlarına iyi ücret veremez.
Bankalar, tekstil sektörü, otomotiv sektörü konsolide olurken birleşirken, en ciddi problemi ölçekleme olan bizim sektörümüz birleşmeyi, iş kollarını paylaşmayı, işbirliklerini düşüneceğine rakiplerinin kazandığı ihaleleri, işleri nasıl durduracağına nasıl iptal ettireceğine yoğunlaşır. Bu bana hep üniversite yıllarımın, 70 ’lerin ikinci yarısını hatırlatır, hani ülkemizi kurtarmış (!), halkımızı onların dahi haberi olmadan kurtarmış (!), hangi fraksiyon iktidara gelsin diye çatışıyor birbirimizi kırıp, parçalıyorduk ya o dönemler.
Sektörümüzde soyutlandığını zannedenlere Aksaray kavşağındaki çılgın genç gibi davranmak, camlarına vurmak istiyorum.
Kendinize gelin, birleşin, konsolide olun, büyük şirketler olun, iş bilgilerinizi paylaşın, beraber projeler üretin diye haykırmak istiyorum. Acaba bu yerli şirketlerin ortakları, üst düzey çalışanları, yöneticileri hala uyanamadılar mı? bir iki tanesi hariç yakında yok olacaklar, kapanmasalarda son bir kaç yılda yok olan örnekler yetmedi mi? Kocaman şirketler iken başkalarının taşaronu boyutuna inmek yeterince rahatsız etmedi mi?
HP başarısı mı yoksa
HP ilk defa Türkiyede bir numaralı bilişim firması olunca demiştim ki; ‘Birinci olmak önemli değil, orada tutunabilmek önemli. ’ Bu yılın rakamları gelince hayretle gördüm ki geçtiğimiz yıl en yakın rakibini fotofinişle geçen HP, bu yıl inanılmaz bir fark yaparak en yakın rakibinin iki katından fazla gözüküyor. Tabi şimdi ‘yanlış hesaplanmış biz öyle değiliz ’ ya da ‘onlar başka şeyler de satıyor ’ şeklinde bir çok itiraz gelecek, ama bu kadar fark olması HP’nin başarısı da diğerlerinin başarısızlığının hiç mi etkisi yok? Bence en önemli konu bu. |