|
Tuncer Üney tuney@hurriyet.com.tr
Şimdiki gençler şanslı. Bilişim alanında çalışmak isteyenlerin üniversitede seçebilecekleri eğitim programları var. ‘Bunun neresi şans, elbette olacak’ diyenleriniz olabilir. Ben üniversitede iken bilgisayar adını duymamıştım. Ancak mezun olduktan sonra, bu işte çalışan bir arkadaşım aracılığı ile o günlerde ‘computer’ ya da ‘elektronik beyin’ olarak adlandırılan bilgisayarın varlığından haberdar oldum. Kendisini görmeden, yalnızca anlatılanlardan içimde bu alanda çalışma isteği uyandı. 38 yıl önce bu isteğime kavuştum. Ancak ben matematik okudum. Zaten o yıllarda hiçbir üniversitede böyle bir eğitim programı yoktu. Bu iş için gerekli temel bilgi ve beceriyi bir ay süreyle katıldığım kurslardan edindim. Başarılı olabilmek için bilgisayar başında yıllar geçirdim. Ama şimdi, çok şükür, 45 üniversitemizde Bilgisayar Mühendisliği (BM) Bölümleri var. Üniversitelerimizde çeşitli adlar altında bilişimle ilgili açılan lisans programlarının yanında ‘Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama’ adıyla 182 önlisans programı bulunmakta.
Türkiye’nin matbaayı 300 yıl sonra kullanmaya başlamış olmasına hayıflanırız. Aynı hatayı bilişim alanında yapmadık. Bu konuya gönül veren gençlerin çabalarıyla Türkiye’de bilişim eğitimi Avrupa’daki ilk örneklerinden birkaç yıl sonra başladı. Hem de Türkçe eğitim verecek kendi öğretim elemanlarını yetiştirerek. Bu, Türkiye’nin gelişimi açısından önemsenmesi gereken uzak görüşlü bir adımdı. Aslında Türkiye bilişim konusuna zaman geçirmeden girdi. Sivil örgütlenmesini Almanya ve Fransa’daki benzer kuruluşlardan hemen iki yıl sonra Türkiye Bilişim Derneği’ni kurarak başlattı. Ne var ki, hükümetlerin ülkemiz kalkınmasında bu konunun önemini kavraması yıllar aldı. Henüz tam anlamış da sayılmazlar.
İlk bilgisayar mühendisimizi 1981 yılında mezun ettik. Prof. Dr. Ünal Yarımağan’ın TBV Türkiye Bilişim Ansiklopedisi için hazırladığı ‘Türkiye’de Bilişim Eğitiminin Tarihçesi’ başlıklı makalesinde belirttiğine göre, mzunlarımızın sayısı 14 bine ulaştı. Bilgisayar Öğretmenliği bölümlerinden diploma alan gençlerimizin sayısı 6 bin. Farklı adla lisans eğitimi veren bölümlerden mezun olanların sayısı ise 1,500 kadar. Önlisans programlarından ise yaklaşık 55 bin mezun verildi. Ayrıca meslek liselerini bitiren binlerce gencimiz de piyasada çalışmakta. 2000 yılında başlayan ekonomik durgunluk bilişim alanında işgücü isteğini azalttı. Bu geçici durum ortadan kalktığında ülkemizde iyi yetişmiş bilişimcilere olan istek artacaktır. 1999 yılında TBV’nin yayınladığı ‘BM Bölümlerinde Öğretim Üyesi Açığı’ başlıklı raporda yapılan bir kestirime göre ülkemizde en az 70 bin bilgisayar mühendisine gereksinim olduğu belirtilmişti.
Başta BM olmak üzere bilişim alanındaki eğitim programlarında öğretim elemanı açığı gibi bazı sorunlar yaşanıyor. Dışarıda daha çok para kazanma olanağının bulunması nedeniyle öğretim üyesi olmak isteyen gençlerin sayısı azalıyor. Hatta mevcut öğretim üyelerinden ayrılıp vakıf üniversitelerinde veya piyasada çalışmak isteyenlerin sayısı giderek artıyor. BM dışında diğer bölümlerde böyle bir sıkıntı yok. Devlet üniversitelerinde BM dalında öğretim üyesi yetiştirmek ve tutmak için ayrıcalıklı bir durum yaratılması gerekiyor. Ayrıca 45 BM bölümümüzün öğretim elemanı ve altyapı olanakları açısından verdikleri eğitimin niteliğinde farklılıklar bulunmaktadır.
Benzer başka sorunların varlığına rağmen gençlerimizin bu bölümlere başvurarak bilişim alanında eğitim almalarını öneririm. Üniversitede ilgili bir bölümü kazanamamış olanlara bu alanda çok sayıda seçmeli ders alarak, mezun olup iş bulamayanlara da piyasadaki sertifika programlarına katılarak kendilerini yetiştirmelerini salık veririm.
Sevgili gençler, üniversite sınavlarına girdiniz, tercih yapacaksınız; bu alanda gelecek var. |