Bakan Çelik, yazılı bir açıklama yaparak, Teziç'in, dün Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampusü'nde toplanan Rektörler Komitesi'nden sonra düzenlediği basın toplantısındaki sözlerine tepki gösterdi. Çelik, açıklamasında, Prof. Dr. Erdoğan Teziç’in hükümete, Başbakan’a ve TBMM’ye yönelik "hiç de hoş olmayan" ifadeler kullandığını belirtti.
Çelik'in açıklaması şöyle:
“29 Haziran 2005 tarihinde Ankara'da toplanan Rektörler Komitesi'nin ardından düzenlediği basın toplantısında YÖK Başkanı Teziç, hükümetimize, Sayın Başbakan'a ve TBMM'ye yönelik hiç de hoş olmayan ifadeler kullanmıştır.
Halbuki, bundan 4 gün önce yani 26 Haziran 2005 tarihinde İstanbul'da benim de katıldığım YÖK Genel Kurulu toplantısında yükseköğretimle ilgili birçok konuda çok faydalı bir görüş alışverişinde bulunulmuş, yükseköğretim kurumlarının kadro, finansman ve diğer hükümet organlarını ilgilendiren meseleleriyle ilgili olarak üst düzeyde yetkililerin bir araya gelmesi ve yaşanan problemler ile çözüm önerilerinin tarafımıza iletilmesi kararlaştırılmıştır.
Bu toplantıda tek uzlaşılamayan konu Öğrenci Seçme Sınavı'ndaki katsayı meselesi olmuştur.
"İFADELERİ ESFELE KARŞILANDI"
Hal böyleyken Sayın Teziç'in adeta muhalif bir parti sözcüsü gibi hükümete, Sayın Başbakan'a hatta TBMM'ye yönelik tehditkar olarak nitelenebilecek ifadeleri esefle karşılanmıştır.
Sayın Başkan'ın katsayı ile ilgili yasal düzenleme yapılmasını gerginlik, hatta, üniversitelerin ayaklanma sebebi olacağını ima etmesi, hukuk devleti ve demokratik anlayışla bağdaşmadığı gibi bir Anayasa hukukçusu olan Sayın Teziç'e de hiç yakışmamıştır.
“HADDİ TECAVÜZ”
Teknokratlar, bürokratlar ve bilim adamları, siyaset kurumunu hedef alan beyanlarda bulunamazlar. Sayın Teziç, bazen Sayın Meclis Başkanı'nı, bazen Sayın Başbakan'ı, zaman zaman da şahsımı hedef alan 'haddi tecavüz' anlamına gelecek beyanlarda bulunmaktadır.
Anayasal bir kuruluşun, bürokratik mekanizmasının başında bulunan Sayın Teziç, bizim devlet adamlığı sorumluluğumuzu ve nezaketimizi zaaf gibi telakki ederek bu tür konuşmalara devam ederse, ülkeye, başında bulunduğu kuruma ve bilim adamlığı imajına zarar verir.
YASAMA FAALİYETİ ANAYASAL DENETİMDE
Halkımızın ve bizim hiç istemediğimiz gerginlikler işte o zaman olur. Sayın Başbakan'ın meslek liselerinin önüne konmuş engelleri 'zulüm' olarak nitelemesini yadırgayan Sayın Başkan'ın vicdanı da eminim ki farklı bir şey söylemiyor.
TBMM'nin hangi konuda kanun çıkarıp çıkaramayacağı elbette bellidir. Şüphesiz ki yasama faaliyeti anayasal denetim altındadır. 2547 sayılı yasanın 45. maddesini bugünkü gibi düzenleyen milli irade, elbette aynı maddeyi farklı şekilde de düzenleyebilir.”