|
BİR İslamcı gazete(miz), İran seçimleriyle ilgili olarak ‘İran halkı devrime sahip çıktı!’ diye yazıyor. Sonuçta İran Cumhurbaşkanlığı seçimini Mahmud Ahmedinecad kazandığına göre gazetenin kullandığı başlık doğrudur, ama haklı değildir.
Seçimlere, seçmenin yüzde 59.72’si katılmış, yüzde 40.28’i katılmamış; katılanların yüzde 61.69’u Mahmud Ahmedinecad’a oy vermiş; Rafsancani ise oyların yüzde 35.92’sini almış. Bu hesaba göre İran Devrimi’ne sahip çıkan halk, nüfusun tahmini üçte biri; üçte ikisi devrime sahip çıkmıyor, ama bunun hiçbir önemi yok. İslamcının hesabı böyle olur. Türkiye’de de AKP aynı oy oranıyla Türk Milli İradesi’nin tümünü temsil ettiğini iddia etmiyor mu?
* * *
Şimdi siyaset uzmanlarımız, Rafsancani’nin neden kaybettiğini, Ahmedinecad’ın neden kazandığını ince ince hesap edecekler; uzmanlıkları kendinden menkul zevat, televizyonlarda İran seçimini yorumlayacaklar.
Tevrat’ta Vaiz’in dediği gibi, bunlar ‘Boşların boşu, yeli kavramaya çalışmaktır’. Siz bana kulak verin!
Ben size bir formül vereceğim: Referansı demokrasi olan siyasetin amacı, en yüce demokrasiyi gerçekleştirmektir. Var mı bu saptamaya itirazı olan?
Referansı din olan siyasetin amacı, dinin ilkelerini her alanda en üst düzeyde, en eksiksiz uygulamaktır. Var mı bu saptamaya itirazı olan?
Bizim İslamcılar ve AKP yerden göğe kadar haklıdırlar, İslam İslam’dır, İslam’ın ılımlısı olmaz.
Bu, başka bir planda ‘ılımlı demokrasi’ anlamına gelir ki bu da deyim olarak ‘Kızoğlan kız ama altı aylık gebe!’ deyişine denk düşer.
Sonuçta ılımlı Rafsancani ile ılımsız (ortodoks) Ahmedinecad arasında herhangi bir fark yoktur. Değil mi ki İran’da son sözü söyleme hakkına sahip dini lider Ali Hamaney, ‘Nedeni ne olursa olsun insanları sokağa inmeye çağırmak, ülkenin çıkarlarına aykırıdır’ buyurarak zafer kutlamaları yapılmasını yasaklamıştır.
Ha Rafsancani, ha Ahmedinecad olmuş fark etmez, İran’da Ali Hamaney’in gücüne güç yetmez!
* * *
Ben yüksek işleri işin uzmanlarına bırakarak bazı ayrıntılarla uğraşacağım. Ahmedinecad’ın bir nalbantın oğlu olmasının hiçbir önemi yok bence. Çünkü demokrasisi kıt, geri kalmış ülkelerde böyle olur. Süleyman Demirel de ‘Çoban Sülü’ değil mi? Recep Tayyip Erdoğan da Erdoğan savaş helikopterlerini üreten fabrikatörün mahdumları değil. Ahmedinecad’ın benim için en önemli özelliği, ahlak ve giyim kuşam zabıtası Besci’nin eğitmenliğini yapmış olması.
Ahmedinecad, İran’ın esenliği için devr-i saadet dönemine özgü İslami bir program uygulamayı düşünüyormuş. Haber vereyim: Bu içerde bir köktendinci şiddet rejimidir. 26 Haziran seçimi, belalı bir dönemeçtir. İran’da ne yazık ki yeni bir Humeyni dönemi başlıyor. |