|
Celal DEMİRBİLEK/BÜKREŞ
Romanya’nın son diktatörü Nikolay Çavuşesku ile eşi Elena Çavuşesku’nun tercümanı Piraye Gaffar, Türkiye-Romanya ilişkilerinde yaşanan perde arkası olayları ve anılarını Bükreş’teki evinde Hürriyet’e anlattı.
1969-1983 yılları arasında 14 yıl boyunca Çavuşeskular’ın Türkiye ile olan resmi görüşmelerine katılan Gaffar (78), Süleyman Demirel’den Bülent Ecevit’e, İhsan Sabri Çağlayangil’den Fahri Korutürk’e birçok siyasi liderin Romanya temaslarına tanıklık etti. Gaffar, bazen fazla detay vermek istemese de, anılarını anlatırken o günleri yaşar gibiydi.
BAYAN ÇAVUŞESKU NE OLDUM DELİSİYDİ
Bayan Çavuşesku bir Devlet Başkanı eşi olmasına rağmen, ne oldum delisi, köyde yetişmiş ancak kendisini yenileyememiş, az kültürlü biriydi. Yine de kendini Romanya’nın her şeyi bilen, her bakımdan uzman olan insanı olarak görürdü. Kimse de onun dediklerine itiraz edemezdi. İlk yıllarda Nikolay’ı da bozduğu oldu. Nazmiye Demirel’i çok beğenirdi. Bana ‘Süleyman Bey’in eşi diğer hanımlara benzemiyor. O, çok şık ve güzel bir bayan’ diye takdirlerini bildirmişti.
KENDİSİ UYUDU SONRA FİRUZE HANIM’I SUÇLADI
Çavuşesku’nun demirperde ülkeleri dışına yaptığı ilk resmi gezi Türkiye’ye oldu. Heyetle İstanbul’dan İzmir Efes’e gittik. Dönüşte, benim bindiğim arabada Elena Çavuşesku ile Firuze Çağlayangil arkada oturuyordu, ben önde... Bir ara yol yorgunluğundan Elena Hanım uyuklamaya başladı, hem de derinden. Firuze Hanım olayın farkına varmıştı. Elena Hanım, uzun bir süre sonra ani bir frenle uyanıp, bana çıkıştı, ‘Neden söylediklerimi tercüme etmiyorsun’ dedi. Ben, uyuyordunuz diyemeyeceğim için hemen bir senaryo yazıp, suçu Firuze Hanım’a attım, ‘Firuze Hanım uyuklamaya başlamıştı o nedenle tercümeye ara vermiştim’ dedim. Bu sefer, ‘Aaa.. Öyle şey olur mu! Misafir yanında uyunur mu! O halde sen de uyu’ demez mi. Uyuyamadım tabii. Bir çevirmen olarak atik olmam lazımdı.
HER CEVABIM ONLARIN DEDİĞİ GİBİ OLDU
İkili görüşmelerde benim soru sormam, karşı soruları Çavuşeskular’a çevirmeden yanıt vermem mümkün değildi. Ankara temaslarımızda TBMM’de bir resepsiyon vardı. İbrahim Şevki Atasagun, Elena Hanım’ın yanında bana ‘Tevellütünüz kaç’ dedi. Elena Hanım, hemen ‘Sana ne sordu’ diye araya girdi. Ben, ‘Yaşımı soruyor’ diye cevapladım. Bunun üzerine, ‘Neden sorduğunu öğren bakalım’ dedi. Sonra Atasagun bana, ‘Türkçeniz çok iyi. Nerede öğrendiniz? Tahsilinizi İstanbul’da mı yaptınız?’ deyince kendilerine Türkçe’nin benim anadilim olduğunu söylerken Elena Hanım yine lafa girdi, ‘Kendilerine Türkçe’yi Bükreş’te öğrendiğini söyle’ diye beni ikaz etti. Kendimle ilgili olsa bile her soruya onların istediği gibi cevap veriyordum.
PAZARLIK YAPMAMI İSTEDİ YAPAMADIM
Elena Hanım Kapalıçarşı’ya hayran kalmıştı. Çocuklarına (3 tane çocuğu vardı), torunlarına altın bilezik ve kolyeler aldı. Çantasındaki para ise, aslında Romanya’nın parasıydı. Devletin parası ile alışveriş yapıyordu. O yüzden paralarının limiti yoktu. Ama yine de çok pazarlıkçı, cimri bir kadındı. Bu hali Romanya’nın itibarına da yakışmıyordu. Bakır eşyası alacaktı. Adamlarla pazarlık yapmamı istedi. 10 lirayı, 5 liraya indirmek için pazarlık yapmamı söyledi. Ben pazarlık yapmayı bilmediğimi söylediğimde ise beni fena şekilde azarlamıştı.
BENİM OLMADIĞIM POZUNU ARADI
Fahri Korutürk ve eşi Emel Hanım’ın davetlisi olarak Türkiye’ye gitmiştik. Bayan Korutürk, bizlere sanat okulunu ve müzeleri gezdirdi. Fotoğraflar çekildi. Fotoğrafçılardan biri Çankaya’daki akşam yemeğinden önce bakır kaplı Türk motifli bir albüm içerisinde bu fotoğrafları Elena Hanımefendi’ye verdi. O sandalyede oturuyor ben ise yanında ayakta duruyordum. Albümün sayfalarını çevirdi, çevirdi. Her yerde onun yanında ben vardım. Bir pozda bayan Çavuşesku yalnızdı. O fotoğrafı gördüğünde ‘Hele şükür kendimi yalnız gördüm’ demekten kendini alamadı. Demek ki ona gölge yapıyormuşum.
ECEVİT BABAMA TÜRKÇE’Mİ ÖVMÜŞTÜ
Türkçe’sine hayrandım Ecevit’in. Çok güzel konuşuyordu. İlk kez 1975 yılında Romanya’ya geldi. Daha çok yarıresmi bir geziydi bu. Çünkü o sıralarda Ecevit dünya sanat eleştirmenleri kurulunun üyesiydi. Modern heykeltıraş Constantin’in yaşadığı yerleri görmek istemişti. Sonra Köstence’de müzeleri ve o meşhur Kral Camii’ni gezdi. Camiye Ecevit gelecek diye yaşlı Türkleri de davet etmişlerdi. Onların arasında babam da vardı. Babamla tanıştırdığımda Bülent Ecevit babama, ‘Kızınızın Türkçesi çok güzel. Bize çok yardımcı oluyor’ demişti. Ben Türkiye’ye gittiğimde Ecevit unutmamış, hemen babamı sordu. ‘Öldü’ deyince çok üzülmüştü.
ÖZAL GELİNCE 2500 LEY VERDİLER
Turgut Özal, 1991 yılında yani devrimden sonra gelmişti Romanya’ya. Cumhurbaşkanı Iliescu’nun danışmanları beni çağırdılar. Görevimi söylediler. Ben kendilerine ‘Düne kadar herkes beni Çavuşeskular’ın yanında gördü. Şimdi Iliescu’nun yanına çıkmam olmaz’ deyip görevi kabul etmedim. Ama bunu üzerine, ‘Niçin olmasın. Sen dürüst çalıştın. Şimdi demokrasiye geçişte de ülkene hizmet etmelisin’ dediler. Sonuçta Özal’la yapılan görüşmelerde de ben bulundum. Çavuşesku, bana bu tür görüşmelerde bir Ley (Rumen para birimi) bile vermezdi. Iliescu, emekli maaşımdan fazlasını, 2500 Ley vermişti Özal geldiğinde.
34 YILLIK DİKTATÖRLÜĞÜN ARDINDAN KARISIYLA BİRLİKTE İDAM EDİLDİ
1918 doğumlu Nikolay Çavuşesku, 2. Dünya Savaşı’nın ardından Romanya’da iktidarı ele geçiren Komünist Parti’nin bir üyesiydi. Yavaş yavaş tırmandığı parti yönetiminde komünist lider Gheorghiu-Dei’nin 1965’te ölümünden sonra, ülkenin yeni lideri oldu. Benimsediği baskıcı yöntemler, onu tarihin en büyük diktatörlerinden biri yaptı. Bu arada fakirlik içindeki ülkede çok lüks bir yaşam sürüyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılma süreciyle birlikte Çavuşesku’nun iktidarı da sallanmaya başladı. 1989 yılında, gösteri yapan halka ateş açılmasını emredince, ülkede bir devrim hareketi başladı. 22 Aralık 1989’da karısı Elena ile kaçmaya çalışırlarken yakalandı ve 34 yıllık diktatörlüğün ardından karısıyla birlikte idam edildi. |