|
Nuran ÇAKMAKCI
Sally Curtis, ISI verilerini hazırlayan Thomson Scientific’in Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölge Direktörü. Geçtiğimiz hafta Anadolu Üniversite Kütüphaneleri Konsorsiyumu’nun (ANKOS) davetlisi olarak İstanbul’a geldi.
Curtis, ellerindeki verilere göre Türkiye’nin son 10 yıl içinde dünyada bilimsel makale sayısını en çok artıran, en dinamik ülke olduğunu söylüyor. Ayrıca yaklaşık 6 ay içinde, yazdığı makalelerle en fazla atıf alan Türk akademisyeni açıklayacaklarını, YÖK ve TÜBİTAK ile yürütecekleri ortaklaşa bir çalışmayla bu alanda akademisyenlere ödüller vereceklerini belirtiyor.
Türkiye’yi bilimsel alanda nasıl değerlendiriyorsunuz, sizce gidişat ne yönde?
- Biz falcı değiliz, Türkiye’nin geleceği konusunda bir öngörü yapmamız mümkün değil. Ama son 10 yıla bakınca, performansının çok iyi olduğunu ve gidişat değişmezse daha ileri gideceğini söyleyebilirim. Dünyada bilimsel işbirliğinin artması ile Türk bilim adamlarının da uluslararası alanda yer bulduğunu görüyoruz. Çünkü, Türk bilim adamları da atıf aldıkça bilimsel davetlere, konferanslara daha fazla çağrılıyorlar. Halbuki daha önceki araştırmalarda Türkiye hep lokal kalıyordu, dışarı çıkamıyordu.
Türkiye, Thomson’da nasıl görünüyor?
- Türkiye bizim gözümüzde bir iç Avrupa bölgesi olarak en dinamik, en hızlı gelişen ülke.
BİR TÜRK’ÜN MAKALESİNİ JAPONYA’DA KİMLER OKUYOR
Yaptığınız iş, kurduğunuz bu veritabanı, dünyadaki bilimsel işbirliğine de bir anlamda katkı sağlıyor, öyle değil mi?
- Kesinlikle. Bizim bir başka amacımız da, dünyadaki bilim adamlarının kendi araştırmalarını dünyaya sunmalarını sağlamak. Türk bilim adamının yazdığı makaleyi Japonya’da, Rusya’da ya da dünyanın başka bir köşesinde kimler okuyor, kimler bu makaleyi değerlendiriyor görsün, istiyoruz. Bu yüzden şu anda 59 üniversitedeki erişimi ulusal düzeye çıkarıp, sistemi daha çok kullanılır hale getirmek istiyoruz. Buradaki ortağımız Mikro Bilgi Kayıt, Dağıtım şirketi ile çalışmaya başladığımzda bu sayı 30 civarındaydı örneğin. Hızla büyüyoruz.
Bu konuda hükümetle görüştünüz mü?
- ANKOS (Anadolu Ünivesite Kütüphaneleri Konsorsiyumu) ile temastayız. Bu konsorsiyum Türkiye’deki 80 üniversiteyi, üniversite kütüphanesini biraraya getiriyor. Burada bulunma nedenimiz de ANKOS’un yıllık toplantısı. Birçok yayıncı o toplantı için Türkiye’de. Hem ANKOS’un yönetim kadrosu, hem de onlara üye olan 80 üniversitenin 200’ü aşkın kütüphane yönetici ile biraraya geldik. Onların arzu ve isteklerini dinliyoruz. Bilgi alışverişinde bulunduk.
Thomson niye böyle bir çalışma yapıyor? Kár amacı mı güdüyorsunuz?
- Thomson ticari bir şirket. Çalışmaları da bir ücret mukabilinde yapıyor tabii.
Türkiye’de bir tartışma var. YÖK Başkanı da, TÜBİTAK Başkanı da bu eleştirilerden nasibini aldı. Yazdıkları makale ve aldıkları atıf sayılarının yetersiz olduğu söyleniyor. Makale ve atıf sayısı önemli bir kriter mi, dünyada durum nasıl?
- Makale ve atıf sayısı bütün dünyada önemlidir. Ortaya çıkarılan makale kadar, onun başkaları tarafından ne kadar kullanıldığı da çok geçerli bir kriterdir. Çünkü bilimsel araştırmalar, daha önce yapılmış araştırmaların üzerine inşa edilirler. Atıf da, içeriğin doğru ya da yanlış olduğunu değil, o makalenin camiada ne kadar etkin olduğunu gösterir.
Ülkeler için makale ve atıfların ne önemi var?
- Araştırma bir fon, para meselesidir. Örneğin çay mı yoksa beyin tümörü üzerine mi bir araştırma yapacaksınız? Önce bunu saptayacaksınız. Bunun için de önceden yapılan çalışmaları bilmeniz gerekiyor. Mesela Türkiye’nin istatistiklerine bakınca tıbbın bazı bölümlerinde Türkiye bir hayli yüksek sırada. O zaman bu alanda gelişmek için fonu, parayı bunun üzerinde yoğunlaşıtırıp, çalışmak gerekiyor. Öte yandan Türkiye’de gelişmemiş bilim dalı varsa ve o konuda atıf ya da makale yoksa, o konuya ayrılacak para da daha az olacaktır.
Sizin verileriniz bu durumda paraya da yön veriyor yani...
- Bir bakıma öyle. Örneğin 2003’te İspanya’da bir çalışma yaptık. İspanya’nın Bilim ve Teknoloji Bakanlığı adına yürüttüğümüz bir projeydi. İspanya’daki bütün kurumların bilimsel veritabanlarına ulaştık ve sonra oralardaki verilere bakarak bakanlığın elindeki araştırma fonlarını nasıl kullanması gerektiği konusunda yol gösterdik. |