16/05/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
16.05.2005
Özdemir İNCE
Kendi tarihiyle küs olmamak
  
oince@hurriyet.com.tr
 

Hiçbir yazarı, okuru, aydını, insanı düşüncelerinden dolayı suçlamadım, herhangi bir şekilde mahkûm etmedim.
Örneğin ekonomik ve politik küreselleşmenin ancak çok büyük, emperyal devletlerin ve uluslar arası şirketlerin işine yarayacağını düşünüyorum.

Bu konuda böyle düşünen sadece ben değilim. Ama küreselleşme yandaşlarının iddialarını kendi bağlamları içinde, kendi sözleri ve iddiaları ile yıkmaya çalışırım.
Bir tartışmaya girdiğim zaman karşı tez olarak kesinlikle kendi tezlerimi ileri sürmem. Kendi tezlerimi ileri sürdüğüm zaman zaten yazı o noktada biter, tartışma olmaz.
Karşımdakilerin tezlerini kendi tezimi ileri sürmeden tartışırım, yanlış noktalarını ve tutarsızlıklarını gösteririm.
***
Örneğin Mehmet Ali Birand Posta gazetesinde “Asker kendini zora sokuyor” (26 Nisan 2005) ve “Kendi tarihi ile barışık olmak” (28 Nisan 2005) başlıklı iki yazı yazdı.
Mehmet Ali Birand, Genelkurmay Başkanı’nın yaptığı konuşmayı Avrupa Birliği normlarına göre değerlendirip eleştiriyor ama Orgeneral Hilmi Özkök’ün konuşmasını ulusal esenliğimiz ve çıkarlarımız açısından okumaya çalışmıyor.
Yapılması gereken şu: Genel Kurmay Başkanı’nın konuşmasını ulusal çıkarlar açısından okumak ve daha sonra Avrupa Birliği bağlamı içinde değerlendirmek.
Bir eylem ulusal çıkarlara uygunsa ama Avrupa Birliği ile çelişiyorsa, hangisini tercih edeceğiz? Ben kendi adıma önce ulusal çıkarlarımızı tercih ederim. Avrupa Birliği’nin çıkarları ülkemin çıkarlarından sonra gelir.
Mehmet Ali Birand’ın yazdığı gibi “Asker kendini zora sokuyor” ama bu zor ulusal çıkarlarla çelişmiyor. AB ile çelişiyor. O zaman AB ile konuşulur.
***
En kızdığım laflardan biri “Kendi tarihi ile barışık olmak!” Bunun anlamı şu: Başkalarının bizim için biçtiği ve bize layık gördüğü elbisenin içine girelim.
Girmezsek kendi tarihimizle barışmamış oluyoruz, ki çok ayıptır (!).
Girersek herkesin beğeneceği aptal çocuk olacağız, herkes ensemize vurup lokmamızı elimizden alacak.
***
Mehmet Ali Birand “Kendine güvenen, özür dilemekten utanmayan, göğsünü gererek ‘Hata ettim’ der” diyor. Ve ekliyor: “Bunun güzel örneğini Mustafa Kemal vermiştir. Gelibolu Savaşlarından dolayı kimseyi düşman ilan etmemiş, aksine Çanakkale’de ölen onbinlere ‘Artık bizim çocuklarımız’ demek büyüklüğünü göstermiştir.”
Mehmet Ali Birand’a karşı herhangi bir tez ileri sürmeyeceğim ilkem gereği, sadece kendi tezi içinde tutarsızlığını göstereceğim:
1.Mustafa Kemal, Çanakkale savaşları konusunda, yaptığı, yaptığımız bir hata yüzünden özür dilemiyor.
2.Tam tersine bize karşı yapılmış bir haksızlığın aleti olan ve bu uğurda hayatlarını veren insanları bağışlıyor.
3.Mustafa Kemal, Türk ulusu adına ve kendi adına, saldırgan Avustralya ve Yeni Zelanda devletlerini ve halklarını bağışlıyor, onlara dostluk elini uzatıyor.
4.Bu, tarihsel açıdan gerçek bir büyüklüktür.
5.Kemal Atatürk’ün eylemi ve sözleri Mehmet Ali Birand’ın tezini yalanlamaktadır.
***
Mehmet Ali Birand’ın tezine ve tezinin mantığına kendimizi uyarlarsak şöyle bir sonuca varırız: Mustafa Kemal ve askerleri, Çanakkale savaşları sırasında saldırganlara karşı koyup Anadolu’nun ve Kafkasların kapısını açmadığı için hata yaptıklarını anlamışlar ve Mustafa Kemal düşmandan ve ölülerinden özür dilemiştir.
Birand’ın mantığının Çanakkale yorumu böyledir.
Benim ve benim gibi düşünenlerin yorumuna göre: Çanakkale zaferi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temellerini atmış, Çarlık Rusya’nın yıkılmasına, SSCB’nin kurulmasına yol açarak, XX. Yüzyıl tarihinin mimarı olmuştur.


Özdemir İNCE
Tüm yazıları
    Ali Atıf BİR
  Demokrat tasarımlı marka: IKEA
 
    Doğan HIZLAN
  Beykozlu bir Orhan Veli
 
    Ercan KUMCU
  Piyasaların şaşırması herkesi şaşırtır
 
    Erdal SAĞLAM
  GAP için artık önceliklerin belirlenmesi lazım
 
    Fatih ALTAYLI
  Tanıtımın tartışılmaz gücü
 
    Ferai TINÇ
  Rumeli Türkleri ve yeni yaklaşım
 
    Kanat ATKAYA
  Hagi'ye mektup
 
    Nurten ERK
  Peugeot: ÖTV artışı, hafif ticari araca öldürücü darbe
 
    Tufan TÜRENÇ
  Gençlikle ilgili bir gerçek öykü
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    İlhan SÖYLER
  Hagi'nin yanlışları
 
    Vedat OKYAR
  Maçın adamı
 
    Vahap MUNYAR
  Çukurova, TeliaSonera’ya Turkcell çalımı mı atıyor
 
    Yener SÜSOY
  Futbolcumuz bilgisiz hakemimiz tecrübesiz
 
    Ercan SAATÇİ
  Bana dokunmayan yılan
 
    Can BARTU
  Akıl almaz hatalar
 
    Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
  Liste çıktığı an DYP’yi sıkıntı bastı
 
    İlker YASİN
  Enkara gecesi
 
    Meriç ENERCAN
  İlahi adalet
 
    Ahmet HAKAN
  Aman kimse duymasın rektör cevap verdi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com