14/05/2005 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cumartesi
14.05.2005
Benim hayatım hep son tren son vagondur
 

Ezgi BAŞARAN

Yıllar önce Mahallenin Muhtarları dizisinde Temel rolünü oynadığı için herkes onu Temel bellemişti. Halbuki o ne sanıldığı gibi Karadenizliydi, ne de o rolden ibaretti. Erkan Can bunu çok geçmeden, Serdar Akar’ın Gemide adlı filminde oynadığı Reis’le kanıtladı. Muhteşemdi.

Altın Portakal jürisi de o sene öyle düşünmüştü. Daha sonra geldi diğer film projeleri ve ödülleri. Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, Vizontele, Yazı Tura, Anlat İstanbul ve son olarak O Şimdi Mahkum filmlerinde izledik onu. Hepsinde yan rollerdeydi ama o öyle bir oynadı ki bu filmlerden akılda ne kaldıysa içinde o da vardı. Onunla Apo Dayı’nın yeri, benim Baraka diye bildiğim Fenerbahçe’deki kahvede buluştuk. O arada bir içindeki filozof Erkan Can’ı çıkardı, bazen tespihini çekti, O Şimdi Mahkum filminden kendisine kalan kehribar sigaralığından sigara içti. Ve anlattı kendi deyimiyle nasıl bir ‘mahalle çocuğu’ olduğunu.

ARADA BİR FİLOZOF

Anarşinin yoğun olduğu zamanlarda gençliğimiz geçti. Sağ ve sol diye ayrılmıştı hayat. Meğersem işin aslı öyle değilmiş. Ben bunu 45 yaşından sonra anladım. Bizi kandırmışlar hayatın özüyle ilgili. Gençlik dönemimde solcuydum. Mahallem solcuydu ama yine de tüm fraksiyonlara tiyatro yaptım. Çünkü oyuncunun sağcısı solcusu olmaz. Atatürk ne diyor: Kendimize bakalım, biz ne Avrupalılaşmak ne de Amerikanlaşmak istiyoruz. Atatürkçüyüm de diyemiyorum çünkü bugün herkes Atatürkçü. Atatürk’ü de dümen tuttular. Benim babam Köy Enstitüsü mezunu. Bir öğretmen çocuğuyum. Söyledikleri hálá kulaklarımdadır. Ona aykırı bir şey yapamam, mezardan kalkar döver. Hiçbir zaman arkadaşımı aldatmam, yalan söylemem. Langur lungur her şeyimi anlatırım. Durmaz bende. Öyle bir adamım.

AŞKLAR DİJİTAL OLDU AYAK UYDURAMIYORUM

Utangaç bir tipimdir. Dört yıl önce evlendim. Şimdi 21 aylık bir kızım var. Biraz geç de olsa aile kurmayı başardım. Dar Alanda Kısa Paslaşmalar 80 ihtilali öncesi mahalle aşklarından bahsediyordu. O romantik dönemde yaşamış biri olarak bu çağı anlayamıyorum. Aşklar dijital oldu, ayak uyduramıyorum. Bocalıyorum, aşk mevzuunda patinaj yapıyorum. Çözemedim, bıraktım.

RESTORAN PROJEM DİPFİRİZDE

Paranın fazlası bana gerekli değil. Başımı sokacak bir evim bir de arabam var, tamam. Ticaret yapmayı denedim olmadı. Marmaris’te bir dünya mutfağı restoranı açmıştım. Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından bir yıl önce. O sene hiç kimse iş yapamadı zaten. Ben de arzular şelale, yoksulluklar tecrübe dedim kapattım restoranı. Ama ben hiçbir şeyden vazgeçmem. Restoran projesini de dipfrize kaldırdım. Zamanı gelince çıkarıp afiyetle yiyeceğim.

İÇKİYE TÖVBE ETTİM

3 sene önce tövbe ettim. İçen arkadaşlarımla otururum, kıra bahçeye gittiysek salatalarını yaparım, etlerini pişiririm, sakilik yaparım ama içmem. Biz biraz hızlı içtiğimiz için kaybediyoruz alkolde. Bir duble rakının içiş süresi 1 saat olmalı. Ama biz öyle yapmıyoruz, tak matiz oluyoruz. Ben ayarında bırakamadım. O yüzden şimdi toptan ilişkimi kestim o arkadaşla. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com