  |
| |
Kızartma yağı zehir üretiyor
Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, kızartma için kullanılan yağlar, damar sertliği ve Parkinson gibi hastalıklarla ilişkisi olduğu sanılan zehirli HNE maddesi üretiyor. HNE maddesi doymamış sıvı yağın yarım saatten fazla 185 santigrat sıcaklıkta ısıtılmasından sonra oluşmakta. Besinlerden kolayca alınabilen bu çok zehirli madde, hücrelerdeki proteinler ve diğer moleküllerle reaksiyona girmekte. Daha önceki araştırmalarda HNE maddesinin damar sertliği, Parkinson, Huntington hastalığı ve inmeye neden olduğu ortaya çıkmıştı. Hatta son yıllarda ülkemizde de çok sağlıklı olduğu söylenen (ısıtılmış) soya yağında da HNE’ye benzeyen üç diğer zehirli madde daha saptanmış.
Kızartma yağı özellikle de tekrar tekrar kullanılması halinde daha tehlikeli hale geliyor. Çünkü sıvı yağların yeniden ısıtılması HNE maddesinin de çoğalmasına neden olmakta. Bilim adamları bundan sonraki çalışmalarda HNE maddesinin ne kadar düşük ısıda oluştuğunu araştıracaklar.
Üniversiteli gençlerimizden ilginç projeler
BThaber gazetesinin onuncu yılı nedeniyle yürürlüğe giren BThaber kampus projesine, yaklaşık yüz üniversiteli 50 projeyle katıldı.
27 üniversiteden 97 öğrencinin katıldığı BT haber Kampus projesi tamamlandı. Haftalık bilişim gazetesi Bthaber’in onuncu yılı nedeniyle hazırlanan proje sayesinde çalışmalarını sunma olanağı bulan öğrencilerin projeleri Bthaber gazetesinin web sayfasında yayımlandı. www.bthaber.com.tr/kampus adresinde "Akıllı Kapı Projesi"nden, "Hair Simulation"/Saç tasarımı. "Yüz Takipçisi", "Evrensel İnternet Polisi" ve "e-Eczane"ye kadar birbirinden ilginç 50 proje yer alıyor.
Beykent Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünden Bülent Coşkun’un projesi, İnternet kullanımında daha güvenli bir ortam sağlayarak, İnternet suçları ile mücadele etmeye dayanıyor. Evrensel İnternet Polisi sistemi için günümüz polis teşkilatının çalışma mantığı düşünülmekte.
Saç tasarımının diğer maddelere göre daha zahmetli bir çalışma olduğunu düşünen ve saç tasarımında gerçekçi görüntülerin önemine inanan Dokuz Eylül Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümü araştırma görevlisi Göksel Günlü ve dördüncü sınıf öğrencisi Mümin Gözütok, Hair Simulation/Saç tasarım projesini geliştirmişler. Projenin hedefi saç hareketlerinin, "Mass-Spring" olarak adlandırılan bir yöntemle bilgisayara aktarılabilmesini sağlamak.
En fazla başvuru yapan Başkent Üniversitesini, altı projeyle Yıldız Teknik Üniversitesi ve beş projeyle de Bilkent Üniversitesi takip ediyor.
Sosyal erkeğin kalbi daha sağlam
Amerika’da yaklaşık olarak 3200 kişiyle gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, sosyal ilişkiler erkek kalbi üzerinde olumlu etki yapıyor. Belli bir sosyal çevre içinde yaşayan yaşlı erkeklerin kanında daha az uyarıcı iltihap maddeleri bulunmakta.
Doğrudan doğruya arteriosklerozla (damar sertliği) ilişkilendirilen interlökin Ğ6 (IL-6) gibi uyarı maddeleri kalp-dolaşım hastalıkları için bir risk oluştururlar. Amerikalı bilim adamları araştırmaları sırasında aralarında interlökin-6’nın da bulundu dört risk faktörünü incelerken katılımcıların ailevi durumları, akraba veya yakın dost sayısı ve dini etkinlikleriyle ilgili bilgiler de edinmişler.
Araştırmacılar yaş ortalaması 62 olan grupların sosyal ilişkilerini 1(yalnız) ila 4(çok iyi) puanla değerlendirmişler. Kan değerlerinin karşılaştırılması sonucunda sosyal iletişim puanı 1 olan kişilerin kanındaki interlökin-6 seviyesi daha yüksek çıkmış.
Bu verilerden yola çıkan bilim adamları, yalnız yaşayan erkeklerde kalp-dolaşım hastalıkları riskinin daha yüksek olduğu sonucuna varmışlar. Fakat araştırma sırasında ilişkilerin kalitesi değil sadece çokluğu dikkatte alındığı için bilim adamları yeni araştırmalar yapacaklar. Sosyal yaşam ve kalp-dolaşım hastalıkları arasındaki bağlantı kadınlarda ortaya çıkmamış.
Bel ağrısı da genetik
Sırt ağrısı genelde hatalı oturuş, sağlıksız yatak veya yetersiz egzersiz gibi faktörlere bağlanır. Sırt ağrısının çok yaygın oluşu yatak üreticilerine bile yaradı. Her gün yeni bir ortopedik yatak türü çıkıyor piyasaya. Fakat Amerikalı ve Japon bilim adamlarından oluşan bir ekip şimdi bel ağrısının da genetik olduğunu buldu. Üstelik de tüm ağrılardan değişeme uğramış tek bir gen sorumlu!
Bu gen CILP olarak adlandırılan bir proteinin yapıtaşını taşımakta. CILP proteiniyse bel kısmındaki disklerin sağlamlığını dolayısıyla da bel ağrılarının ortaya çıkışını belirliyor.
Bilim adamları CILP proteinin aşırı derecede üretilmesi halinde, diğer bir anahtar proteininin etkisini engellemekte ve bunun sonucunda bel bölgesindeki kıkırdak yapı iyi gelişmediği için diskte bozukluklar ortaya çıkabiliyor diyor Nature Genetics dergisinde (www.nature.com/ng, 1.5.05)
Ayrıca bel bölgesindeki disklerin bozulma sürecinde meydana gelen rahatsızlıklarda da daha fazla CILP proteininin üretildiği saptanmış. Bu nedenle de CILP üretimini kontrol edip, dengeleyebilecek etki maddeleri sayesinde yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilebileceği sanılmakta.
Hong Konglu bilim adamları işitme genini buldu
Hong Kong Üniversitesi bilim adamları işitmeden sorumlu geni bulduklarını açıkladılar. Sox2 geni içkulakta işitmeden sorumlu kıl hücrelerinin (denge ve işitme hücreleri) ayarlanmasından sorumlu. www.pressetext.at sitesindeki haberde genin bulunuşu sayesinde kalıtımsal sağırlığın da tedavi edilebileceği bildiriliyor. Bu proje üzerinde on iki yıl boyu çalışan bilim adamları farelerle yaptıkları deneyler sonucunda, Sox2 genindeki her bozukluğun işitme kaybı ve denge sorunlarına neden olabileceğini bulmuşlar. Fare kulağı insan kulağına çok benzediği için sonuçlar insanlar için de geçerli. Araştırmayı yöneten Kathryn Cheah, Sox2 geninden, yeni kıl hücreleri oluşabileceğini ve sağır hastaların bu yenilenme sürecinden, tekrar duyabilecek şekilde yararlanabileceklerini söylüyor.
Orta yaştaki fazla kilolar bunama riskini üçe katlıyor
Amerika’daki Ulusal Sağlık Enstitüsü bilim adamları, orta yaşlardaki fazla kiloların bunama riskini %74’e kadar, aşırı şişmanlarda ise %200’e kadar yükselttiğini açıkladılar.
Bilim adamları bu nedenle şişmanlığın yaygınlaşması halinde bunamayla ilgili hastalıklarda bir patlamanın yaşanabileceği konusunda endişeliler. Araştırmada beden kitle endeksi 30’u aşan 10.000 kişinin zihinsel yetisi üç kuşak boyu incelenince, bilim adamları şişman bedenin de bunama riskinde önemli bir rol oynadığını görmüşler.
Bilim adamları şişmanlığın bunama riskini doğrudan doğruya beyni etkileyerek yükselttiğini ya da kardiovasküler hastalıklar ve diyabete bağlı olarak geliştiğini sanıyorlar.
Tahminlere göre bunama hastalıkları, dünya nüfusunun yaşlanmasına bağlı olarak önümüzdeki 20 yıl içinde yaklaşık olarak %400 oranında daha fazla görülecek. Ve bazı öncelemeler ise 2050 yılında yaklaşık 45 milyon kişinin bunama hastalığına yakalanacağı yönünde.
Neandertal ve sırtlanın, mağara ve yiyecek mücadelesi
Fransa’da bulunan üst baldır kemiğindeki izlerden, Neandertal adamının sırtlanlarla mücadele içinde yaşadıkları anlaşıldı.
41.000 yıllık geçmişi olan üst baldır kemiği, batı Fransa’da sırtların da yaşamış olduğu bir mağarada bulunmuş. Mağarada bulunan bazı hayvan kemikleri üzerinde hem sırtlarının diş izleri hem de kesici aletler izlerinin bulunduğunu söylüyor, Bordeux Üniversitesi’nden Cédric Beuval, PNAS dergisinde. Neandertal kemiğinin de hayvanlar tarafından ama büyük bir olasılıkla sırtlanlar tarafından dişlendiği tahmin edilmekte. Bu da bilim adamlarına göre orta Paleolitik dönemdeki rekabeti yansıtmakta. Ayrıca üst baldır kemiğinin biçimi de Neandertal insanının sanılandan çok daha geniş alanlarda dolaştığını ve hareketliliğin modern insanın Avrupa’ya gelmesinden önce başladığını kanıtlamakta.
Avrupa’da her saat başı bir astım hastası ölüyor
Son bir araştırmaya göre, Avrupa genelindeki 30 milyon astım hastasından 1,5 milyonu, hastalığın haftada en az bir krize neden olan ağır biçimine sahip Yaşamlarını korku içinde geçiren bu hastaların beşte biri hafta bir kez astım krizi yaşıyor. Astım, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürmekte. Hastaların üçte biri astım yüzünden dostlarıyla bir araya gelemedikleri, tiyatroya ve sinemaya gidemedikleri için sosyal yaşantılarının olmadığından yakınıyor Hastalık, katılımcıların %20’sinde işlerini ve eğitimlerini yarım bıraktıracak kadar etkili olmuş. Uzmanlar batı Avrupa’da saat başı bir astım hastasının yaşamını yitirdiğini oysa ölüm vakalarının %90’ının hastaların aydınlatılması, daha iyi tedaviler ve uygun sağlık politikalarıyla önlenebileceğini düşünüyorlar.
Cinsel uyarı için içkiyi düşünmek bile yetiyor!
İnsanlar alkolün etkisini farklı şekillerde hissederler. Bu hem erkek hem de kadın için geçerlidir. Kimileri bir iki kadehle neşelenirken, bazı insanlar daha birinci kadehten sonra gevşemeye başlar ve ikinci kadehten sonra uyur kalır.
Fakat alkolün bir de afrodizyak etkisi var tabii. Amerikalı ve Alman bilim adamlarından oluşan bir araştırma ekibi şimdi ilginç bir sonuca ulaştı. Erkeklerde içkinin düşüncesi bile cinsel uyarı etkisi yapıyor.
Şöyle, erkeklerin bu etkiyi hissedebilmeleri için erkeklerin "rakı" veya "bira" gibi sözcükleri görmeleri bile yeterli. Hatta bu etki sözcüklerin bilinçsiz olarak algılanması halinde bile erkeğin libidosu harekete geçebiliyor.
Bununla birlikte bu etki erkeğin içki deneyimiyle de ilgili. Birkaç "esaslı" içkiden sonra çakırkeyif olan erkekler, sadece içkiyle ilgili sözcükleri gördüklerinde bile cinsel olarak uyarılabiliyorlar.
Fakat içki içtikten sonra gevşeyen ve uyuyanlar, uyarıcı etkiyi de hissetmiyor. Bremen Uluslararası Üniversitesi’nden Markus Denzler ve arkadaşlarının konuyla ilgili araştırma raporu Addiction dergisinde yayımlandı. |