  |
| |
"Kayıp" Leopar Ermenistan’da görüntülendi
Ermenistanlı bilim insanları, Anadolu-İran ve Kafkasya’da yaşayan ancak bu bölgede tamamen tükenme tehlikesi altında bulunan leoparlardan birinin ilk fotoğrafını çekmeyi başardılar.
Leopar, kurulan "tuzak fotoğraf makinesi" tarafından görüntülendi. Ermenistan’daki Megri bölgesinde çekilen fotoğrafın tarihi 9 Mart 2005, saat 01.35. Böylece ilk kez Ermenistan’da leoparın yaşadığı belgelenmiş oldu.
WWF-Kafkasya Ermenistan Ofisi üç yıllık bir çaba sonucu bu başarıya ulaştı. WWF’nin kafkasya bölgesinde leoparları koruma programı uygulanıyor. Ermeni bilim insanları, bu fantastik hayvanlardan 5-7 tanesinin bu bölgede yaşadığını tahmin ediyorlar.
Panthera pardus ciscaucasica adıyla bilinen bu leopar bölgedeki en tehlike altınadka memeli. Aynı zamanda WWF’nin kırmızı listesinde (en tehlike içindeki canlılar) bulunan leopar, bütün bölgelerde korunma altında.
Kafkasya leoparı veya parsı ile Anadolu leoparı veya parsı (Panthera pardus tulliana Valenciennes) birbirine çok yakın. Geçen sayımızda belirttiğimiz gibi, Anadolu’da leoparlar artık kalmadı.
1879’da Osmaniye yakınında Gavur dağında vurulan dişi bir leoparın ölçüleri: Baş ve gövde uzunluğu takriben 150 cm. Kuyruk uzunluğu 94 cm. Omuz yüksekliği 66 cm idi.
1942 Yılında İzmir ili Urla ilçesi dağlık alanında bir çoban tarafından yavru leopar yakalanmış ve İzmirli tanınmış avcılardan Murat Türkmenoğlu’na satılmıştı. Murat Türkmenoğlu tarafından 9 ay bakılan pars büyüyünce İzmir hayvanat bahçesine armağan edilmişti. "Zoza" adlı bu leoparın fotoğrafı, 1946 yılında İstanbul Üniversitesi fotoğrafçısı Cafer Türkmen tarafından çekilmişti.
Bakteri dostu deniz kurdu
Doğu Pasifik’teki hidrotermal (sıcak su) kaynaklardaki bacaların ince duvarlarında görülen Pompei kurdu (Alvinella pompejena), 80 santigratlık sıcaklıkları bile yaşayabiliyor ve en yüksek sıcaklığa dayanan hayvan olarak bilinir.
Pompei kurtlarının yaşadıkları baca duvarları içinde bakterilerin yaşadığı on santim kalınlığında jölemsi bir tabakayla kaplıdır. Bacalardan, magma tarafından 300 santigrat dereceye kadar ısıtılan deniz suyu fışkırmakta.
Bilim adamları bakterilerin bu kadar sıcağı nasıl dayandıklarını bir türlü anlayamamışlardı. Fransız Deniz Araştırmaları Enstitüsü’nden Nadine Le Bris başkanlığında çalışan ekibin insansız işleyen özel bir denizaltıyla yapmış olduğu ölçümlerle şimdi bu sorunun yanıtı bulundu.
Bild der Wissenschaft dergisindeki haberde, ölçümleri değerlendiren bilim adamlarının bacalarda deniz suyu, jölenin içinde ise ince yarıklardan sızan kaynak suyu buldukları bildirilmekte.
Kurtların yanından akan kaynar su, kurtların boru biçimindeki bedenindeki soğuk suyla 120 dereceden 20 dereceye düşürülmekte. Bu şekilde bakterilere uygun bir yaşam ortamı sunulmuş oluyor. Anlaşıldığı üzere suyun soğutulmasından Pompei kurdu da yararlanmakta. Bris, sudaki ısı ayarının kurdu pişmekten kurtardığını düşünüyor.
Yuvada aşk şarkıları
Erkek danaburnu böcekleri (Gryllotalpidae), yeraltındaki yaşam alanlarını boynuz biçiminde inşa ederek, aşk şarkılarının daha iyi duyulmasını sağlıyorlar. Holy Cross Koleji biyologları Kenneth Prestwich ve Kristin O’Sullivan, böceğin bu sayede aşk şarkısı için daha az enerji harcadığını söylüyor.
Danaburnu gün batımında yeraltındaki yaşam alanına girerek, dişiye kendine çekmeye çalışır. Danaburnunun yaşam alanı düzenli bir şekilde tasarlandığı gibi boynuz biçimindeki ilkel işitme aletlerine benzemekte. Biyologlar ayrıca boynuz biçimindeki yapının etrafındaki toprağın nemli olmasının da aşk şarkılarının daha iyi yayılmasında etkili olduğunu fark etmişler. |