14/05/2005 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Bilim
14.05.2005
Önce siz onu koruyacaksınız sonra o sizi
 

Yeni doğmuş bir bebeğin bağışıklık sistemi henüz yeterince gelişmediği için, büyükanne ve büyükbabalarınki ise yaşlandığı için, gençlere ve diğer yetişkinlere göre daha zayıftır. Bu nedenle küçük çocuklar ve yaşlılar daha kolay hastalanırlar.

Anne karnındaki korunaklı ortamı terk eden bebek, milyonlarca mikrobun yaşadığı bir dünyaya açar gözlerini. Soluduğu havada, üzerinde yattığı şiltede, mamasında hatta cildinde ve bağırsaklarında bile mikroplar vardır artık.

Mikroskobik boyuttaki bu mini organizmalar bebeğin bedenine girmek ve orada çoğalmak için can atarlar. Elbette ki bunların birçoğu bebeğin cildindeki doğal engeller tarafından bedene girmeleri önlenir. Fakat zaman zaman bu engeli aşan mikroplar da oluyor.

Bedendeki mikroplarla mücadelede savunma sistemi devreye giriyor. Adına bağışıklık sistemi dediğimiz bu mekanizma, bedenimizi doğduğumuz andan itibaren ömür boyu korumaya devam eder.

Sistemin merkezleri

Bağışıklık sistemi çok sayıda organın, kandaki hücrelerin, dokuların ve proteinlerin karşılıklı hareketleriyle işler. Timüs, kemik iliği, dalak ve lenf düğümleri bağışıklık sisteminin merkezleridir. Göğüs boşluğundaki iki parçadan oluşan bir içsalgıbezi olan timüs, küçük çocukların akciğer röntgenlerinde görülebilse de daha sonra iyice küçülür.

Kırmızı kan hücreleri de dahil olmak üzere tüm kan hücreleri kemiklerin ortasındaki yağlı ve gözenekli dokuda gelişmekte. Dalağımız, kırmızı ve beyaz kan hücrelerini barındırır ve kandaki yabancı maddeleri süzer. Savunma sistemimizin ordusu sayılabilecek beyaz kan hücreleri farklı "savunma birimlerinden" oluşur.

Mesela granülositler ve lenfositler gibi. Granülositler hastalık etkenlerini yakalayarak sindirirler, lenfositlerin göreviyse yararlı ve zararlı yabancı maddelerini birbirinden ayırt etmektir. Neredeyse bedenimizdeki her mikroba göre uzmanlaşmış olan lenfositler, mikropları tanıdıktan sonra bağışıklık sistemine haber verirler.

Fakat gerektiğinde lenfositler de düşmanlara karşı harekete geçebiliyorlar. Bedenimizin gösterdiği reaksiyonlardan biri iltihaptır. Bir iltihap sürecinde birbirinden farklı savunma hücreleri birlikte çalışır.

Alerjik reaksiyon

Ayrıca bedenimiz, polen, kedi tüyü veya penisilin gibi belli başlı etki maddelerine karşı alerjik reaksiyon da göstermekte. Bağışıklık sistemimizdeki bozukluklara bağlı olarak çok tehlikeli hastalıklar gelişmekte. Mesela Aids ve kanser gibi.

Tabii bedenimiz gibi bağışıklık sistemimiz de zamanla yaşlanır. Yeni doğmuş bebeğin bağışıklık sistemi henüz tam gelişmediği için büyükanne ve büyükbabalarınki ise yaşlandığı için gençlere ve diğer yetişkinlere göre daha zayıftır. Bu nedenle bebekler ve yaşlılar daha çabuk hastalanırlar. Çocuklar büyüdükçe, çeşitli mikroplara karşı bağışıklık kazanarak, bağışıklık sistemlerini güçlendirirler.

Bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak için beslenmemize, yaşam biçimimize ve alışkanlıklarımıza dikkat etmemiz gerekir. Araştırmalar birçok önemli hastalığın, bağışıklık sistemini zayıflatan stres, kötü beslenme gibi faktörler, yapay içecekler, sigara ve diğer uyuşturucular, alkol ve doğal olmayan sağlıksız gıdaların tüketimine bağlı olarak geliştiğini göstermiştir son yıllarda.  



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com