|
Av. M. Gökhan Ahi mgahi@hurriyet.com.tr
Geçen sayıda, Türk Ceza Kanunu ve diğer özel yasalara göre İnternet’te yayınlanan ve suç sayılan içerikten kimin sorumlu olduğunun ülkemizde henüz düzenlenmediğinden bahsetmiştik. Halbuki, suç ve ceza ‘kanuni’ olmak zorundadır. Yani kanun metninde eylem ve eylemin sorumlusu belirli ve açık olmak zorundadır.
İnternet’te yayınlanan ve suç teşkil eden içerikten kimin sorumlu olacağına dair Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 2003 yılında ‘İnternet üzerinde İletişim Özgürlüğü Üzerine Bildirge’ yayınlamıştır. Bu bildirgede özetle, üye devletlerin ifade ve bilgi özgürlüğünü koruyacakları, İnternet üzerinde bilginin özgürce dolaşabileceği, ifade özgürlüğü ile diğer yasal hak ve çıkarlar arasında iyi bir denge kurulacağı, İnternet’te anonim olma hakkı ile sorumlu kişileri ortaya çıkarma konusunda bir denge kurulması gerekeceği vurgulanmıştır. Türkiye’nin de arasında bulunduğu üye devletlerin bu prensiplere uymaları beklenmektedir.
Bu bildirgenin, İnternet’te suç teşkil eden yayınlardan dolayı kimlerin sorumlu olduğunun genel çerçevesini çizmesi bakımından önemi vardır. Öncelikle, servis sağlayıcılara suçu ve suçluyu araştırma gibi bir yükümlülük verilemeyeceğinin altı çizilmekle beraber, bilgi iletimi ve erişim sağlayan servis sağlayıcıların suç teşkil eden yayınlardan kesinlikle sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. Doğrudan içerik yayınlayan ve/veya içeriğin yayınlanmasında katkısı bulunan servis sağlayıcılar ise suç teşkil eden yayınlardan haberdar olur olmaz bu yayınlara erişimi engellemek veya kaldırmak için hızla hareket etmek zorunda olup, aksi durumda suç teşkil eden içerikten dolayı müştereken sorumlu tutulabileceği hatırlatılmıştır.
Farklı sistemler var
Mahkemelerde bile bir ifadenin suç olup olmadığı uzun bir süre tartışıldığı halde, hosting firması ya da moderatörün, kendilerince oluşturulmamış bir ifadenin suç olup olmadığını tespit etmesi beklenmemelidir. Birine göre hakaret veya iftira içermeyen bir ifade diğerine göre hakaret veya iftira içerebilir. Aynı şeklide, genel kabul görebilecek bir fikir, sadece bir kişinin ihbarıyla yayından kaldırılabilecektir. Kapalı veya açık haber gruplarında olduğu gibi, moderatör veya editörler etik açıdan bir denetimde bulunabilirler, insanları oto sansüre davet edebilirler. Fakat sansür sayılabilecek uygulamadan kaçınmalıdırlar. Aksi halde, Anayasa’yla güvence altına alınan fikir ve ifade özgürlüğü zedelenebilir.
İnternet yayınları konusunda Fransız sistemi, demokrasi ve çok sesliliğe daha uygun düşmektedir. İfade özgürlüğüne daha fazla önem veren bir anlayış bulunduran yasada, bir içeriğin suç teşkil edip etmediğine ancak yargı karar verebilmekte ve sakıncalı içerik ancak mahkeme kararıyla kaldırılmaktadır. İfadenin sahibi ise suçtan sorumlu olarak ayrıca yargılanmaktadır.
Türkiye’de, bir yandan ifade özgürlüğünü sağlamak, diğer yandan da ifade özgürlüğünün sınırlarını aşan yayınların cezai sorumlularını belirlemek konusunda adım atılması gerekiyor. Bir sonraki sayıda, Yeni TCK’da suç teşkil eden yayınların neler olabileceğini anlatmaya çalışacağız. |