|
Edip Emil Öymen eeoymen@hurriyet.com.tr
Bilgi teknolojisindeki ilerleme, dünyanın çeşitli yerlerinde eşzamanlı olarak ortaya yepyeni buluşların çıkmasını sağlıyor. Artık beyin faaliyetlerini, uzaktan algılama yöntemiyle izlemede devrim dönemindeyiz. Bir zamanlar sadece bilimkurgu sayılan durumlar, adım adım gerçekleşiyor. ‘Bilinç-metre’nin icadına çok kalmadı. Brown University, ABD: Hareket yeteneği kalmamış felçli bir genç, sadece düşünce yetisini kullanarak e.posta yolladı.
24 yaşındaki hastanın beyninde istemli hareketleri sağlayan bölgesine, içinde 100 elektrot bulunan bir yonga yerleştirildi. Hasta, sadece ‘düşünerek’ bilgisayar ve televizyonu idare edebildi. Beynine yonga yerleştirildikten 6 hafta sonra e.posta da yollayabilmiş.
Sistem şöyle çalışıyor: Hasta, kullanamadığı kolunu ‘oynatmayı düşünerek imleçi yürütmeyi’ düşünür. Elektrotlar, beynin bu sinyallerini kaydeder. Sinyaller, kenarda duran bir iletici ile bilgisayara gönderilir. Böylece, imleçe ‘yürü!’ komutu erişmiş olur.
Tübingen Üniversitesi, Almanya: Sol gözünün altındaki bir kas hariç, bütün vücudu felçli bir avukat, imleçi, sadece düşünce gücüyle hareket ettirerek iletişim kurmayı öğrendi. Hasta, bilinci açık herkesin her zaman üretebileceği ‘Yavaş Kortikal Potansiyel’ denilen elektriksel aktiviteyle beyninin elektrik düzeyini değiştirdi. Bu değişikliği, imleç aracılığıyla bilgisayarda harekete dönüştürdü.
Tübingen Üniversitesi’nden Profesör Niels Birbaumer, 10 yıllık çalışmasının sonucunda sadece o avukatta değil, tamamen felçli 11 kişide daha bu yöntemi başarıyla denedi. Hatta hastalardan biri, satranç bile oynamak istiyormuş artık. Profesör şimdi bu sistemi satrança uyarlamak için çalışıyor. Şu sırada en önemli engel, bu işlemin yavaşlığı. Hasta, 1 saatte ancak 100 karakter saptayabiliyor.
New York State University, ABD: Yarı-felçli 4 kişi, üzerinde 64 elektrot bulunan özel kepi kafalarına geçirerek, bir ekrandaki imleçi iki değişik yönde oynatmayı başardı. Buna benzer daha önceki bir çalışmada, felçli denek, bir bilgisayar oyun kahramanını düşünce gücüyle ‘yönlendirmişti’.
Princeton Üniversitesi, ABD ve Kyoto Nörolojik Bilimler Laboratuvarı, Japonya: Bir insanın ‘ne düşündüğü’, uzaktan algılama sistemiyle çalışan bir manyetik rezonans aleti ile ölçülebildi. Araştırmacının görmediği çizgileri denekler gördüğünde, ‘hangi’ çizgiyi görmekte oldukları MR ile saptandı.
Londra Üniversitesi, İngiltere: Bilincin, algılama imkanı olmayan kısalıkta uyarıları, beynin algıladığı teorik olarak biliniyordu. Bu, şimdi deneysel olarak saptandı. 15 milisaniye gibi pek kısa süren bir uyarcıyı göz ‘görmediği’ halde, beyin, bunun ‘ne’ olduğunu anlıyor.
İki üç cümleye sıkışan, aslında karmaşık ileri teknoloji süreçleriyle sağlanan bu verilerle tıp, bir devrime doğru gidiyor: Konuşamayan hastalar, yazışarak ‘konuşabilecek’. Hareket edemeyenler, motorize tekerlekli iskemleyi hareket ettirebilecek. Nöroprotez kullananlar, kendileri komut verebilecek. Robotik kol-bacak kullananlar da öyle. Omurilik veya beyincik hasarları, hastanın ölene kadar beyninin içinde hapsolmasıyla sonuçlanmayacak. Komadaki bir hastanın bilincinin gerçekte ne kadar açık-kapalı olduğu saptanabilecek. |