13/05/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cuma
13.05.2005
Bünyamin SÜRMELİ
Pazara tekrar ısınıyoruz
  
bunyamins@cnnturk.com.tr
 

İç Anadolu’da bugün yağış var. Doğu’da yağışlar haftasonu boyunca sürecek. Sıcaklıklar pazar gününden itibaren yine artacak ve Marmara’da 24-25 dereceler ölçülebilecek.

Doğu Anadolu’da ise gece sıcaklıklar sıfırın altına inebiliyor. Mayısın ikinci yarısında art arda gelen ılık gün sayısı daha fazla olacağa benziyor.

Haftayı bitirirken orta ve doğu bölgelerimiz yağış alıyor. Ama maalesef İç Anadolu yağışı bir gün alıyor, Doğu’da ise haftasonu boyunca sürecek. Sıcaklıklar pazar gününden itibaren yine artış yaşayacak ve Marmara’da 24-25 dereceler ölçülebilecek. Doğu Anadolu’da ise gece sıcaklıklar sıfırın altına inebiliyor. Bu arada geçtiğimiz haftalarda bahsetmiştim, mayısın ikinci yarısında art arada gelen ılık gün sayısı daha fazla olacağa benziyor.

İstediğimiz yağışları nisan ve mayısta alamadık, ama yaza giriş ve yaz aylarında Karadeniz’i dönemsel olarak sel bakımından riskli günler bekliyor. Hiç düşündünüz mü? Neden ara ara yağışlar olsa da Akdeniz güneşi bolca görerek yazı geçirir, öte yandan kuzeyde Karadeniz’de çokça, hatta tehlike oluşturacak seviyede yağışlı günler geçirilir? Bir başka soru; kıyı bölgelerimiz nemli ve yağışlı bir havaya sahipken, neden Afrika, Güney Amerika okyanusa açık olmasına karşın çöl iklimi yaşar, kıyı şeritleri bile pek yağış alamaz? Burada büyük oyuncular, hava ve deniz suyu sıcaklıkları.

Deniz suyu sıcaklığının, hava sıcaklığından fazla olması denizden havaya olan buharlaşmayı artırır. Bakın geçtiğimiz kış Marmara’da, İstanbulluların kabusu olan bir haftalık kar yağışının nedeni de buydu. Sistem şu şekilde gelişti; Açık ve ılık birkaç gün içerisinde deniz yüzeyi sıcaklığı arttı ve ardından kuvvetli soğuk süratli bir şekilde geldi ve deniz suyu ile hava sıcaklığı arısındaki fark deniz lehinde çok büyük oldu. Bu durumda buharlaşma her zamankinden daha fazla gerçekleşti ve soğuk hava sistemi yağış getirmemesine karşın, sürekli buharlaşma sonucu bölge hiç nemsiz kalmadı, kar kesilmeden devam etti. İşte sebep, sıcaklık farkı ile İstanbul’da denizden havaya sürekli buharlaşmaydı. Deniz suyu ile havanın sıcaklığı dengeye gelene kadar denizden buharlaşma, yani kar sürdü.

*

Gelelim Akdeniz ile Karadeniz arasındaki, ya da kuzey ve güney bölgelerimiz arasındaki farka. Kar örneğinde verdiğim mekanizmayı geniş dönemde, koca bir mevsime yayın, işte durum aynı.

Örneğin; temmuz ayında Trabzon’da deniz suyu sıcaklığı ortalaması 23.8, hava sıcaklığı ise 22.7 santigrad derece (hava sıcaklığı deniz suyu sıcaklığının altında, buharlaşma fazla). Mersin’de ise bu oran 26,8 - 27.6 santigrad derece (hava sıcaklığı deniz suyu sıcaklığının üzerinde, buharlaşma kuzeye göre az). Zaman zaman bu farklar daha da büyüyebiliyor. Deniz suyu sıcaklığının hava sıcaklığından yüksek olduğu zamanlar Akdeniz’de hiç mi olmuyor? Oluyor, Akdenizliler bilir, geçtiğimiz senelerde Hatay’ın yaşadığı bir sel vardı, şehir adeta altüst olmuştu. Burada da aynı mekanizma işlemişti, yazın bitmesi ile birlikte sonbahar serinlemeleri Akdeniz’i de sıcaklıkları 25 derecenin altına çekmişti. Ancak deniz suyu sıcaklığı 30 derecenin üzerindeydi. Sıcaklık farkı buharlaşmayı, serin hava da nemi yağışa dönüştürdü, yani bir geri besleme oluşmuştu. Günlerce sağanak yağışlar kesilmemişti. Bu nedenle, kesin olacak diye bir şey yok ama Akdeniz’de yaz sonunda, Karadeniz’de ise yaz boyunca sel bakımından riskli günler yaşanabilir. Bir bölgenin ormanlık ya da yeşillik olması için yağışın, dolayısıyla deniz suyu sıcaklığının önemi çok büyük.

Bu arada yeri gelmişken birçok kişi tarafından yanlış bilenen bir olayın düzeltmesini yapayım, ‘Ormanlar yağış getirir’ sözü yanlıştır, doğrusu şu: ‘Yağış alan bölgelerde ormanlar oluşur.’


Bünyamin SÜRMELİ
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Elma şekeri...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Hesap hatası
 
    Bekir COŞKUN
  Vatandaşın ahlakı nasıl kurtuldu?..
 
    Doğan HIZLAN
  Tanıdığım en yakışıklı felsefeci
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Buyurun cenaze namazına!
 
    Ercan KUMCU
  Uzun dönemli bütçenin işlevleri
 
    Erkan ÇELEBİ
  Cep mesajında yuva yıkan ‘korsan’ var
 
    Ferai TINÇ
  Mahkeme kararı ile politika yapmak
 
    Gila BENMAYOR
  Çocuklara hem bisküvi hem Fikret Mualla’yı sevdirmek
 
    Kanat ATKAYA
  Ezeli rekabet ebedi dostluk
 
    Osman Giritli
  ‘Koro’nun trajik sesi
 
    Tufan TÜRENÇ
  Rektörün davranışı Başbakan’ın üslubu
 
    Yalçın BAYER
  Talat’ın eli havada mı kalıyor
 
    Yalçın DOĞAN
  ‘Türk vatandaşı Apo silahlı çete’
 
    Özdemir İNCE
  Nedir bu haller Mr. Bush?
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Apo üzerinden politik oyunlar
 
    Vahap MUNYAR
  Koç, Karamehmet’in borcunda ne kadar indirim yapacak
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif DEMİRCİ
 
    Mehmet Nuri YILMAZ
  Telkin ve düşünce üzerine
 
    Banu TUNA
  Joschka Fischer diye bir satış metodu
 
    Ahmet HAKAN
  O kadar kusur kadı kızında da olur
 
    Suna DUMANKAYA
  Sırlar ‘Tabiat Ana’dan
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com