|
Demet CENGİZ
Trafik sıkışıklığı ve kurallara uymayan sürücülerden herkes şikayetçi. Ama bugüne kadar Türkiye’deki trafik problemini hep Türklerin bakış açısıyla değerlendirdik. Otoyaşam olarak yabancıların gözüyle trafiği ve onların şoförlük maceralarını merak ettik.
Türkiye’de yaşayan ve otomobile meraklı bazı yabancı işadamları ile görüştük. 5.5 yıldır İstanbul’da otomobil kullanan uluslararası pompa şirketi Grundfos’un Türkiye Genel Müdürü Alman Karsten Pillukeit, yine İstanbul’da yaklaşık 1 yıldır araç kullanan Oriflame Akdeniz Bölgesi Direktörü İsveçli Johan Nordstörm ve 7 yıldır Ankara’da otomobil kullanan Ankara Sheraton’ın Danimarkalı Genel Müdürü Christian Brüel, kısa zamanda Türk gibi araç kullanmaya başladıklarını itiraf ediyorlar. Önce Türkiye’de trafiğe alışmakta zorlandıklarını söyleyen yabancı sürücüler, ‘Eğer İstanbul’da araç kullanıyorsanız hangi ülkeden geldiğinizi unutmanız, bir Türk gibi araç kullanmanız lazım. Aksi halde hiç bir yere varamazsınız’ açıklamasını yapıyorlar.
İsveç’te Türk gibi araç kullanıyorum
Oriflame Akdeniz Bölgesi Direktörü Johan Nordstörm 33 yaşında ve 2004 Ağustos’undan bu yana İstanbul’da yaşıyor. Daha önce İsviçre dışında Almanya, Hırvatistan, Vietnam, Rusya ve Tayland’ta araç kullanan Nordstörm İstanbul’da son 4 aydır otomobil kullanıyor. Bangkok’ta araç kullandıktan sonra İstanbul trafiğini çok kötü bulmadığını söyleyen Nordstörm İstanbul trafiğini şöyle anlatıyor:
‘Bangkok çok büyük bir şehir ve trafik korkunç. Orada trafikte olmak başlı başına bir macera. Çoğunlukla yabancılar İstanbul’da insanların şeritlerinde gitmediklerinden yakınırlar, ama Bangkok’tan sonra İstanbul insana çok düzenli geliyor. Daha az motosiklet var. Fakat İstanbul’da insanlar daha fazla duygularıyla ve tutkularıyla araç kullanıyor. Daha agresifler. Bangkok’ta da çılgın sürücüler var, ama yüzlerinde bir ifade yok, bağırmıyorlar. Bangkok’ta sürücüler İsveç’tekinden daha sakinler. Türkler karşısındaki insanla ilgili duygularını hemen belli ediyorlar.
Otomobillere çok düşkün biriyim. Buraya gelince kendi aracımı aldım. Kız arkadaşım da kendi aracını kullanıyor. O İstanbul trafiğindeki stresini opera dinleyerek atıyor. Bence İstanbul’da park problemi de yok. Bir şekilde bu sorunu çözüyorlar. Açıkçası bunu beklemiyordum. Her gün Emirgan’dan Zincirlikuyu’ya gidiyorum. Kestirme yollar bile keşfettim. Trafikte kızdığım oluyor, ama sakinleşmem gerektiğini söylüyorum kendime. Herşeye rağmen trafik olsa bile Boğaz’da yol almak çok keyifli. Bir İsveçli gibi araç kullanıyorum. İsveç’te herkes kurallara uyar. Bir İsveçli bunun aksini anlayamaz. Ben küçük bir kasabada büyüdüm. Hiç trafik yoktu. Burada bazı şeylere sabretmek zor oluyor. İsveç’e gittiğimde ise bir Türk gibi araç kullanıyorum. Sanırım bana şaşırıyorlar. Türkiye’de kadın sürücüleri bazen daha hızlı buluyorum. Bazılarını hem telefonla konuşup hem araç kullanırken gördüm. Makyaj yapanlara bile tanık oldum.’
İstanbul’da niye yaya geçidi var
Danimarka, Avusturya ve Almanya’da 7 yıl görev yaptıktan sonra 1999’da Grundfos’un Türkiye ofisine Genel Müdür olarak atanan 39 yaşındaki Karsten Pillukeit 5.5 yıldır İstanbul’da yaşıyor. Ortaköy’de oturan Pillukeit her gün Çamlıca’daki ofisine gidip geliyor. Pillukeit’in İstanbul trafiğine ve Türk sürücülere ilişkin duyguları şöyle:
‘İstanbul’da bir süre yaşayınca trafiğin işleyişine alışıyorsun ve tuhaflığını fark etmiyorsun. Ancak, ilk zamanlar kurallara uymayan sürücülere hayret ediyordum. Büyük olan araçlar, küçüklerin yol hakkını alıp ilerliyorlar. Bunu artık yadırgamıyorum. İstanbul’da trafik böyle yürüyor. Işıklarda durmayan sürücüler var. Yaya geçitleri niye var anlamıyorum. Çünkü hiç bir sürücü onları dikkate almıyor.
Almanya’da trafik düzenlidir ve insanlar kurallara uyar. İstanbul’da ise düzensiz bir trafik var ve herkes kendi kuralını belirliyor. Beni en çok kızdıran emniyet şeridini kullanan sürücüler. Sağınızdan giderek, önünüze geçiyorlar. Böylece, siz daha fazla olduğunuz yerde kalıyorsunuz.
İstanbul’da bir Alman gibi araç kullanmanın imkanı yok. Türk gibi araç kullanıyorum. Akıllıca olanı yapıyorum. Kurallara uyarsam hiçbir yere varamam, saatlerce trafikte kalabilirim. Hatta bu bir felakete bile yol açabilir. İstanbul’da araç kullanacaksanız Alman olduğunuzu unutmanız lazım. Ancak, şehirlerarası yollarda yine Alman bir sürücü oluyorum. Türkler çok iyi sürücü. Trafikte çok fazla araç var, ama buna rağmen trafik bir şekilde akıyor. Çok trafik kazası olabilir, ama araç sayısını dikkate aldığınızda bu düşük bir rakam. Buradan bakınca Türk sürücüler başarılı. Kurallara uymuyorlar, ama kendilerine göre akıllıca araç kullanıyorlar. İstanbul araç kullanmayı en çok sevdiğim yerlerden biri. Her gün iki kez Boğaz Köprüsü’nü geçip kıtalar arası yolculuk yapıyorum. İnanılmaz ve büyüleyici.’
Türkler trafikte daha yaratıcı
55 yaşındaki Danimarkalı Christian Brüel 7 yıldır Sheraton Ankara Oteli’nin Genel Müdürü olarak Ankara’da yaşıyor. Türkiye macerası 1974 yılında Çeşme Altın Yunus otelinde başlayan Brüel, daha sonra farklı zamanlarda Türkiye’de çalışmış ve yaşamış. Toplamda Türkiye’de 18 yıl yaşayan Brüel, Türkiye’de araç kullanma tecrübelerini şöyle anlatıyor:
‘Otomobil kullanmayı seviyorum. Hatta bu konuda Türkleri bile geride bırakacak deneyimim var. İstanbul, Antalya ve Ankara olmak üzere Türkiye’de üç farklı şehirde araç kullandım. Aracımla yolculuk etmeyi sevdiğim için başka şehirlere de kendim gittim. Türkiye’de şehirlerarası yolculuklar da yaptım yani. Türkiye’de araç kullanırken en çok kendi şeritlerinde gitmeyen sürücülerden şikayetçiyim. Bir de kırmızı ışığa uymayanlardan. Size yeşil ışık yanarken, geçiş hakkı sizinken biri bu hakkınızı gasp edip kırmızıda geçiyor. Türk sürücüler kendilerini her gün Formula 1 yarışında sanarak araçlarını kullanıyorlar. Trafik her yerde trafik, ama bir şekilde işlediğine göre belki de hiç ellememek lazım. Türk sürücüleri Danimarkalı olanlarla karşılaştırınca... Danimarkalılar kurallara fazla bağlı Türk sürücüler ise daha yaratıcı diyebilirim. En beğendiğim otomobil ise Austin Healey 3000. Türkiye’yi çok seviyorum. Türk insanı ve Türk yemeklerine bayılıyorum. İyi bir aşçıyımdır. Türk yemekleri de yaparım.’ |