10/05/2005 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Dünya Son Güncelleme 01:39
10.05.2005
Kızıl Meydan’ın iki yüzü

NUR BATUR/MOSKOVA

KIZIL Meydan’ı muhteşem bir bas bariton ses kapladı: ‘Bugün zafer günü... Zafer... Cepheye gidenlerin hepsi dönemedi. Ama yine de bugün zafer günü... Zafer...’

Canlı yayın yapan kameralar, şeref tribününün ön sırasına çevrildi. Ortada Vladimir Putin ve Lumilla Putinah... Solunda şeref konuğu George Bush ve Laura Bush... Sağında tarihin en kanlı savaşında yenilen iki ulusun lideri, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder ve Japonya Başbakanı Juniçiro Koizumi... Onların da yanında Jacques Chirac, Silvio Berlusconi ve İngiltere Başbakan Yardımcısı John Prescott...

Kameralar tribünlerde geziyor. Gözyaşlarını tutamayan 80’lik gaziler, mendilleriyle gözlerini silen Ruslar. O an, dünyayı yöneten liderler, 7 bin Rus askeri ve gazi, sanki 60 milyon insanın öldüğü savaşın acılarını yüreklerinde hissettiler. Ardından 100 kişilik korodan yükselen marş, Kızıl Meydan ve Kremlin’in duvarlarında çınlamaya başladı.

‘Bugün zafer günü... Zafer... Cepheye gidenlerin hepsi dönemedi... Dönemedi...’

* * *

Eski adıyla Kızıl Ordu korosu sustuğu zaman meydanı dolduranlar nefeslerini tutmuş gibiydi. Anlık sessizliği, Kızıl Meydan üzerinden uçmaya başlayan MIG’ler ve Shoy’lar bozdu. Savaş uçakları, arkalarında Rus bayrağının beyaz, mavi ve kırmızı renklerini bırakarak tarihi selamladılar.

Putin, liderleri Meçhul Asker Anıtı’na götürmek için ayağa kalktı. Yanında yine Bush ve eşi Laura.

Kızıl Meydan’ın içinde, 7-8 dakika süren yürüyüş, sanki dünyadaki iktidar kavgası ve güç dengesinin bir tablosunu yansıtıyordu. Önde yine Putin ve Bush... Putin’in sağında, dev petrol ve doğalgaz yataklarının büyük bölümü hálá işletilmeyen Kazak Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev... Onların hemen arkasında da Avrupa’nın iki süper gücünden biri olan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, süper güç olmaya çalışan Avrupa Birliği’nin yürütme organının başı Jose Manuel Borosso’yla konuşuyor. Belli ki Borosso, 29 Mayıs’ta Fransız halkının, Avrupa Anayasası’na ‘evet mi, hayır mı’ diyeceğini merak ediyor.

* * *

Rus askerleri, Meçhul Asker Anıtı’nın kapısında liderlere ikişer karanfil dağıtıyor. Yine önde Putin çifti. Arkasında el ele Bush’lar. Sonra Nazarbayev. Ve yanında, 1.3 milyar nüfuslu potansiyel süper gücün lideri, yani Çin Devlet Başkanı Hu Jintao.

Önde 8 Rus askeri, kırmızı güllerle süslenmiş uzun çelengi anıta bırakıyor. Ardından liderler sırayla ellerindeki karanfilleri anıta koyuyorlar.

Ve ardından Rus milli marşının nağmeleri yükseliyor. Aslında marş, eski Sovyetler Birliği milli marşı. Sadece sözleri farklı.

Ruslar artık, 14 yıl önceki gibi ‘Sonsuza dek... Bölünmez birlik, bağımsız cumhuriyetler’ diye coşamıyorlar. Ama Boris Yeltsin’in yazdırdığı yeni Rus milli marşını, Putin’in tarihe gömüp eski marşa yeni sözler yazdırmasından mutlular. Şimdi, ‘Kendinle övün Rusya... Özgür ve bağımsız’ diyerek eski güçlerini özlüyorlar..

Putin’in Kremlin Kongre Sarayı’nda verdiği öğle yemeğinde dünya tablosu farklı değil. Tek süper güç ve süper güç adayları, ABD, Rusya, Almanya, Fransa ve Çin devlet başkanları aynı masada.

Putin ile Bush yine 40 yıllık dost gibiler. Sanki Bush 48 saat önce, Putin’e demokrasi dersi vermemiş, Putin de 5 yıl önce oy çalmakla suçlanan Bush’a ‘Sen kendine bak’ dememiş gibi. Bir gece önce de, 40 dakika boyunca Ortadoğu ve Orta Asya’da birbirlerine hesap sormamışlar sanki.

* * *

Dünya sahnesindeki kavgada, Türkiye ve Recep Tayyip Erdoğan’ın yerine gelince?

Tayyip Erdoğan, diğer birkaç lider gibi törene eşsiz gelmişti. Bu yüzden Putin ve Bush gibi, Emine Hanım’ın elini tutup yürüyemedi. Erdoğan, birçok parlamentonun, sözde Ermeni soykırımı iddialarını kabul etmesi yüzünden Moskova’ya buruk gelmişti. Bu yüzden Putin’e ve Polonya liderine ‘Neden kabul ediyorsunuz?’ diye sitem etti.

Dünya zirvesinde Erdoğan’a, ne ‘Rusların Suriye ve İran’a yeniden girişine ne diyorsunuz?’, ne de ‘Amerikalıların, Kırgızistan’daki halk ayaklanmasında parmağı var mı?’ diyen soran oldu.

Türkiye’nin iki arka bahçesindeki kavganın oyuncuları farklıydı. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com