09/05/2005 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Seyahat
09.05.2005
Cangılın ortasında bir Alman ‘gülümsemeye ihtiyacın var’ dedi
 

Evrim SÜMER esumer@hurriyet.com.tr

Emel Ertaş (33) iletişim ve pazarlama uzmanı. Onun seyahatleri ‘işten vakit buldukça’ değil, o seyahat için vakit yaratıyor. Avrupa’daki ve yakın civardaki her yeri gördüğü için son yıllarda Uzakdoğu’yu hedef belirlemiş durumda. Ertaş, Hürriyet Seyahat için, şubatta tek başına gittiği Kuzey Tayland’ı anlattı.

Kuzey Tayland’ı nasıl seçtiniz?

- Hastaydım ve evde oturuyordum, çok sıkılıyordum. İnternette araştırırken, Kuzey Tayland’da Tao Garden diye bir yer buldum. Dinlenmek de istiyordum, uçağa atlayıp gittim. Chiang Mai ve Chiang Rai şehirlerini baz alarak, çevrelerinde dolaştım. Kuzey Tayland’ın, Tayland’ın genelinden farkı, gece hayatı ve seks turizminin burada hiç olmaması, kültür ve doğa öncelikli.

Ne kadar sürdü seyahatiniz?

- İki hafta kaldım. En uzun süreyi, Chiang Mai’ın biraz dışındaki Tao Garden isimli otelde geçirdim. Büyük bir bahçe içinde, daha doğrusu cangıl içinde, tamamen doğayla uyumlu bir yerdi. Gitmeden önce bilmiyordum, burası Tao öğretilerini öğreten bir yermiş. Bütün yiyecekler organikti, detoks yapabiliyorsunuz, SPA’sı ve ayurvedik sağlık merkezi var. Meditasyon, Tai Chi, holistik beslenme, Çin akupunkturu, yoga... her şey var. Giderken orada kaldığım süre boyunca kimseyle iletişim kurayım gibi bir niyetim yoktu. Öğle yemeklerini ve kahvaltıları kitap okuyarak, kimseye merhaba demek zorunda kalmadan geçirmeye çalışıyordum. Derken bir gün bir Alman gelip, ‘Gülümse, senin gülümsemeye ihtiyacın var’ dedi. Sonra bir baktım, herkes aşağı yukarı aynı amaçlarla gelmiş. Dinlenmeye, sağlıklı beslenmeye, meditasyona.

ÜÇ HAFTA IŞIK GÖRMEDEN

Sohbet ederken karanlık oda meditasyonundan bahsettiniz, o nedir?

- Otelin bahçesinde gezerken bazı binalar dikkatimi çekti, dışarıdan içi gözükmeyen, pencereleri koyu renk muşambayla kaplı, kapalı binalardı. Tadilat var sandım, meğerse içeride meditasyon yapanlar varmış. Bir ila üç hafta hiç aydınlığa çıkmadan orada kalıyorlar ve Tao öğretilerini çalışıyorlar.

n Nasıl yani? Tuvalet, yemek ihtiyaçlarını nasıl gideriyorlar?

- Her şeyi karanlıkta yapıyorlar. Üçüncü haftanın sonunda birbirlerinin yüzünü ilk defa görüyorlar. İçeride, birbirlerini yüzlerine dokunarak, seslerinden tanıyorlar. Kimler var derseniz bunların arasında; Meksika asıllı Amerikalı psişik iyileştirme gücü olan bir kadından Almanya’daki Sparkasse Bankası’nın yönetim kurulu üyesine, dünyaca ünlü müzisyenlere, 14 senedir katı yemek yemeyen Avustralyalı bir kadına, psikoterapistlere kadar herkes var... Bu seyahatin sonunda inançlara karşı şüpheci yaklaşmamayı öğrendim resmen. Öyle acayip insanlarla tanıştım ki! Yanımda benim kafamda bir arkadaşım olsa, eminim ki gülmekten çatlamış, patlamış olurduk. Ama, her şeyde bir şey vardır, bundan ne alabilirim düşüncesiyle yaklaştım ve çok da hoşuma gitti bu durum.

n Tao Garden’dan sonra nereye gittiniz?

- Giderken bir program yapmamıştım, orada karar veririm demiştim. Bir tek Golden Triangle (Altın Üçgen) dedikleri Tayland-Myanmar (Burma)-Laos sınırına gitmek istiyordum, onun için bir günlük bir tur aldım.

n Neden Golden Triangle deniyor bu üçlü sınıra?

- Burası eskiden Asya’nın üçüncü büyük afyon üretilen ve ticareti yapılan yeriymiş. Chiang Mai’ın da bugünkü haline gelmesinin sebebi, etraftaki birçok kabilenin gelip, burada birbiriyle ticaret yapıyor olması. Sınıra nehirden tekneyle de gidilebiliyor ama benim olduğum zaman kuru mevsimdi ve arada sırada kayıktan inip, itmek gerekiyor diye minibüs turuyla gittim.

n Chiang Mai’ın bugünkü hali dediğiniz nedir?

- Çok kültürlü bir şehir burası. Şehrin halkının arasında onlarca farklı kabile var. Gitmeden önce çok güzel olduğunu, kültür açısından çok zengin ve Tayland’la alakasız olduğunu duymuştum. Tayland’ın ikinci en büyük şehri, 700 sene önce kurulmuş, bildiğimiz Tayland imajından çok uzak. Kadınlar, gece hayatı falan yok. İnsan zenginliği görmeye değer. Chiang Mai’de onlarca Budist tapınağı var. Hepsi çok güzel, isimleri de akılda tutmak için birbirinden zor. Bazı tapınaklar çok biliniyor, fazla turistik; az tanınanlara da gittim, onlar daha orijinal. Burada yapacak o kadar çok şey var ki. Takıdan masaj kursuna, bir sürü eğitim alabiliyorsunuz.

MİSTİSİZM VE KUMAR

Sınırda ne gördünüz?

- Çok güzel bir doğa. Nehrin her tarafı başka bir ülke. Myanmar’a giremedim maalesef çünkü vize almak gerekiyormuş. Myanmar’ın hemen sınırında casino vardı. Önce şaşırdım ama aslında çok anlaşılası bir durum. İnsanların fakirliğini ve hayat şeklini görünce mistisizm falan kalmıyor. Bizim ‘Gideyim, iki hafta kulübede iptidai koşullarda yaşayayım’ fantezimiz, onların her günkü hayatı.

En sevdiği 5 yer

Hong Kong Kyoto Sipadan (Malezya) Prag New Orleans

seyahatte ne okuyor

Lonely Planet rehberi, roman, oranın Time Out’unu ve İngilizce dergi-gazeteleri okuyor.

ne dinliyor

Seyahatte müzik dinlemiyor.

ne yiyor, ne içiyor

İçinde çekirge, kurt ve yılanlı viskiler olmadıkça her şeyi denemekten yana.

ne giyiyor

Olabildiğince rahat ama yerel halkın adetlerine karşı olacak şekilde giyinmemeye özen gösteriyor.

neyle seyahat ediyor

Önceliği yok, uçaktan gemiye, hepsi olabilir.

nerede kalıyor

Trekking turunda çadırda, keyif yapacağı zaman daha konforlu bir yerde.

kimle seyahat ediyor

En sevdiği yolculuk arkadaşı tartışmasız Lonely Planet rehber kitabı.

çantasının olmazsa olmazları

Dijital kamera, cep telefonu, bateri şarjları, gözlük, güneş gözlüğü, ağrı kesici, rehber kitap. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com