  |
| |
Diş fırçası Samurailar kadar eski
Nagasaki Üniversitesi bilim adamları Tokugawa Dönemi’nde yaşayan (1603-1867) Samuraiların, diş fırçasını ilk olarak düzenli olarak kullanan topluluk olduğunu buldular. Tokugawa dönemine ait ilk diş fırçaları, üzerine kumaş parçası dolanmış tahta çubuklardan oluşuyordu. Antropolog Joichi Oyamada’nın 357 Samurai ve aynı dönemde yaşamış olan 1211 sıradan vatandaşın incelenmesine dayanan araştırma sonuçlarına göre Samuraiların beşte biri bakımlı dişlere sahipken, halk arasında bakımlı dişlere sahip olanların oranı sadece %3’le sınırlı. Geo dergisinin Mayıs sayısındaki haberde (www.geo.de/GEO/wissenschaft) ayrıca Samurailarda kökleri zarar görmüş diş sayısı da yarı yarıya daha azdı.
Yoksul halk arasındaki gençler ise genç Samurailara karşı sekiz misli fazla diş problemlerine sahipti.
Baba yaşlıysa, düşük doğum riski daha yüksek
Doğacak bebeğin sağlığında bugüne kadar hep annenin yaşının önemli olduğu sanılıyordu. 5000’i aşkın hamile kadının doğuma kadar incelenmesine dayanan son bir araştırma babanın 35 yaşın üzerinde olması halinde düşük riskinin daha yüksek olduğunu gösterdi.
Uluslararası bir araştırma ekibi tarafından gerçekleştirilen araştırmada en fazla 13 haftalık hamile olan 5.121 kadının hamileliği doğuma kadar takip edilmiş. Buna göre babanın 35 yaşında ve daha yaşlı olması halinde düşük riski 35 yaşının altındaki babaya göre % 1.27 daha yüksek. 35 yaşındaki bir annenin hamileliğin ilk üç ayında düşük yapma olasılığı 30 yaşından genç anneye göre %1.56 daha yüksekken hamileliğin ikinci üç ayında düşük olasılığı %0.85 daha yüksek diyor araştırmacılar. Bilim adamlarının American Journal of Epidemiology dergisindeki (http://aje.oupjournals.org) raporlarında değindikleri gibi babanın yaşına bağlı düşükler, spermatozoadaki kromozomsal anormalliklerin ilerleyen yaşla birlikte artmasıyla ilgili.
Bu anormallikler düşük doğumların etiyolojisinde önemli bir rol oynamakta.
Lezzetli ve mis kokulu filmler
Filmler ve video oyunları yakında kokulu ve tatlı olacak, hatta hissedilebilecekler de. Sony firması, beyindeki duyu ifadelerinin ultrason tepileriyle harekete geçirilmesine dayanan tekniğin patenti için başvuruda bulundu bile.
Modern elektronik eğlence dünyası, yüksek çözünürlüklü görüntü ve gerçeğe yakın dörtlü stereo sese çoktan alıştı bile. Fakat sinemada bir filmi koklayabilmek, tadabilmek ve hissedebilmek daha ilginç olabilir. Bu özellikleri yerine getirebilen bir sistem yakında ultrason tepileriyle gerçekleştirilebilecek.
Ses sinyalleri, beyindeki belli başlı etkinlik motiflerini değiştirerek, görüntülerin seslerinden, tadına veya kokusuna kadar uzanan duyuları uyandırıyorlar deniyor New Scientist dergisindeki yazıda. Bu şekilde körler ve sağırlar bile sinema ve bilgisayarı keşfedebilecekler. Teknolojinin patenti için başvuruda bulunan Sony firması ayrıntılar hakkında bilgi vermedi.
Tübingen Üniversitesi sinirbilimcisi Niels Birbaumer, konseptin uygulanabilmesinin mümkün olduğunu ve bilimsel temelinin bulunduğunu söyledi. Mesela Colorado Üniversitesi araştırmacısı Richard Mihran, bir kurbağanın bacağındaki sinirleri ultrasonla etkilemeye başarmış.
Ancak araştırmacı yöntemin uzun vadede işleyip işleyemeyeceği konusunda emin değil. Eğer yeni sistem işleyecek olursa, teknik, bilim ve tıp alanında da kullanılabilir. Fakat teknik henüz bir spekülasyondan ibaret.
"Bugüne kadar tek bir deney bile yapılmadı" diyor Sony Electronics kuruluşunun basın sözcüsü Elizabeth Boukis. "Bu özel patent, tamamen hipotetik bir buluş ve sadece gelecekte teknolojinin bizi götürdüğü yerde gerçekleşebilecek bir hayale dayanmakta".
E-posta ve cep mesaj çılgınlığı zeka seviyesini düşürüyor
The Times gazetesinde (22.04.05) yayımlanan Londra Üniversitesi’nin bir araştırma sonuçlarına göre yoğun olarak e-posta veya cep mesajı göndermek, geçici olarak zeka seviyesini esrar içiminden daha fazla düşürebiliyor. 80 deneğin zeka testine dayanan sonuçlar şöyle: Yoğun bir şekilde e-posta ve cep mesajı gönderdikten sonra deneklerin zeka seviyesi geçici olarak 10 puan düşmüş.
Oysa esrar kullanımı diğer bazı araştırma sonuçlarına göre zeka seviyesini sadece 4 puan kadar düşürmekte. Bilim adamlarının bu konuda getirdikleri açıklama şöyle:
Beyin için aynı anda birden fazla görevi yerine getirmek zordur. Çalışırken sürekli elektronik postaları kontrol etmek ve yanıtlamak beyinde sürekli alarm durumuna yol açmakta. Bu da konsantrasyon yetisini düşürüyor. Times gazetesine göre dünya genelinde 50 milyarı aşkın e-posta gönderilmekte.
Doku nakliyle Alzheimer tedavisi
Hafıza kaybıyla ilgili hastalıklar genelde yaşlılıkta gelişir. Araştırmalar yaşları 65’in üzerinde olanların %5’inin Alzheimer biçimlerinden birine yakalandıklarını göstermekte. Bu hastaların tümü yaşamlarını hastanelerde geçirmek zorunda değil tabii. Hafif semptomlar gösterenler gözetim altında evlerinde de kalabiliyorlar. Ama yine de bakıma ihtiyaçları vardır. Özellikle de endüstri ülkelerinde yaşam süresinin günden güne uzaması, bakıma muhtaç yaşlıların sayısında da artış endişesini doğurdu.
Bu nedenle günümüzde Alzheimer hastalığının tedavisi için çok sayıda araştırmalar yapılmakta. Kaliforniya Üniversitesi bilim adamları geliştirmiş oldukları bir tedavi yönteminin primatlar üzerinde başarılı olmasından sonra insanlar üzerinde denemeye karar verdiler.
Hayvanlar üzerinde uygulanan tedavi sayesinde büzüşüp küçülmekte olan beyin hücreleri yeniden eski boyutlarına dönüşmüş. Ayrıca hücreler arasındaki iletişimden sorumlu bağlantı sayısı bile.
Bilim adamları 2001 ila 2002 yıllarında genetik değişimden geçirilen beyin dokularını sekiz Alzheimer hastasına aktarmışlardı ve bu dokular hücre ölümünü durduran ve hücrelerin yeniden etkinleşmesinden sorumlu proteinin daha fazla salgılanması sağlayacak. Nature Medicine dergisindeki haberde doku implantı sayesinde hastalığın altı kişide yavaşladığı bildirilmekte.
Bellek testlerine göre bellek kaybının yarı yarıya azaltılabildiği ortaya çıkarken, beyin görüntülerinde de beyin etkinliklerinde artış saptanmış.
Araştırmayı yöneten bilim adamı Mark Tuszynski, sonuçlar nörolojik hastalıklardaki hücre ölümünü engelleyen bir tedavi yönteminin varlığını kanıtlamakta diye konuştu. Bundan sonraki çalışmalarla tedavinin etki derecesi kontrol edilecek. Mark Tuszynski ve arkadaşlarının konuyla ilgili araştırması Nature Medicine dergisinde yayımlandı.
Sinir protezlerini çalıştıracak sinyaller keşfedildi
İsviçreli bilim adamı sinir protezlerinin geliştirilmesine imkan verecek yeni bir yöntem geliştirdi.
Sinir protezlerinde, beyinde okunan ve doğrudan doğruya hareketlere dönüştürülen hareket sinyallerinden yararlanılmakta. Aslında kısa bir süredir okunmakta olan bu hareket sinyalleriyle örneğin kol veya bacak protezleri çalıştırılıyor. Ve bu amaçta sinir hücrelerindeki etkinlikler ayrı ayrı ölçülmekte. ETH Zürich Üniversitesi’nden Hansjörg Scherberger, şimdi Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü bilim adamlarıyla birlikte, aynı bilgilerin birçok sinir hücresine ait toplu sinyalin "bölgesel alan potansiyelinden" iletilebileceğini buldu.
Göreceli olarak kolay bir şekilde uzun vadede iletilebildiği için bu alan potansiyeli beyin-makine arayüzlerinin geliştirilmesi için uygun bir sinyal olarak kabul edilmekte. Bilim adamları yeni yöntem sayesinde Rhesus maymunlarının hareket türlerini ve yönlerini doğru bir şekilde önceleyebilmişler. Söz konusu araştırma öte yandan beynimizin, görsel bilgilerle hareketleri ne şekilde hazırladığını göstermesi açısından da önem taşımakta.
Aynı cinsiyete sahip mantarlar üreyebiliyor
Bild der Wissenschaft dergisindeki bir habere göre, Amerikalı moleküler biyologlar, bağışıklık sistemleri zayıflamış kişilerde beyin zarı iltihabına yol açan Cryptococcus neoformans maya mantarlarını incelemişler. Buna göre aynı cinsiyete sahip mantarlar üreyebiliyorlar.
Mantarlardaki cinsiyet dağılımı normalde dengeli olmasına karşın insanda C. neoformans mantarının alfa tipi daha fazla görülür. İnsan bedeninde önemli ölçüde aynı cinsiyete sahip mantar topluluğu buna rağmen seksüel olarak üreyebiliyor.
Aynı cinsiyetteki iki hücrenin kaynaşmasıyla yine alfa tipinde yavru hücreler oluşmakta. Daha önceleri bunun aseksüel bir süreç olduğu sanılıyordu.
Oysa bilim adamları şimdi bu sürecin seksüel üreme şeklinin belli başlı özelliklerine sahip olduğunu buldular. İki hücrenin kaynaşması sırasında değiş tokuş edilen genetik malzemenin ardından miyoz bölünme ve spor oluşumu gibi. Ayrıca aynı cinsiyetteki hücreler de farklı cinsiyetteki hücrelerin bölünmesi için gerekli hormonlar, hormon reseptörleri ve genlerden yararlanmakta.
Bilim adamları yeni bulgular sayesinde mantarların üreme biyolojisini daha ayrıntılı bir şekilde öğrenebilecekler. Duke Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Xiarong Lin ve arkadaşlarının araştırma raporu Nature dergisinin 434’üncü sayısında yayımlandı.
Sarmısaktaki bir madde kanser hücrelerini öldürüyor
Kokusu çok rahatsız edici olsa da sarmısağın sağlığımız üzerindeki etkisi küçümsenemez. İsrailli bilim adamları şimdi sarmısak içindeki alisin etki maddesinin kanser hücrelerini öldürdüğünü buldular.
Alisin maddesi, sarmısağın kesilmesi veya ezilmesi sırasında alinaz enziminin alin olarak bilinen bir maddeyle tepkimesi sonucunda oluşmakta. Alisinin hücreleri öldürdüğü birkaç yıldan bu yana biliniyordu.
Fakat alisin çok çabuk indirgendiği için, sarmısak yendiği zaman zarar vermez. Weizmann Enstitüsü’nden David Mirelman başkanlığında farelere insandan alınan lenf bezi kanser hücreleri aşılayan araştırmacılar, alisin maddesinin verilmesinden üç gün sonra neredeyse tüm kanser hücrelerinin etkisiz hale geldiğini saptamışlar.
Tahminlere göre kanser hücrelerinde üretilen yeni alisilin maddesi en etkilisi ve lenfom hücrelerini kesin bir şekilde öldürmekte. Fakat hızla indirgenen alisin aynı zamanda zehirli olduğu için de sadece etkilemesi beklenen bölgeye ulaşması gerekiyor.
Bilim adamları bu amaçta lenfom hücrelerini tanıyan ve bunlara yapışan belli başlı bir antikordan yararlanıyorlar. Farelere uygulanan antikor tedavisinden sadece üç gün sonra kanser hücrelerinin %85-96’sı etkisiz hale gelmiş ve antikorlar sadece kanser hücrelerine yapıştıkları için de sağlıklı hücreler zarar görmemiş. Yeni yöntemle daha az zehirli alternatif kanser tedavilerinin geliştirilebileceği sanılmakta. |