|
Didem ÇOKSAYAR
O yarışmayacak da kim yarışacak ben mi? (Evet! Pek yakında!) Motorsporları Reina Tahincioğlu’nun hayatının ayrılmaz parçası. Hatta şöyle diyebiliriz. Reina’nın motorsporlarını sevmemesi ve yarışlardan uzak durması, bir filin Red Gisele’i oynaması kadar eşyanın tabiatına aykırı.
Kendi istemese bile korkarım soyadı buna izin vermezdi. Bir kere baba, hem eski bir yarışçı hem de Türkiye’de motorsporlarının patronu. Anne desen Türkiye’nin ilk kadın pist yarışçısı. Erkek kardeş Formula koltuğunda. Eh, Reina’nın suçu ne? Tabii ki takı tasarımı yapması abesle iştigal, direksiyon sallaması çok normal.
Kartingle 8 yaşında başlayan motorsporu kariyeri ve daha o yaşlarda kazanılan kupalar, yarışma güdüsü ve tabii kazanma hırsı! Hepsine sahip. Yeteneği de mevcut. Yarışçı olmak için gereken tüm koşullar ve şartlar onun hayatında kendiliğinden var. Ve tüm bu sahip olduklarının getirisi olan kendine güveni... Seat Cup’ta yarışması sürpriz değil yani. Erkeklerin arasındaki tek kadın yarışçı olması, birkaç yıldır yarış koltuğundan uzak kalması, karting dışında ilk kez otomobil direksiyonuna oturması falan hiç önemli değil. O kendini biliyor. Sezon içinde bir yarışta mutlaka en iyi beş zamandan birini yapmayı hedefliyor. Şu an tek derdi otomobiline alışmak ve geçen yıl boyunca Seat Cup’ta mücadele eden pilotlarla arasındaki tecrübe mesafesini kapatmak. Tamam, şu an pek önlerde koşmuyor, ama durumu eşitledikten sonra da ‘Artık hiçbir mazeretim kalmaz başa koşmam şart olur’ diyor. ‘Ne eksiğim var ki onlardan...’ Gözlerinizi hayretle kocaman açıp dudaklarınızı büzerek ‘oooooo’ ya da ‘woooaw’ gibi nidalarda bulunmayın hiç. Ummadık taş baş yararmış. Reina fasulyeden yarışmıyor. Diğer pilotlara ciddi bir rakip olmayı istiyor. Ve üstelik belli ki bu işi yaparken çok eğleniyor. 250 beygir gücündeki bir otomobile söz geçirip hızlı pilotlara kafa tutuyor. ‘Mert Aytuğ’la aramda bir buçuk saniye var, bu çok büyük bir fark, onu aşağı çekmem gerek’ diyor. Öte yandan, koltuğu en öne alınmasına rağmen yine de ayakları pedallara zor yetişiyor ve otomobilin içinde neredeyse görünmüyor. İtiraf ediyor ki o da etrafı pek görmüyor.
En son ne zaman yarış koltuğuna oturdunuz?
1999 yılında en son kartingte süper kategoride şampiyonluğu kovaladım ve o sene şampiyon oldum. Ondan önce 4 kez şampiyon olmuştum. 2000 yılında İsviçre’de okuduğum için birkaç yarışa katılabildim. Sonra da bir daha olmadı. Lise üçü burada okudum ama o sezon yarışmadım çünkü sezon başlamıştı. Sonra da 2000’de İngiltere’ye üniversite için gittim. En son 2000 senesinde birkaç yarışa katılabildim. İngiltere’de 4 yıl kaldım. Uluslararası işletme ve Fransızca okudum. Orada hiç yarışmadım.
Seat Cup’ta yarışma fikri nasıl oluştu?
Geçen sene kardeşim Jason bir yarışta konuk olarak yarıştı. Ben de izlemeye gittim. Baktım ki organizasyon çok güzel, çok eğlenceli, çok renkli, otomobiller çok güzel görünüyor. Her şey mükemmel. Kendi kendime ben de yarışsam keşke dedim. Ama benim de belim ve boynum sakat. Doktor yarışma artık demişti. O yüzden pek üstüne gitmedim. Babam yarışabilirsin diyor, annem ise yarışma diyordu. Hem kadro dolu diye düşünüyordum. İngiltere’deyken bir gün annem aradı ve ‘Seat Cup’a giriyorsun’ dedi. Çok sevindim. Herkese anlattım, ama sonra ‘Ben nasıl kullanacağım bu arabaları hiç bilmiyorum. Hepsi geçen seneden beri yarışıyor. Ben ne yaptım! 250 beygir gücünde çok güçlü bir otomobil.’ diye düşündüm. Çünkü hiç otomobil yarışı yapmadım hep karting yaptım. Çok farklı. Kocaman bir araba yani. BP bana sponsor bile olmuş. Çok heyecanlandım tabii. Sonra aklıma Polo Ladies Cup geldi. Acaba orada mı yarışsam dedim. Orada şampiyon gelme şansım da olur diye düşündüm. Çünkü daha kolay. Sonuçta kartingte hep birinci ya da ikinci olduğum için, birden arkalara düşmek garibime gitti.
Kimleri geçmeyi hedefliyorsunuz?
İlk yarış biliyordum arkalarda gideceğimi. Yarışlar başlamadan iki hafta varken Seat Cup’a gireceğimi öğrendim. Sadece yarım saat antrenman yapabildim. Bu çok az. Ben kartingte bütün gün yapıyordum. Diğerleri de geçen sene hep yarışmış. Kendimi pek güvenli hissetmedim zaten. Ayrıca bir şey daha var. Sadece 6 tane lastik veriyorlar. İki tanesini istiyorsan yarış için değiştiriyorsun. Ne kadar çok antrenman yaparsan yarışta lastikler o kadar çok mahvoluyor. Ondan sonra kaymaya başlıyorsun.
Jason tüyo veriyor mu?
Evet verdi. Konuk olarak yarıştığı zaman Seat Cup’ta zamanlama turlarına girmeden önce hiç antrenman yapmadı. Ve yepyeni lastiklerle girdi. O yüzden o kadar iyi bir derece yaptı. Tamam otomobili çok iyi tanımıyordu, ama çok tecrübeli, hep otomobil tepesinde. Yurtdışında yarıştı. Bu çok fark ettiriyor. Mesela Jason kartingte benden 3 salise daha hızlıydı. Biz çok yakındık zaman olarak, ama düşünün Jason, Seat’ta yarıştı ve önlerde bitirdi, ben sonlarda bitirdim ilk yarışı. Şöyle düşünüyordum, çok antrenman yaparsam lastiklerim bitecek, ama az yaparsam da arabaya alışamayacağım. Tereddütte kaldım. Benim ilk yarışta amacım yarışı bitirmekti. Ne kadar pistte kalırsan o kadar antrenman yapmış oluyorsun çünkü. 11’inci geldim.
İkinci yarıştan itibaren neler hedefliyorsunuz?
Ne biliyor musunuz? Mert’le aramda 1.5 saniye fark var. Çok büyük bir fark bu yarış için. Biz kartingte saliselerle konuşuyorduk. Benim ilk başta bunu azaltmam gerek, en azından yarım saniye yapmam gerek. O zaman biraz öndekilerle birlikte gidebilirim. İlk baştaki hedefim bu. Formula 1’in olduğu hafta sonu cumartesi günü biz de yarışıyoruz. Mesela orada onlar da pisti bilmiyorlar. Eşit şartlarda olacağız hem ben o zamana kadar arabaya da alışmış olacağım. O yarışta ilk beşin içinde olmaya çalışacağım, olamazsam üzülürüm biraz.
İlk beşe girmeyi hedefliyorsunuz yani...
Ama kaza olmadan geçmek istiyorum. Hakkımla ilk beşe gireyim. Önümdekiler kaza yaptı da yarış dışı kaldı olmasın. İlk beşin içinde iyi bir zaman yapmak istiyorum.
Kendinize bu kadar güveniyor olmanız harika. Dördüncü yarışta ilk beşin içinde olmayı planlıyorsunuz.
Ne düşünüyorum biliyor musunuz? Benim onlardan ne eksiğim var? Sadece antrenman eksiğim var. Kızım ama ne olacak? Bence kesinlikle çok antrenmanla ilgisi var. Benim kartingte iyi olmamın nedeni 8 yaşında bu işe başlamış olmam. Bir otomobile 8 kez binmek de çok fark ediyor. Onlar 8 kez bu arabaya binip yarıştılar. Ben mesela salsa dersi alıyorum. İlk başladığımda hiç öğrenemeyeceğim diyorum. Ama yapa yapa kaptım diyorsun. Tecrübe, arabanın ne yapıp ne yapmayacağını öğreniyorsun, hangi viraja ne kadar hızlı girip giremeyeceğini öğreniyorsun, hissetmen gerekiyor.
Önümü göremedim Otomobile alıştınız mı?
İlk başta çok komik beşten dörde atacağıma altıya atıyordum. Çünkü ayaklarım yetişmiyordu. Uzun da değilim, arabanın içinde yatar gibi kaldım, koltuğun en yakın haliyle bile. Sadece gözlerim gözüküyormuş dışardan. Geçen yarış arkadan başladım ya. Starta geldim, duruyorum. 30 saniye tabelaları geliyor, ama benim önüm öyle bir kesilmiş ki hiçbir şey göremiyorum. Öndeki otomobilin wing’i bütün görüntümü kapatıyor hiçbir şey göremiyorum. Sanki uyur gibi. ‘Tamam daha fazla görmeme gerek yok zaten’ dedim. Işıkların değişmesini bekliyorum fakat ışıkların kırmızı olduğunu görmedim. Ve söndüğünü de görmedim. Ben ne zaman yarışa başladım biliyor musun? Öndeki araç patinaj çekmeye başlayınca anladım. Çok kötü bir start yaptım.
Erkeklerin refleksleri daha iyi
Tecrübeli ve hızlı pilotların arasında yarışan tek kız olmak sizi ürkütmüyor mu?
Binicilik sporunda yani engel atlanılan kategoride hem de otomobil yarışında kadınlarla erkekler aynı kategoride yarışıyor. Çünkü güç sporu değil. Formula 1 dışında diyelim çünkü ona hakikaten bir kadın katılamaz çok yoruyor ve güç istiyor, ama Seat Cup için ya da ralli için durum daha eşit. Tabii biraz kondisyon olması gerekiyor. Ben ilk yarışta yorulmadım bile ki kondisyonsuzdum. Ama erkeklerin refleksleri kadınlardan daha iyiymiş. O bakımdan biraz fark edebilir. Karar verme zamanı yani. Bir de yarışta kararsızlık en kötü şey. Ya geçeceksin ya geçmeyeceksin. Mesela ben kendimi ilk yarış öyle hissettim. Çok kararsızdım.
Ailecek yarışsak babam sonuncu olur
Anneniz, babanız, siz ve Jason yarışsa, sıralama nasıl olurdu?
Jason birinci gelirdi, ben ikinci, annem üçüncü ve babam da sonuncu.
Bu işin içinde olmanız sadece ailenizin yüzünden mi? Hiç ilgi duymayabilirdiniz de...
Kardeşim ve benim için konuşuyorum. Biz zaten spora çok yatkındık. 11 yaşında 75 metre küçükler kategorisinde İstanbul birincisi olmuştum. Teniste de İngiltere’de kupa almıştım. Voleybol oynadım. 8 senedir snowboard yapıyorum. Her türlü spora yatkınız. Ama biraz da kabiliyet lazım.
Seat Cup’un tek kadın pilotu Reina Tahincioğlu
Minicik, çıtı pıtı bir kız kocaman otomobilin içinde ayakları pedallara zor yetişir halde pistte dönüyor; tecrübeli pilotlara kafa tutuyor. Seat Cup’un tek kadın yarışçısı 23 yaşındaki Reina Tahincioğlu ‘kökten yarışçı’ gibi bir tamlamayla anlatılabilir. Tavırlarından direksiyon başında da rahat olduğunu ve sakin bir stile sahip olduğunu anlamak mümkün. Aksanlı Türkçe’sinin sempatikleştirdiği cıvıldayan sesiyle gözleri parlayarak yarışırken ne denli eğlendiğini anlatıyor. |