|
Newage yani ‘Yeniçağ’ denildiğinde, pek çokları burun kıvırmış, küçümseme edásı hayli belirgin bir biçimde yaklaşmışlardı bu kavrama. Ne var ki, aradan geçen yıllar bu kavramla birlikte, bu kavram çerçevesinde üretilen fikirlerin de geniş kitlelere ulaşmasına yol açtı.
Dünyanın muhtelif köşelerinde, birbiriyle taban tabana zıt dünya görüşlerine sahip insanlar, kendilerini ‘Newage’ kavramıyla ifade etmeye başladı ve bütün inanç sistemlerinin temel ilgi alanı olan ezoterizm gelip baş köşeye kuruldu. Yıllar önce, bir kitaptan yola çıkarak bu konulara ilgi duymaya başlayan Özer Çiller de, okuduklarını ve kendi düşündüklerini bir kitap haline getirerek okurların ilgisine sundu. Truva Yayınları tarafından yayımlanan ‘Yeniçağ’da Düşünce Gücü ve Holistik Sağlığa Açılan Pencere’ adlı kitapta, ‘Newage’le ilgili yaklaşımların ve geleceğe ilişkin perspektiflerin genel bir toplamını bulacaksınız. Özer Çiller, Hürriyet’in yarından itibaren bir bölümünü tefrika edeceği bu kitaba ilişkin sorularımızı cevaplandırdı.
Sizde bu konulara ilgi nasıl başladı? Biraz önce söylediğiniz gibi, yaşlandıkça ‘öbür’ tarafı düşünmekle ilgisi var mı hakikaten?
İnsanların yaşlarının her kademesinde sorunları oluyor, sorunsuz insan yok. Sorunları yenmek için de, bir arayış içine giriyorsunuz. Ben o dönemde Suudi Arabistan’da iş yapıyordum. ‘Olumlu Düşünme Sanatı’ diye İngilizce bir kitap bulup okudum. Her şey de o kitapla başlamış oldu. İnsanın sorunlarını, endişelerini, takıntılarını, korkularını yenmesi için olumlu düşünmenin son derece önemli olduğunu farkettim.
- Hangi yılda oluyor bu?
80’lerin hemen başıydı yanlış hatırlamıyorsam.
- Sonra?
Sonra bu konuda başka kitaplar okumaya başladım. Bu arada önce Güneş’te, sonra Milliyet’te köşe yazarlığı yaptım ve bu fikirlerimi insanlarla paylaştım. Köşenin ismi de zaten ‘Olumlu Düşünenler’di. Daha sonra o köşe yazılarını derleyip bir kitap haline getirdim.
EZOTERİZM DERİN BİR KONU
- Ezoterizme (Bilinmezcilik) nereden geldiniz?
Olumlu düşünmeyle ilgili kitaplar okurken, ezoterizm de ilgimi çekmeye başladı. İster istemez gizli şeyleri merak ediyor insan. Ordan Mu medeniyetine gittim. Atlantis ve Mısır medeniyetleri arkasından geldi. Zaten bunlar yeryüzünün en önemli üç medeniyeti. Ezoterizm son derece derin bir konu. İçinde hemen her şey var. Buda rahibinin nasıl havada durduğunu merak ediyorsunuz. Çünkü insanın aklının alabileceği bir şey değil bu. Ezoterizmle ilgili kitaplar okurken, USA Today’deki birkaç makale ilgimi çekti. Birisi, aklın maddeye hükmetmesini anlatıyor ve bunun bilimsel olarak kanıtlandığını ortaya koyuyordu. Bu beni ezotorizme daha çok yaklaştırdı. Çünkü bu, 21. yüzyılda ezoterizmin bir nevi uyanışı anlamına geliyordu. Eskiden safsata olarak görülen şeyler, bilimsel olarak kanıtlanmaya başlamıştı çünkü. Zaten üç büyük din de mucizelerle yüklü. Mucizelerin temelinde de aklın maddeye hükmetmesi yer alıyor.
- Hindistan’a gittiniz mi?
Gitmedim ama okuduğum kitaplarla gitmiş kadar oldum. Bu konuda çıkan bütün kitapları takip ediyorum. Bu kitapta yer alan ‘Pencere’ sentezi, bana ait bir düşünce.
- İnsanlar bir taraftan inanılmaz ölçüde maddecileşiyor ama bir taraftan da yeni inançların peşinde koşuyor. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?
Bence Samuel Huntington’un Medeniyetler Çatışması tezi doğruydu. Ama önümüzdeki Yeniçağ’da, ezoterizmin uyanmasıyla birlikte yeni bir düşünce akımı yani ‘Sevgi’ ortaya çıkıyor. Her şeyin çözümü ‘Sevgi’ye bağlı. Zaten onun için ‘holistik yaklaşım’ önem kazanıyor. Ancak bu şekilde sorunlar çözülebilecek ve Medeniyetler Çatışması bitecek. Ezoterik kehánetler de bunu söylüyor. 2035’ten sonra ortalığın durulacağını ve holistik yaklaşıma doğru bir yönelme olacağını hep birlikte göreceğiz. Bunun belirtilerini şimdiden izlemek mümkün. Sonuçta tek bir devlet, tek bir medeniyet, tek bir lider olacak, para denilen şey ortadan kalkacak.
BİR TÜR KOMÜNİST ÜTOPYA
- Sanki tersinden komünist ütopyadan söz ediyor gibisiniz? İlkine madde, sizin öngördüğünüze maneviyat egemen oluyor.
Yeniçağ’a dair kitaplar bunu söylüyor. Düşünce gücünün egemen olacağı bir döneme giriyoruz. Kitaplara göre, Mu medeniyetindeki insanlar, yarı galaktik insanlardı. Bu şu demek: Düşünce gücü öylesine egemendi ki, ruhları istedikleri zaman bedenlerinden çıkıp geziyordu.
- Siz bu konularla ilgilenmeye başladıktan sonra düşünce dünyanızda, iç áleminizde de ne gibi değişiklikler meydana geldi?
Daha bir dengeli düşünmeye başladım sanki, kendimi daha iyi tanımaya başladım. Yattığım zaman geçirdiğim günün, geçmişteki olayların muhasebesini yapıyorum. İç dünyamda da daha sükûnet içindeyim sanki. İnsan iç dünyasına, yalnızlığına dönüyor, bunun farkında olmaya başlıyor. Ben kendime bilge insan demiyorum ama bilge insan olmak için farkında olmak lazım. İç dünyanızda sizin kendinize saygınız sevginiz yoksa, eşinize, çocuklarınıza, sizin dışınızdakilere sevginiz saygınız olamaz ki.
- Bunları okuyup öğrendikçe çevrenize anlatıyor muydunuz?
Elbette anlatıyordum ve inanılmaz olumlu tepkiler alıyordum. İnsanlar bu konularla inanılmaz ölçüde ilgili. Gazetelere baktığınız zaman bunu görebilirsiniz zaten. Televizyonlarda da buna benzer pek çok program mevcut. İnsanlar kendilerini bir dünya olarak görüp, her şeyin kendi etraflarında döndüğünü düşünüyor ve kendilerini çok önemsiyorlar. Önemsedikleri oranda da huzursuz oluyorlar. Halbuki dünyayı belli bir bütünsellik içinde kavramaya çalışırsanız, her şeyin bir nedeni olduğunu da algılarsınız bir süre sonra.
Tansu Hanım da faydalanmıştır
- Tansu Hanım’ın siyasi hayatında bir faydası oldu mu bu düşüncelerin?
Bunu ona sormak lazım tabii ama olmuştur sanırım.
- Hiç karşı çıkıp eleştiren olmadı mı?
Doğrusunu isterseniz karşı çıkan olmadı. Tersine, belli bir yaşın üzerindeki insanları bu tür konular inanılmaz ölçüde çekiyor. Bu kitabı toplum nasıl algılayacak diyorsanız, bence büyük ilgi gösterecektir. Ben hayatımda abartılı olmadım. Belki bir başbakanın eşi olarak öyle bir resim yansıdı kamuoyuna ama ben hep tevazu içinde olmaya çalıştım. Dünyaya, dinlere bakın. Dinlerde inanılmaz bir değişim var. Bir taraftan kiliseye gidiş oranı düşüyor, bir yandan da insanların inanç ihtiyacı artıyor. ‘Yeniçağ’ dediğimiz de bu işte.
- Size bir tür şeyh muamelesi yapan oluyor mu etrafınızda?
Bazen oluyor. ‘Buyrun, anlatın’ diyorlar, ben de anlatıyorum.
- Peki ama Yeniköy’de bu güzelim yalıda oturup ahkám kesmek kolay diyenler çıkmıyor mu?
Hayır, ahkám kesmediğimi biliyor arkadaşlarım. Çünkü, konuştuklarımızın bir kısmı bilimsel olarak kanıtlanmış şeyler. Önemli olan sevgi. Ama sevgi de bir jimnastik işi. Oysa biz hep beden jimnastiğiyle ilgiliyiz. Halbuki asıl aklımıza ve ruhumuza jimnastik yaptırmalıyız. Akıl jimnastiği, tamamen dengeyle ilgili. Bu kitap tutulursa, bunu Amerika’da da bastırmayı düşünüyoruz. Çünkü orada böyle bir kitap yok.
YARIN BAŞLIYOR
Yarı beden, yarı ruh olan galaktik insanlar
‘Holistik dürüstlük’ bize hangi kapıları açıyor
Mu ve Atlantis medeniyetlerinin 150 yıllık yaşam sırrı |