02/05/2005 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Piyasanet
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Ekonomi
02.05.2005
Gül: AB için bize ‘Allah belanı versin’ dedirtmek isteyenler bile var
 

Vahap MUNYAR

Türkiye’nin AB konusunda 3 Ekim 2005’te başlayacak müzakerelerle ilgili üzerine düşeni yaptığını söyleyen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ‘Ancak, öyle görünüyor ki, bu konuda bize ‘Allah belanı versin, al başına çal’ dedirtmek isteyenler var’ dedi.

DIŞİŞLERİ Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Avrupa Birliği (AB) ile 3 Ekim 2005’te başlaması öngörülen müzakereler konusunda gereken adımların atıldığını belirterek, ‘Ancak, öyle görünüyor ki, bu konuda bize ‘Allah belanı versin, al başına çal’ dedirtmek isteyenler var’ dedi. Gül, baş müzakerecinin henüz belirlenmemesinin sorun olmadığını söyledi. Abdullah Gül, Kayseri Develi’deki Saray Halı ve Saray Çiftliği’ndeki açılışlar sırasında sorularımızı şöyle yanıtladı:

HİÇ SORMADILAR

AB için baş müzakereci neden belirlenmiyor?
Ne zaman belirlenecek?

- Daha geçen gün Ortaklık Konseyi toplantısı için Brüksel’deydim. Kimseden ‘Baş müzakereciyi ne zaman belirleyeceksiniz?’ sorusu duymadım. İçerde bu konu fazla kafaya takılıyor.

Belki kibarlık olsun diye sormamışlardır...

- Hiç sanmıyorum. Çünkü gerektiğinde agresif olabiliyorlar.

ALLAH BELANI VERSİN

Bize gelen bilgiler öyle değil.
Birçok platformda baş müzakerecinin belirlenmesinin geciktiği dile getiriliyor. Buna bağlı olarak Türkiye’nin 17 Aralık’tan sonra hız kestiğini düşünenler de var.

- Bakın zaman zaman ben de şahit oluyorum. Brüksel’deki arkadaşlarınız AB Komisyonu yetkililerine, ‘Türkiye’de bir yavaşlama görüyor musunuz’ diye soruyor. Onlar da hemen bu soruları fırsat biliyor. AB konusunda karşımızda iki çevre var. Birinci gruptakiler bize, ‘Allah belanı versin’ dedirtmek istiyor. İkinci gruptakiler de fırsattan istifade her şeyi sokuşturmak istiyor. Oysa biz AB yolunda üzerimize düşeni yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz. 3 Ekim’de başlayacak müzakere süreci öncesi ve sonrasını da iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Bunun bilincindeyiz.

ABD’YLE İYİYİZ

ABD ile ilişkilerimiz nasıl?
Sorunlar çözülüyor mu?

- ABD ile ilişkilerimiz gayet iyi. Bir problem yok. Bu konuda özgüven eksikliğimiz var. Bu yüzden yazılan bir makale bile kafaları karıştırmaya yetiyor. Kendimize güvenmeliyiz.

İki yıl Türkiye çok cazip olacak

Özelleştirme ihaleleri yürüyen Tüpraş ve Türk Telekom’un değeriyle ilgili beklentileri yükseltecek tarzda konuşmanız doğru bir tavır mı?

- Ben verdiğim örneklerle yabancı sermayenin Türkiye’ye dönük iştahının kabardığını anlatmak istiyorum. Bu yıl ve gelecek yıl Türkiye yabancı sermaye yatırımları için çok cazip olacak. Çünkü, AB ile müzakerelerin başladığı ilk iki yıllık süreçte birçok ülkede aynı şey yaşanmış.

Telecom Italia için çok şey yaptık

Telecom Italia (TIM), İstanbul’daki CEO’lar zirvesinde, ‘Türk Telekom’u alamazsak Avea’dan çekiliriz mesajı verdi.
Sizce bu tehdit mi?

- Aksine onlar Türk Telekom’u almada daha istekli davranabilir diye düşünmek lazım. Başkası 10 milyar dolar verirse, onlar çıkarır 11 milyar dolar verir alır.

Açıklamada daha çok tehdit havası var...

- Biz hükümet olarak onlara yeteri kadar favör yaptık. Biz geldiğimizde tıkanmış bir sorun vardı, çözdük. (Aria’nın Türk Telekom’a ait Aycell’le birleştirilip yüzde 40 TİM, yüzde 40 Türk Telekom ve yüzde 20 İş Bankası ortaklığıyla yaratılan Avea’yı kastediyor.) Türk Telekom’u TIM’in alması bizi memnun eder. 9’sa onlar 10, 10’sa 11 veya 15’se 16 verip Türk Telekom’u alırlar.

‘Başarılı şirketleri satmayalım’ demeyiz

Erdemir gayet kárlı ve iyi gidiyor diye satılmasını istemeyenler var. Siz ne düşünüyorsunuz?

- Erdemir gibi birçok kuruluşta çok başarılı sonuçlar elde ediliyor ve edilecek. Ancak, bu başarı bizi kandıramaz. Bize düşen o kuruluşların iyi duruma getirilmesini sağlayıp zirvedeyken satılmasını sağlamak. Bugün iyi yönetilen, başarılar elde eden kamu şirketlerinin yarın bir başka yönetimle aynı başarılı sonuçları elde edebileceğini kim garanti edebilir ki.

17 Aralık’tan sonra Türk şirketlerinin değeri arttı

Tüpraş’ın, Türk Telekom’un değerinin iki-üç kat arttığını savunuyorsunuz. Bunu neye dayandırıyorsunuz?

- Türkiye’de gerek kamu gerekse özel sektör şirketlerinin değeri 17 Aralık’tan sonra artmıştır. Nitekim Türk Ekonomi Bankası (TEB) ile Dışbank’ın satışında ortaya çıkan rakamlar da bunu gösteriyor. Araç muayene istasyonlarını alan konsorsiyumdaki Alman şirket daha önce danışman gibiydi. 17 Aralık’tan sonra projeye ortak olmaya karar verdiler. Bu kararla birlikte araç muayene istasyonları ihalesinde çok güzel bir fiyat (600 milyon dolar) ortaya çıktı. Tüpraş’ın yüzde 15’ine yakın bölümünün borsada 500 milyon dolara yakın fiyatla satılması da aynı havanın sonucudur. Türk Telekom’a da çok ilgi var. Fiyatın 17 Aralık öncesine göre çok daha iyi çıkacağını düşünüyorum. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com