02/05/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
02.05.2005
Ahmet HAKAN
‘İki Genç Kız’ filmi ve çok kişisel notlar
  
ahcoskun@superonline.com
 

OH be!

Aylar sonra nihayet adam gibi bir ‘Türk filmi’ izleyebildik.

İçinde Kibariye, Akmerkez, Televolenin gündelik hayattaki yeri, işkembe çorbası, üniversite kazanmaya yüklenen anlam, ‘dallama’ sözcüğü, Atlas Pasajı, sınıf çatışması, Beşiktaş Çarşısı vs. geçen sapına kadar yerli bir film bu.

Ama hemen genç hemcinslerimizi uyaralım:

Diyelim ki ‘Hadi sinemaya gidelim’i bir ‘yakınlaşma olanağı’ olarak gören erkeklerdensiniz.

Sakın ‘yakınlaşma umudu’ taşıdığınız kızları bu filme götürmeyin.

Çünkü bu filmi izleyen kız, filmin özel mesajını kavrarsa vay halinize!

Sinemadan erkek denilen cinsin ne menem bir şey olduğuna dair mesajı almış olarak çıkan kız, size bir pisliğe bakar gibi bakıp şöyle diyebilir:

Ben kız arkadaşlarımla buluşmaya gidiyorum!

Yani karşımızda bir ‘gençlik filmi’nden ziyade acayip radikal bir ‘kız filmi’ var.

***

Bir sorun daha var:

Perihan Mağden’in ‘İki Genç Kızın Romanı’ adlı sarsıcı kitabının etkisinde kalanlar, bu filmi seyrederken kaçınılmaz olarak bir gerilim yaşayacaklardır.

Bir mukayese halinin getirdiği bir gerilim bu.

Ya da ‘Acaba kitaba ihanet ediliyor mu?’ tedirginliğinin...

Sakın ‘Aman birader, sen daha buralarda mısın, aş bunları, ‘roman’ ile ‘romandan yola çıkılarak yapılan film’in ne kadar farklı şeyler olduğunu hálá öğrenemedin mi?’ filan diyerek ‘öğreten adam’ pozları takınmayın.

Çünkü, ‘teori, pratiği aşıyor’ ve insan ister istemez bir mukayese içine giriyor.

Böyle olunca da filmi seyrettikten sonra kurulan cümleler şunlar oluyor:

Romanı okuyan ‘böğrüne bıçak saplanmış’ gibi hissedip, en az iki gün kendine gelemezken, filmi seyreden ‘yumruk yemiş gibi’ hissediyor ve birkaç saatte toparlanabiliyor.

Roman daha sert ve derindi. Film ise romana göre yumuşak kalmış.

Romanın bir ‘mesele’si vardı, bu meseleye ortak olabiliyordunuz. Filmde ise ‘Mesele nedir?’ sorusunun yanıtını bulamıyorsunuz.

Romanda yer alan çok sarsıcı ‘ceset bulma öyküleri’, alabildiğine sinematografik olmasına karşın filmde yok. Hatta filmde cinayet bile yok ve en büyük eksiklik duygusuna bu neden oluyor.

Romanın sonunda ‘tutunamayanların kaçınılmaz sonu’nu görüyordunuz. Filmin sonunda ise ‘Bizim kız artist olmuş’ tarzında sersem bir klişeyle karşılaşıyorsunuz.

***

Şimdi de Atilla Dorsay gibi yapalım ve biraz ‘ortadan’ gidelim.

Ve tabii ‘roman’ı bir tarafa bırakıp salt ‘film’le ilgilenelim.

Söyleyeceklerimiz şunlardır:

Kutluğ Ataman sarsıcı, değişik, etkileyici ve dönemin ruhunu kavramış bir film ortaya çıkarmış.

Karanlık evlerden birden İstanbul’un aydınlık ama acımasız meydanlarına sert bir şekilde çıkışları sevdim.

Gerçi ben ‘10 puan’ı Behiye karakterini canlandıran Feride Çetin’e verdim ama itiraf etmeliyim ki Leman karakterini canlandıran Hülya Avşar da, Handan karakterini canlandıran Vildan Atasever de çok iyiydi.

Ayrıca evde sürekli açık televizyondan ‘kim kiminle’ tarzı haberlerin yayınlandığı ‘Televole’ programlarının sesinin gelmesine bayıldım ki müthiş bir gerçeklik duygusu uyandırıyordu.

Ve bir de filmdeki Akmerkez aşağılamasından hoşlandım.


Ahmet HAKAN
Tüm yazıları
    Ali Atıf BİR
  Aspirin’de kadın ve erkek farkı
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Türkiye’de ilaç sektörü
 
    Doğan HIZLAN
  ‘Issız Çığlık’ın şairi Sabri Altınel
 
    Ercan KUMCU
  Haftanın görünümü
 
    Erdal SAĞLAM
  Türkiye-İsrail Filistin ekonomik işbirliği
 
    Erkan ÇELEBİ
  Cep telefonuyla taciz ‘bluetooth’a kaydı
 
    Fatih ALTAYLI
  Milletvekili ise haksız mıdır?
 
    Ferai TINÇ
  Erivan’ın yanıtı arkasındaki gerçek
 
    Kanat ATKAYA
  İroniye gel
 
    Nurten ERK
  Bosch, Türkiye’yi Türk’e teslim etti, gözünü komşu ülkelere dikti
 
    Tufan TÜRENÇ
  Uyuyarak, çamlar devirerek sanat kurumları düzeltilmez
 
    Özdemir İNCE
  ABD’nin Ermenistan sorunu
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    İlhan SÖYLER
  Tebrikler Uğur
 
    Vahap MUNYAR
  Fransa referandumuna Türk tekstili damgası
 
    Yener SÜSOY
  Avrupa’nın en büyük su parkı Belek’te yapılıyor
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif DEMİRCİ
 
    Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
  Unakıtan’ın kahramanlık sıralaması
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com