|
KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Atilla Koç gerçekten eksantrik bir insan. Toplantılarda ya içi geçip uyuyor, ya da kürsüye çıkıp bol bol çam deviriyor.
Uyurken gazetecilere yakalanmamak için sanırım danışmanlarının önerisiyle kapkara güneş gözlükleri takmaya başladı.
Gözlüklerinin sayesinde Sayın Bakan için bu sıkıcı toplantılar artık işkence olmaktan çıkacak. Bundan böyle kendileri rahat rahat kestirebilecekler.
Zaten bakan olduktan sonra geçen zaman içinde artık görülmüştür ki kendileri pek öyle kültürle mültürle de uğraşmaya pek niyetli değiller.
Doğrusu kendileri ilk günler biraz cevvaliyet göstermişti.
Hatta gazeteleri dolaşıp sanat ve kültürle ilgilenen gazetecilerin görüşlerini, önerilerini almıştı.
Bununla da kalmamış, bazı sanatçıları da dinlemek lütfunda bulunmuştu.
Ancak sonuç maalesef sıfır olmuştur.
Şimdi sizlere bu sıfırı sanatçılardan gelen feryatların pek azını (yerim nedeniyle) aktararak anlatmak istiyorum.
Kültür ve sanat kurumlarımızın hali pür melalini sizlerin bilmesinde sayısız yararlar var.
Ayrıca sanat ve kültürün uygar ve çağdaş bir toplum için çok önemli olduğuna inanıyorum.
* * *
Deneyimli bir sanatçımızın mektubu:
‘Bir gerçeğin altını çizmek istiyorum. Devlete bağlı tüm sanat kurumları bitmiştir. Bu kurumlar birer KİT durumuna getirilmiş. Hepsi milletin sırtına yüklenmiştir. Gelinen noktanın tek sorumlusu vardır. Sanat kurumlarında sanatçı olduklarını sanan bizler. Atatürk’ün tanımıyla ‘Alnında ışığı ilk hisseden’ olması gerekirken, gözünün içinde yanan projektörleri, gözü rahatsız olmasın diye gözlerini kapayan bizler...’
Bir başka feryat:
‘2100 personeli olan, 13 bölgede yerleşik durumda çalışan Devlet Tiyatroları 740 bin seyirciye ulaşabilmiş, buna karşın Hazine’den 63 trilyon almış. Bugün tek gösterili komiklikler yapanlar bile tek başlarına Devlet Tiyatroları’dan fazla seyirci toplamaktadırlar. Paris’e turneye gönderilen Devlet Tiyatroları’ndan biri oynadığı 3 oyunda toplam 83 seyirci toplayabilmiştir.’
* * *
Bir başka sanatçının mektubu:
‘Opera ve bale orkestraları içinde özel orkestralar kurulmuştur. Kuruma gelen konser teklifleri bu özel orkestralara yönlendirilmektedir. Yöneticilerin de ortak olduğu bu orkestralar devlet olanaklarını kullanarak yurtiçinde ve dışında özel konserler vermektedir. Sponsorlardan toplanan paraların nerelere harcandığı bilinmemektedir. Bu kurumlardaki ayyuka çıkan yolsuzluklar, usulsüzlükler, kayırmalar, skandallar müfettiş raporlarıyla belirlenmiştir.’
Bir başkası:
‘Sanatsal açıdan Kurumlar tam bir kaos içindedir. Yönetici olamayacak liyakatteki müdürler yüzünden kurumlar sanatsal açıdan tam bir kaos içindedir. Opera ve Baleler bir müzikal ve operet tiyatrosu haline getirilmiştir. Her gelen iktidarın hoşuna gidecek maskeleri takan bu çapsız yöneticiler Muhsin Ertuğrul, Aydın Gün, Cüneyt Gökçer, Necil Kazım Akses, Mithat Fenmen gibi efsane sanat adamlarının bıraktıkları mirası bugünkü perişan duruma getirmişlerdir.’
Bu yazdıklarım bana gelen feryatlardan sadece birer damladır.
Sayın Bakan Atilla Koç şunu iyi bilsin ki, bol bol uyuyarak, konuşup çam devirerek bu kurumları düzeltemez.
Zaten benim de AKP iktidarının bu kurumları düzeltmek gibi bir niyeti olduğu konusunda zerre kadar bir beklentim yoktur. |