01/05/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Piyasanet
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Ekonomi
01.05.2005
Ali Atıf BİR
‘Blogsfer’ pazarlamayı etkiliyor
  
 

CUMA günü Hürriyet e-yaşamda Batuhan Okur ‘Şu Blog hadisesi’ başlıklı yazısında ‘internet yayıncılığı hayatımızı değiştirecek’ deyip ‘Blog’ denilen şeyi ‘Kısaca internet üzerinden yapılan yayıncılık..’ olarak adlandırmıştı.

Okur’un yazdığı doğru. Blog’ların böyle giderse hayatımızı değiştireceği doğru. Blog’ları dünya ölçeğinde dev markaların hayatını değiştirmeye başladı bile. Yakında Türkiye’de çok etkili olacakları kesin..(Bkz.www.turklog.com).

İnternet üzerinde yaratılan Blog’lar e-posta kişisel gibi bir şey değil. Microsoft’un ya da Google’ın sağladığı Blog teknolojisi ile bir metni, görseli, video görüntüsünü çok kısa sürede internet üzerinde birleştirip kendi gazetenizi çıkarabiliyorsunuz. Diğer Blog’lara kendi gazetenizi bağlayabiliyorsunuz. Düşünün dünyanın dört bir yanında Mazda’nın yeni modeli Mazda 3’ü yüz kişi deniyor, sonra internete girip yansız düşünceleri ve görüntüleri ile ‘kendi gazetesini’ yapıyor, gazeteyi internet üzerindeki Blogsfer’e bırakıyor. Siz herhangi bir arama motorundan girdiğinizde onlarca Ufuk Sandık’ın görüşünü peşpeşe okuyup ürün hakkında karar verebiliyorsunuz.

Blogsfer’in gücünü fark eden Mazda kurumsal iletişim bölümü ne yapmış? Sahte Blog’lar oluşturmuş.. Blogsfer’de Mazda 3’ü öven gazeteler çıkarttırmış, aracın kliplerini yayınlatmış. Ancak Blog’lardaki profesyonel görünüşten şüphelenen Blogger’lar, Mazda’nın cinliğini çakmışlar ve bir anda Mazda internette olumsuz mesajlara boğulmuş..

Nokia ise 7710’u piyasaya sürerken internet üzerindeki ‘Blogsfer’ kontrolü için Mazda’dan farklı bir yol izleyip 20 VIP tüketiciyi ürünü denemek için davet etmiş. Onların yansız düşünceleri ile kendi Blog’larını yapmalarını sağlamış. Nokia’nın yöntemi tahmin edersiniz ki daha başarı kazanmış..

Halen internet üzerinde 31 milyon Blog (kişinet) var. Bu Blog’ların 10 milyonu 2005’in ilk dört ayında çıkarılmış ve yüzde 52’sinin yaşları 30 ve üzerinde..Yani Blog’lar sadece genç-egemen yapılar değil..

Peki Blog’lar pazarlamayı etkiler mi? İnternet’teki bilgiye ulaşan için en büyük sorun ’güven’ sorunu.. Blog’larda yayını çıkaranın kimliği belli olduğu, görsel malzeme kullanıldığı için inandırıcı olma olasılığı daha yüksek. Ancak yine de markaların Blog’lara karşı uygulayacağı stratejiler, Blog’ların davranışlarımızı nasıl etkileyeceğinde belirleyici olacak..

İnternette samimiyetine inandığınız yüz kişi bir şeye çok kötü derse alır mısınız? Peki o yüz kişinin dürüst olup olmadıkları konusunda şüpheleriniz varsa? Biraz bekleyelim.

(*) Gördüğünüz gibi teknoloji üreten dilini de belirliyor. Yukarıdaki yazının zor okunan bir yazı olduğunu kabul ediyorum. Ama yapacak bir şey yok. Blog’un Türkçesi yok ve bu yeniliği duyurmak zorundayım. Dilimizi mahvediyorlar diye üzüleceğimize niye biz teknoloji üretemiyoruz diye üzülelim. Haksız mıyım?

7 çalışanla 10 Milyar dolar ciro

Rauf
Ateş’in yönetiminde çıkan Capital Dergisi’ni okumayı çok seviyorum. Ekonomi konularında sıkı değerlendirmeler yapıyor, yönetim ve pazarlama alanlarında trendleri yakından takip ediyor. Bu yönüyle de ‘Neler okumalıyım hocam?’ diyen her iletişim, işletme, pazarlama öğrencisine Capital’i mutlaka sayfa sayfa okumasını öneriyorum.

Capital Dergisi Yayın Yönetmeni Rauf Ateş’in ‘Yeni Normal’ isimli kitabı neredeyse iki aydır masamda duruyordu. Elime alıp sayfalarını çevirmeye başladım, beş altı saat içinde son sayfalara nasıl geldiğimi anlamadım. Ateş kitabına aynı ‘Capital’ tadını vermeye başarmış.

Önce çok sayıda pazarlama ve yönetim gurusuna dayanarak Türkiye’de ve Dünyada iş ve ekonominin yeni kimyasını özetlemiş. Düşük enflasyon ortamında şirketlerin ortama uymalarının gerekliliğini net bir şekilde anlatmış. Singer, Simtel, Esman, Köytaş, Sevgi Sağlık, Paksoy, Akfil, Penyelux, Güney Sanayi, Neyir, Bağbank, Töbank gibi ‘bir zamanlar Kartal’ olan markaları örnek vererek, kalıcı ve sürekli olmanın gerekliliğini vurgulamış.. Sonra 2001’den sonraki pazarlama düşüncesine dayanarak yeni dönemde başarı için 30 maddelik bir başarı listesi oluşturmuş.

19’uncu ve 27’inci maddeler çok önemli. 19’da diyor ki Ateş: ‘Bayilerinizi kar sağlama konusunda analiz edin. Gerekirse verimli çalışmayan, size kar sağlamayan bayi ya da acentelerle çalışmaya son verin. Örneğin Axa Oyak genel Müdürü Cemal Ererdi, 2004 yılında 340 acentesinin sözleşmesini, ‘kár getirmedikleri’ için iptal ettiklerini söylüyor..’

27’nci madde de Ateş’in önerisi şu:

‘..sadece pazar payı hesabı yapmayı bir kenara bırakın. Müşteri payını arttırmaya bakın. Veri tabanı kurun ve mevcut müşterilerinize daha fazla satış yapın..’

‘Yeni Normal’
son dönemde yayınlanan yönetim ve pazarlama kitaplarından kurgulanmış ve Türkiye’ye uyarlanmış iyi bir özet kitap. Ufuk açıyor.. Birçok yeni düşünceye ilginizi uyandırıyor. Sizce 2020 yılında sadece 7 full-time çalışanı ile 10 milyar dolarlık bir şirket yaratılabilir mi? 2020 yılının ‘normali’ de bu olabilir mi? Ateş’i okuyun..

İnandık mı?

Profilo
çocukları kullanarak ‘dayanıklılık’ özelliğine sahip çıkmaya çalışıyordu. Kadir İnanır’lı reklam da aynı şeyi farklı şekilde söylüyor. Yani teknik dille söylersek Profilo yaratıcı uygulamasını değiştirdi. Kadir İnanır’ın ‘motive edici’ bakışlarından yola çıkarak Profilo ürünlerinin dayanıklı ürünler olduğunu söylüyor.

Daha önce de söylediğim gibi itirazım seçilen ‘konum’a.. Bir dayanıklı tüketim markası niye ‘dayanıklı’ olduğunu kanıtlamaya çalışır. Bu kadar jenerik bir vaadin işe yarayıp yaramayacağı konsunda şüphelerim var. Tuz reklamında ‘Tuzlu’ demek ne kazandırır ki?

Yeni yaratıcı uygulamaya gelirsek.. Ünlü kullanmaya itirazım yok. Ama ünlüyü ‘ilgisiz’ bir pozisyonda kullanmaya itirazım var. Kadir İnanır reklamı dikkatimizi çekti, güldük, eğlendik. Günün sonunda mesaja ne kadar inandık? Profilo bize gerçekten dayanıklı olduğunu kanıtlayabildi mi? Hayır. Burada satacak tek şey varsa o da mizahtır, Kadir İnanır yardımıyla markaya sağlanan popülerliktir. Eğer böyleyse dayanıklı konumunu tutmaya ne gerek var. Sadece ‘güldürelim’ olsun bitsin.

ÇEKİRGELİK

Duyulmak için farklı, basit ve görsel bir şey söylemek zorundasın..

Harry Beckwith


Ali Atıf BİR
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Nerede kaldı o ilke?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Türkiye'nin Napa Vadisi neresi
 
    Bekir COŞKUN
  Ne duruyorsunuz?..
 
    Doğan HIZLAN
  Edebiyat öğretmenleriyle mutlu ve sorunlu bir gün
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Yanıt veriniz Tayyip Bey!
 
    Enis BERBEROĞLU
  Petrolün yeni efendisi ne istiyor?
 
    Ercan KUMCU
  Devlet yardımlarının rekabet boyutu
 
    Erkan ÇELEBİ
  Mobilyada alışkanlıklar değişti pazar 3.5 milyar dolara ulaştı
 
    Ferai TINÇ
  Türban ve zaman
 
    Murat BARDAKÇI
  Maarif Nazırı Emrullah Efendi de hep uyurdu ama çok büyük álimdi
 
    Pakize SUDA
  Kadın köşe yazarlarına itibar etmeyin!
 
    Yalçın BAYER
  1 Mayıs’ı sendikaların kutlama hakkı var mı
 
    Vahap MUNYAR
  Ütü masasında yattım, maliyet düşürmek için Çin’e gidiyorum
 
    Ercan SAATÇİ
  Takım gibi oynadı
 
    Can BARTU
  Büyük iş
 
    Şükrü KIZILOT
  Kayahan’ın milli piyangosu
 
    Meriç ENERCAN
  Gecenin gerçeği
 
    Ahmet HAKAN
  Hikmet Özdemir için bir portre denemesi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com