30/04/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cumartesi
30.04.2005
Nora ROMİ
Sihirli Annem tartışması
  
 

Son günlerde pek çok anne yine ‘Sihirli Annem’ krizinde. Hatta e-posta zinciri olarak çok ağır bir metin dolaşıyor.

Dizi karakterlerinin peri olduklarını gizlemek için yalan söylemeleri, birbirini aldatan eşler, komşuyu gözetleyen işsiz güçsüz adamlar, kötü karakterli bir anneanne, lüzumsuz yere tekrarlanan cinsellik, dizinin çocuk karakterlerinin okulda sadece sevgililerinin olması ve onun dışında pek bir arkadaşlık ilişkisi içinde bulunmamaları, hatta es kaza arkadaşlık kurmaya kalkarlarsa da bunun kavgaya dönüşmesi, lüzumsuz sihir kullanımı gibi pek çok konudan rahatsızlık duyan çok sayıda anne ve baba var.

Bu konuda yazıştığım bir veliye ‘Biz de Tatlı Cadı ile büyümedik mi?’ diye sordum. (Hoş ne kadar adam olduk, o da ayrı konu ama!!!) Bunun üzerine önemli bir şeyi hatırlattı bana: ‘Biz haftada bir seyreder, etkisi altına giremeden unuturduk. Oysa Sihirli Annem her gün karşımızda.’

Bazı aileler Sihirli Annem’i çocuklarına seyrettirmiyor. O zaman da çocuklar okulda arkadaşlarından duyuyor, eve gelince kıyamet kopartıyorlar. Yayın saatlerini ezberleyip ekran karşısına kilitlenenler de var.

YASAKLAMAYIN BİRLİKTE İZLEYİN

Çocuklar büyüdükçe işlerin zorlaşacağını biliyorduk zaten... Bizim evdeki durum çok vahim değil. Sinan’ın tercihi Jetix ama Sihirli Annem’e rastladığı zaman da bayıla bayıla seyrediyor.

Ailelerin haklı olduğu çok nokta var. Dizi ne kadar pedagog kontrolünde yazılıyor bilemiyorum ama benim de beğenmediğim bölümleri oldu. Mesela oğlan çocuğun kız arkadaşını başka kimseyle arkadaşlık ettirmemesi sinirime dokunmuştu. Arkadaşlarıyla olmak isteyen kıza izin vermeyince kız da ondan ayrılmıştı. Takip etmediğim için olaylar nasıl gelişti bilmiyorum ama en azından Sinan’ın bunu normal sanmaması için diziyi seyrederken müdahale etmek durumunda kaldım. ‘Aaa ne kadar ayıp, arkadaşlık çok önemli. Tabii ki kızın arkadaşları olmalı, hatta çocuğun da arkadaşları olmalı. Bu yaşta ne yapıyorlar bunlar Sinan’cığım. İyi ki senin bu kadar çok arkadaşın var. Sevgilin de var ama arada bir görüşmen yetiyor’ demiştim. (Son cümleyi kaynanalık içgüdüsü ile espri mahiyetinde söylediğimi anladınız herhalde?)

Bu şikayetler yüzünden dizinin yayından kaldırılma ihtimali nedir bilemem. Kanalın buna istekli olmaması gayet normal çünkü yüksek reyting alıyor. Bu durumda iş ailelere düşüyor. Belli formüller üretmek lazım.

Havalar güzelleşirken öğleden sonralarını (akşamüstleri tekrar bölümleri yayınlanıyor) parklara giderek, dışarıda dolaşarak eleyebiliriz. Evde geçen zamanlarda eve girer girmez televizyonu açmak yerine beraber mutfağa girmek, çocuğun odasında beraber oyun oynama formülleri de üretebiliriz. Dizinin yayınlandığı zamanlarda ise onlarla beraber izleyerek bazı yerlerde müdahalelerde bulunabiliriz.

Biliyorum, her yöntem her çocuk için faydalı olmayabilir ama arada bir de olsa diziyi unutmalarını, ya da daha az etkilenmelerini sağlayabilir.

Ne yapalım, ortama göre çözüm üretmek de biz annelerin en önemli görevlerinden biri...

Bakıcı seçerken ‘Bebek sever misin’diye sormak yerine çocuğunuzla tanıştırın

Geçen hafta bir haber programında oldukça acıklı bir haber vardı. Bakıcılık yaptığı çocuğa zarar veren, onu döven bir dadının hikayesiydi bu. Hoş, bu kişilere dadı demek de ne kadar doğru o ayrı konu. Denizli’de oturan Nilgün ve Kadir Albayrak çifti, çalıştıkları için 6 aylık bebeklerine bakacak bir kadın bulmuşlar, ne var ki bir süre sonra kadının çocuğu hırpaladığını fark ederek polisi aramışlar.

Uzmanlara göre, çocuğun en azından 3 yaşına kadar annesinin elinde büyümesi doğru. 0-3 yaş arası, çocuğun annesine en fazla ihtiyaç duyduğu dönem. Bazı anneler ekonomik sebepler yüzünden çalışmak zorunda, bu durumda da çocuk örnek alacağı kişi olarak bakıcısını görüyor. İyi dadı-kötü dadı konuları gündemdeyken ve her gün haber programlarında karşımıza çıkarken, doğru seçim yapmak için dikkat etmeniz gerekenleri sizin için derledik.

3 Yakınlarınızdan destek alın: Bakıcı ararken öncelikle tanıdık ve güvenilir kaynakları seçin. Bu işi yapan aracı kurumların yanı sıra çocuk doktorunuz da size yardımcı olabilir. Diğer anne babalara ya da kreş öğretmenlerine de sorabilirsiniz.

3 İş tanımı yapın: Bakıcıdan isteyeceğiniz işleri tam olarak listelemeniz önemli. Sadece çocuk bakımı diye anlaşıp daha sonra üstüne ev işleri, yemek gibi görevleri de yıkmak doğru olmaz.

3 İçgüdülerinize güvenin: İşe başvuran kişilerle mutlaka birebir görüşmeniz ve uzun uzun konuşmanız gerekir. Daha önce kaç kere, kaç yaşındaki çocuklara baktığını, kendi çocuğu olup olmadığını öğrenmelisiniz. Eğer bir şirket kanalıyla geldiyse, şirketten hakkındaki her türlü bilgi ve referansı isteyin. Bireysel olarak başvuran bakıcı adayının da daha önce çalıştığı yerlerle konuşup detaylı bilgiler alabilirsiniz. İçgüdülerinize kesinlikle kulak verin. İçinize sinmeyen birini, sadece birkaç kişi hakkında iyi konuşuyor diye kabul etmeyin.

3 Tecrübesini sınayın: Onunla konuşurken sorularından ve davranışlarından birtakım önemli fikirlere sahip olabilirsiniz. Ne kadar sabırlı, sakin ya da ılımlı biri olup olmadığı konusunda hisleriniz size yardımcı olacaktır. Boşuna bebekleri sever misiniz diye sormayın çünkü bu işe başvuran kimse ‘hayır’ demeyecektir. Neden bu işi istediğini, en son çalıştığı yerden ayrılma sebebini, sizin bebeğiniz yaşında bir bebeğin neler isteyebileceğini sorabilirsiniz. Çocukları disipline etme ya da kontrol altında tutmak için neler yaptığını, bu işi ne kadar sürdürmek istediğini; hatta kendi sağlık durumunu da sorabilirsiniz. Bir hastalığı olmaması önemli. Aldığı eğitim ya da kursları da sorun.

3 Yaşlısı yorulur, genci tecrübesiz çıkar: Adayın yaşı önemli. İleri yaşta bir bakıcının fiziksel olarak dayanıklı olması daha zordur. Fazla genç olanlar da tecrübe açısından eksik olabilir. O yüzden tercihen otuz yaş civarında kişiler uygun olabilir.

3 Çocuğunuzla tanıştırın: Bebeğinizi ya da çocuğunuzu tanıştırıp onunla biraz vakit geçirmesini isteyin. Sizin yanınızda çocuğa iyi davranacağından, kesin bir fikir vermese de aralarında bir diyalog kurulup kurulmayacağı konusunda fikir sahibi olabilirsiniz.

BAKICINIZI SEÇTİKTEN SONRA

n Ona yol gösterin: En iyi bebek bakıcılarının bile vereceğiniz özel talimatlara ihtiyacı vardır. Bebeğinizin nasıl sakinleştirileceğini, sevdiği oyuncakları, yemeğe geçti ise hangi yemekleri çok sevdiğini ona söylerseniz bakıcının da işini kolaylaştırmış olursunuz.

n Hemen ortadan yok olmayın: Anlaştığınız kişiyi birden tamamen çocuğunuzun hayatına sokmayın. Önce daha kısa sürelerle ve oyunlarla birbirlerine alışmalarını sağlayın. Bir hafta içinde yavaş yavaş işleri bakıcınıza teslim edebilirsiniz.

n Kontrol edin: Bakıcıyı rencide etmeyecek, onu kırmayacak şekilde kontrol etmenin yollarını da aramalısınız. Her zaman açık olmanız, onun da size açık olmasını sağlamaya en uygun ortamdır.

ANNEMİN KÖŞESİ

Anneme doymak mümkün değil

Annemle yeterince görüşmemekten şikayetçiyim. Bana 10 yıl önce ‘Ananı özleyecen’ deseler hayatta inanmazdım. Hele aynı şehirde, aynı mahallede yaşayıp da özleyeceğime hiç inanmazdım.

Acaba özlememin sebebi onu yeterince göremememden mi kaynaklanıyor, yoksa içinde başka şeyler var da ben farkında değil miyim diye de düşünüyorum. Çünkü anne ile beraber olmak demek, onunla sıradan bir yemek yemek ya da bana birkaç kılık alması anlamına gelmiyor. Onunla gülmem lazım. Hatta kahkaha atmam lazım.

Bunun için de açık hava bir yere oturup etrafımızda dolananları takip etmek yeterli olabiliyor bazen. Özellikle güzel kadınları yerin dibine batırma politikamız pek hoş oluyor.


Nora ROMİ
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Belirsizlik...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Selahattin Duman'ın gözüyle ben
 
    Bekir COŞKUN
  Cipiniz var mı?..
 
    Ege CANSEN
  Daha az devlet, daha fazla bireysel sorumluluk, daha fazla büyüme mi demek
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Hortuma ‘damardan’ girenler!!!
 
    Erdal SAĞLAM
  Yatırımın önündeki engeller geçen yılla aynı
 
    Fatih ALTAYLI
  CHP ahlak sınavında
 
    Hadi ULUENGİN
  Bask modeli mi
 
    İlter TÜRKMEN
  1915 olayları nedir?
 
    Tufan TÜRENÇ
  İhanet hep vardı
 
    Yalçın BAYER
  Oğuldan Gelibolu filmi, babadan denizci senfonisi
 
    Yalçın DOĞAN
  Ilımlı İslam’a Erdoğan yorumu
 
    Özdemir İNCE
  Demokrasi şantajı
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Korkut GÖZE
  Üç isim
 
    Vedat OKYAR
  İsmet Arzuman
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Atilla Koç, kendine özgü bir bakan...
 
    Şükrü KIZILOT
  Kahramanmaraş’ta ilginç bir uzlaşma
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  Sosyal mobilya IKEA
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com