|
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok da, dün yargının siyasallaşması girişimlerine karşı, yargıç ve savcıları örgütlü tepki koymaya çağırdı.
YARGITAY’da, döneminin kapanıp kapanmadığı sert tartışmalara yol açan, Atatürk döneminin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un sözleri, sonunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın girişine kabartma pirinç harflerle yazıldı.
Yargıtay Başkanvekili ve Ceza Genel Kurulu Başkanı Osman Şirin, 10 Şubat 2005’te TCK’yla ilgili bir panelde, yeni yasada yapılan değişiklikleri ve eskiye göre farkını vurgulamak için ‘Mahmut Esat Bozkurt dönemi kapanmıştır’ dedi ve büyük tepki aldı. 2 Mart 2005’te bir basın toplantısı düzenleyen Yargıtay Başkanı Osman Arslan ise Yargıtay’da adalet dağıtanların Mahmut Esat Bozkurt tarafından ülkemize getirilen çağdaş hukuk eğitimi alarak yetiştiklerini belirtti, Bozkurt’a karşı olmalarının düşünülemeyeceğini, bu tür söylemlerin kabul edilemeyeceğini söyledi. Dünyanın en büyük barolarından olan İstanbul Barosu da tepki olarak Mahmut Esat Bozkurt Ödülü ihdas etme kararı aldı.
Şirin’in sözlerine tepki ve Bozkurt’a destek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın girişine 5 Nisan’da pirinç harflerle yazılan sözleriyle doruk noktasına ulaştı.
TEPKİ ÇAĞRISI
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok da, dün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 14. Onur Günü töreninde bir çıkış yaparak, yargının siyasallaşması girişimlerine karşı, yargıç ve savcıları yankı uyandıracak örgütlü tepki koymaya çağırdı. Ok’un hükümeti de hedef alan uyarıları özetle şöyle:
SAKINCALI SÖZLER
Kimi Adalet bakanlarının da, hakim ve savcıların adli amiri oldukları izlenimini doğuracak sakıncalı söz ve davranış içinde olmaları, bu niyetin teyidi olarak görülmektedir. Buna imkan veren Adalet Bakanı’nın hakim ve savcılar üzerindeki idari yetkilerinin artık yüksek kurula devredilmesi kaçınılmazdır. Aksine tutumlara önce yargı karşı çıkmalı, siyasallaşma girişimlerini boşa çıkarmalı ve yankı uyandıracak örgütlü tepki ortaya koymalıdır.
TCK ACELEYE GELDİ
Kanun yapmak bilgi, deneyim ve sabır ister. Olgunlaştırma dönemi kısa tutulduğu için olumlu ve olumsuz yönlerini belirleme ve değerlendirme imkanı sınırlı kalmıştır.
DEĞİŞİKLİK GECİKİYOR
Yasama ihtiyaçların gerekli kıldığı değişiklikleri gecikmeden yasalara yansıtmalıdır. Ancak, ihtiyaç tespitinde ve zorunlu kıldığı değişikliklerde çok geç kalınmakta olduğu da bir gerçektir.
HUKUK AYAK BAĞI MI
Hukukun üstünlüğü ile yargı bağımsızlığı arasındaki bağın çok iyi görülmesi gerekir. Hukuk üstün tutuluyorsa, yargının bağımsızlığı mutlaka sağlanmıştır. Hukuk ayak bağı görülüyorsa, mutlaka yargı baskı altındadır.
KİŞİYE ÖZEL YASA
Demokrasilerde eğer hukuk kurallarına itaat sözde kalıyorsa, yargı kararları uygulanmıyorsa, çeşitli bahanelerle uygulanması erteleniyorsa, evrensel hukuk kuralları ihmal ediliyorsa, kişi ve olay için yasa çıkarılıyorsa, hatta görülmekte olan davalara bu niyetle müdahale ediliyorsa, yasalara aykırı, hatta suç oluşturan emirler veriliyorsa, yargısal işlemlere karşı şike gibi yakıştırmalar yapılıyorsa, hukukun üstünlüğünün sindirilmiş olduğu söylenemez.
MİLLİYETÇİLİK KIŞKIRTMASI
Özel amaç taşınmasa bile farklı kültür, inanç ve etnik grupların hakları savunulurken ayrımcılık, düşmanlık ve milliyetçilik kışkırtılmamalı. Laik, demokratik rejim, üniter devlet, ulus birliği, ülke bütünlüğü geri plana itilmemeli, hele tehlikeye hiç atılmamalıdır. Ayrışma ve bölünme düşüncelerini çağrıştıran, üniter devlet yapısını sorgulatmaya yol açacak ‘Türkiyelilik’, ‘federasyon’ gibi söylemlere hep birlikte ve güçlüce karşı çıkmalıyız.
5 Nisan’da yazıldı
Cumhuriyet Savcıları, Meriç kıyısında çalışan Türk köylüsünün kaybolan sabanından tutunuz da, bu vatanda yaşayanların uğrayacağı en ufak bir haksızlıktan, hatta Bingöl dağlarının ıssız kuytularında nafakalarını bekleyen öksüzlerin gözyaşlarından siz mesulsünüz. |