26/04/2005 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Bilim
26.04.2005
Güneş saatinden dijital saate
 

Sabah saat 7’de kalkıyorsunuz, birçoğunuz sekizde okulda oluyorsunuz. Öğleden sonra 3-4 saatinizi ödev yaparak geçiriyorsunuz. Akşam saat altıda sevdiğiniz dizi başlıyor... Ve gece saat 10’da anneniz son bir defa sesini yükseltiyor: Haydi bakalım yatağa!

Saatin gündelik yaşantımızdaki yeri ne kadar büyük değil mi? Hayatımızı düzenleyen o. Günümüzde zamanı öğrenmek çok kolay, hepimizin kolunda, evlerimizin duvarlarında, okulda, sokaklarda kısacası her yerde saat var. Peki insanlar saati keşfetmeden önce zamanı nasıl öğreniyorlardı? Saati henüz keşfetmemiş olan atalarımız zamanı Güneş, Ay ve yıldız gibi gökcisimlerine göre takip ediyorlardı. Gökcisimleri hep aynı süre içinde birbirlerinin etrafında döndükleri için günleri, ayları ve yılları takip etmek mümkündür.

Dünya kendi ekseninde bir günde döner. Bir aylık zaman dilimi, bir dolunaydan diğer dolunaya olan süredir. Ve Dünyamız, bir yılda güneşin çevresindeki devrini tamamlar. Bu bilgilerle bundan 5000 yılı aşkın bir süre önce eski Mısır’da takvimi geliştirdiler. Fakat bu "Yıldız saati" ile zaman çok kabaca ölçülebiliyordu.

Gün, gökcisimlerinin hareketlerine göre belirlenen en küçük zaman birimiydi. O dönemlerde hayat daha yavaş yaşandığından, günün saat, dakika veya saniyeyi bölünmesine zaten ihtiyaç duyulmuyordu. Ve geceleri hayat tamamen durduğu için de zaman ölçümü tümüyle gereksizdi. Karanlık çöktükten sonra herkes uyuyordu.

Gerçek saatler

Fakat kültürler gelişip, gün akışı hareketlenince, insanlar daha kesin zaman ölçümlerine ve "gerçek saatlere" ihtiyaç duymaya başladılar. Yine eski Mısırda 5000 yıl önce ilk güneş saati keşfedildi. Çin’deki ilk güneş saatleri İ.Ö.3000 yılında üretilmeye başlanmıştır. Bir güneş saatinin modern saatlere benzer bir kadranı vardı. Kadranın üzerine eğik bir şekilde yerleştirilen bir çubuk, güneş ışığında kadranın üzerine bir gölge vuruyordu. Dünyamız kendi ekseni üzerinde döndüğü için gölge, saat başı bir rakamdan diğerine ilerliyordu. Güneş saatini İnkalar, Romalılar ve eski Yunanlılar da biliyordu. Güneş saati hemen hemen tüm kültürlerde ilk zaman ölçüm aleti olarak bilinir. Mekanik saatler ortaçağda keşfedilmiştir.

14.yy’da ayrıca su ve kum saatleri de kullanılıyordu. Suyun veya kumun bir mekandan diğerine akması zamanı gösteriyordu. Kum saati çok ince bir tüple birbirine bağlı iki eşit cam kaptan oluşur. Üst kaptaki kumun dar kısmımdan aşağı akışına göre zamanı ölçebiliriz. Su saati de benzer şekilde işliyordu. Yandaki resimde gördüğünüz gibi yüksekte duran bir kaptan alttakine akan su miktarının kapların iç kenarında işaretlenmesiyle zamanı ölçmek mümkündü. Artık bu tür saatlere ihtiyacımız kalmadı. Bilim ve teknoloji sayesinde neredeyse her elektronik aletin üzerinde dijital saat var. Günümüzde zaman çok değerli, her yere vaktinde ulaşmak zorundayız. Ve umarız bugün 23 Nisan törenlerine geç kalmamışınızdır. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun! 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com