26/04/2005 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Bilim
26.04.2005
"Avrupa Akanyıldızlar Ağı" meteorların gizinin peşinde
 

Meteorlar ne yazık ki "doğum belgelerini" yanlarında taşımıyorlar. Yani bu meteorların nereden geldikleri konusunda kesin bir bilgimiz yok. Bu belirsizliği aydınlığa kavuşturmayı hedefleyen, Londra Imperial College gezegen uzmanlarından Phil Bland ve arkadaşları, akanyıldızların gökyüzüne inişlerini izlemek ve rotalarını belirlemek için Avustralya çölüne robot kameralar yerleştirdi.

Amaçları, akanyıldızların izlediği yoldan meteorun nereye düştüğünü belirlemek ve bulunması için o bölgeye bir araştırma ekibi göndermek. Bland ve arkadaşları bu yöntemle meteorun uzayda çizdiği yörüngeyi hesaplamayı ve bu verilerden yola çıkarak kökenlerine inmeyi de umuyor.

Zaten dünyanın çeşitli müzelerinde on binlerce meteor bulunuyor. Bir olasılıkla yüzlerce farklı gök cisimlerinden kopmuş parçalar olan bu meteorların çoğu Mars ile Jüpiter arasındaki ana kuşaktan geliyor.

Ancak elimizde somut örnekler olmadığından, meteorların kökenleriyle ilgili kuramların tümü yalnızca eğitimli kestirimlere dayanıyor. Bu yüzden de güneşten uzaklaşıldıkça onu çevreleyen gaz bulutunun kimyasal yapısında nasıl bir değişiklik meydana geldiği, ya da kuyrukluyıldızlardan kaynaklanan meteorların olup olmadığı gibi sorular bugün bile gizini koruyor.

Avrupa Akanyıldız Ağı

Bland akanyıldızlar ağının bu sorulara yanıt getirebileceğine inanıyor. Aynı yöntem daha önce de denendi. Şimdi Çek Cumhuriyeti’nin sınırları içinde yer alan bir gözlemevi 1951’de meteorların filme çekilmesini amaçlayan bir program başlattı. Bu program 1963’te daha da genişletilerek, bugün de etkinliğini sürdürmekte olan, Avrupa Akanyıldız Ağı’na dönüştü.

Biri A.B.D’de, öteki Kanada’da olmak üzere iki başka ağ da bir süre etkinliğini sürdürüp tarihe karıştı.

Bu ağlar yüzlerce akanyıldızın saptanıp, meteor yörüngelerinin hesaplanmasına olanak tanıdı. Ancak, bugüne dek yeryüzüne düşen meteorlardan yalnızca dördü bulunabildi. Sorun, bunların yerini belirlemenin güçlüğünden kaynaklanmaktaydı. Düştükleri yer yoğun bir bitki örtüsüyle kaplı olduğundan, birkaç metrekarelik bir alanda bile küçük siyah bir taşın aranması bir karabasana dönüşebiliyordu.

Bu güçlüğü göz önünde bulunduran Bland, ağını meteorların kolayca bulunabileceği bir yere kurdu. Kireçtaşından bir yayla olan Avustralya’nın batısındaki Nullarbor çölü yaklaşık 250 bin kilometrekarelik bir alana yayılıyor. Bu çıplak kızıl topraklarda yüzlerce meteor bulundu.

Otomatik kamera

Bland Nullarbor’a düşen akanyıldızları kaydetmek üzere, Milton Keynes Açık Üniversitesi uzmanlarından Martin Towner ve Avrupa Akanyıldız Ağı için ilk otomatik kamerayı tasarlayan Çek mühendislerle birlikte yeni bir gözlem istasyonu oluşturdu.

Gözlemlere 2003 ekiminde başlanan istasyonda her gece hava denetleyicileri yağış olasılığını belirliyor ve bir CCD kamera gökyüzünün açık olup olmadığını anlamak için yıldızları sayıyor. Gökyüzünün açık olması durumunda, geniş açı bir kameranın objektif kapağı açılıyor ve gece boyunca gökyüzünü gözleyerek parlak meteorları tek bir filme kaydediyor.

Bir ışıkölçer meteorun ne zaman düştüğünü saptarken, akustik bir denetleyici de yakınına düşen meteortaşlarının patlama sesini kaydediyor. Gecenin sonunda kaydedilen film kapalı bir kutuya konup, kameraya yeni bir film yerleştiriliyor.

70 akanyıldız saptandı

32 filmden oluşan donanımıyla istasyon, gökyüzünün açık olmasına bağlı olarak, en az dört buçuk hafta boyunca kendi başına işlevini görebiliyor. Istasyondaki çift yönlü uydu internet bağlantısı sayesinde, herhangi bir terslik olduğunda, Bland e-posta aracılığıyla durumdan haberdar olabiliyor.

Istasyon geçtiğimiz ekim ayında bir yılını tamamladı. Bu süre içinde yaklaşık 70 akanyıldız saptandı. Bunların bir düzine kadarından yere düşen meteortaşları bulunabilecek irilikteydi.

Ne var ki, istasyon meteortaşının nereye düştüğünü kendi başına saptayamıyor. Bu nedenle Bland projenin bir sonraki aşamasında iki istasyonun daha kurulmasını öngörüyor. Yaklaşık 150 kilometre aralıklarla kurulacak bu üç istasyonun meteortaşının düştüğü yeri en yakın kilometre karesiyle belirlemesi bekleniyor.

Üç istasyon arasındaki otomatik bağlantı sayesinde akanyıldız ışığı belirlendiğinde bunun e-posta ya da çağrı aracılığıyla iletileceğine dikkat çekiliyor.

Meteortaşının nemden paslanmaması için bunun birkaç gün ya da hafta içinde bulunması gerekiyor. Sekiz kişilik arama ekibinin hedef bölgeyi taraması üç ile altı gün arasında bir süreyi gerektiriyor. Bugüne dek yapılan gözlemler her yıl yörüngesi belli beş kadar meteortaşının bulunabileceğini gösteriyor.

Gelgelelim, işin içine girilmeden tüm bunların gerçek olup olmayacağı bilinemiyor. Yapılacak daha bir yığın iş olduğuna dikkat çeken Bland ilk taze meteortaşının bulunacağı anı iple çektiğini belirterek,"Işte o zaman ortalık yerde şampanyalar patlatılacak," diyor.

Meteorlarla ilgili 5 Soru

1) Güneş sisteminin yapı taşlarını neler oluşturuyor?

Güneş sisteminin farklı bölümlerinde oluşan meteortaşlarının bulunmasıyla güneşi çevreleyen gaz bulutunun güneşten uzaklaşıldıkça ne tür değişimlerden geçtiğini gösteren ilk örnekler ele geçirilebilir.

2) Meteortaşları küçük gezegenlerin kopan parçaları mıdır?

Bilim insanları en yaygın meteortaşlarının büyük bir çoğunluğunun Mars ile Jüpiter arasındaki ana asteroit kuşağına egemen olan kayalık küçük gezegenlerden geldiklerine inanıyorlar. Ancak bu konuda henüz kesin bir kanıt bulunmuyor.

3) Kimi meteortaşları kuyrukluyıldızlardan mı kaynaklanıyor?

Kayalık meteortaşlarının ender rastlanan bir alt türü olan karbonlu kondritler bol miktarda su, kükürt ve organik bileşimler içerirler. Bilim insanları yeryüzünde yaşamın bu meteortaşlarının atmosfere taşıdıkları uçucu maddeler sayesinde başladığına inanıyorlar. Bunlar 50 derecenin üzerindeki sıcaklıklarla hiç karşılaşmamış olduklarından güneş sisteminin en uzağındaki Kuiper kuşağında yer alan buzlu kuyrukluyıldızlardan gelebilecekleri düşünülüyor.

4) Asteroitler peşlerinde bir toz bulutu bırakırlar mı?

Kuramlar asteroitlerin bıraktıkları toz bulutunun çok uzun süreli olmadığını öne sürmekle birlikte, tam tersinin geçerli olduğunu gösteren tek bir ipucu var. Yörüngesi belirlenen birkaç meteortaşından ikisinin aynı rotayı izlediği görülüyor. Bunlardan biri 1959 yılında Çekoslovakya’ya, öteki 2002’de Almanya’ya düştü. Bu da, asteroitlerin geride bıraktıkları toz bulutunun onyıllarca sürebileceği yönünde bir ipucu sayılabilir.

5) Meteortaşları ciddi bir tehlike mi?

Uzaybilimciler uzaydan yeryüzüne her yıl ne kadar moloz yağdığı konusunda kesin bir bilgi edinmeye can atıyorlar. Daha önceki gözlemler sırasında atmosferden geçen farklı parlaklıkta meteortaşlarının kesin sayısı belirlendi. Onlarca ya da yüzlerce akanyıldızın parlaklığıyla yere düşen meteortaşlarının ağırlıkları arasında bir oranlamaya gidilmek suretiyle yeryüzüne çarpan uzay taşlarının sayısı çok daha kesin bir biçimde saptanabileceği gibi, hangilerinin ciddi bir tehlike oluşturduğu da belirlenebilir.

METEORLARLA ILGİLİ SAÇMALIKLAR

Meteortaşı yeryüzüne düştüğünde gariplikler yaşanabilir

-Meteortaşının birilerini öldürdüğü yönünde herhangi bir bulunmamakla birlikte, 1911’de Mars’tan gelen bir meteortaşının Mısır’da bir köpeğin canına kıydığı söyleniyor

-1800’lerde Grönland’da bir Inuit kabilesinin bıçak ve av aletlerini demir meteortaşından ürettiği söyleniyor

-1940’ta bulunan bir meteortaşının 40 yıl boyunca Oklahoma’daki bir hapishanede kapı tamponu olarak kullanıldığı belirtiliyor

-Dünyanın en büyük meteortaşının yaklaşık 60 ton ağırlığında olduğu ve 80,000 yıldır Namibya’da düştüğü yerde öylece durduğu söyleniyor

-ALH 84001 meteortaşı belki de bugüne dek bulunan en tartışmalı meteortaşı. 1996’da bulunan ve Mars’tan geldiği öne sürülen bu meteortaşı Mars’ta yaşam olduğu yönünde birtakım kanıtlar içeriyor.

-1965 yılının Noel gecesi Leicestershire’a düşen hindi büyüklüğündeki meteortaşının, parçalanmış olmasına karşın, Britanya’ya bugüne dek düşen en büyük meteortaşı olduğu söyleniyor  



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com