Yabancı film Oscar'ı ve Altın Küre adaylığı alan, en iyi müzik ve ses dallarında Cesar Ödülü kazanan Koro'nun 29 Nisan'da gösterime gireceğini de hatırlatalım.
- Neden ilk uzun filminizi Jean Dréville’in 1945 yapımı filmi La Cage aux Rossignols'a (Bülbül Kafesi) dayanarak yaptınız?
- Kısa filmim Les Tombales’den sonra, uzun metraj bir film yapmak için iyi bir hikaye arıyordum. Fark ettim ki tuttuğum notlar, hep 4 yaş ile 8 yaş arası kendi çocukluğumla ilgili. Müzik eğitimimi de göz önüne alarak hikayenin içinde mutlaka müzik de olmasını istedim. Bu kombinasyon beni doğal olarak La Cage aux Rossignols’e yönlendirdi. O filmi 1970'li yıllarda 7 ya da 8 yaşındayken seyretmiştim. Bir çocuk olarak çok etkilenmiştim. Film günümüzde unutulmaya yüz tuttu ama etkisi hala sürüyor. Fransız sinemasının ‘en iyi’ yapıtı gibi iddialı bir sıfatı da olmadığı için uyarlaması çok tehlikeli değildi.
- Filmden sizde kalan en önemli anı neydi?
- Anı olarak bende filmle ilgili kalan iki önemli noktadan biri çocukların seslerinden yayılan duygular ve başarısız müzisyenin her şeye rağmen etrafındaki yaşamı değiştirme çabaları. Filmlerde bunu seviyorum. Aslında beni etkileyen filmlere baktığımda hep dünyayı daha yaşanır bir hale getirme çabasında olan bireyi görüyorum. Bir filmin her şeyi değiştiremeyeceğini biliyorum ama çabalama isteğinizi arttırabilir. Sinema salonundan çıktığımda kendimi filmin ana karakteriyle özdeşleşirken bulmayı seviyorum. Filmin kahramanı olan müzik öğretmeni Clément Mathieu’nun öğrettiği sadece müzik değil, hayat dersi de var içinde. Filmde üç konu var- çocukluk, müzik ve elden ele aktarılan meşale.
ÇOCUKLUK EVRENSEL BİR KONU
- Hikayeyi günümüze uyarlamayı düşündünüz mü hiç?
- Asla. Çünkü günümüzde çocuklara müzik öğreten bir öğretmen asla 1950’lerdeki gibi olmaz ve çocuklar da tabii. BUgünün çocuklarına baktığımızda bir sürü problemli konuya girmek gerekiyor; suç, asimilasyon vb. Ve benim yapmak istediğim kesinlikle böyle bir şey değildi.
- Neden çocukluğu vurguladınız?
- Çünkü bu evrensel bir konu. Ailesi yanında olmadığı zaman bir çocuğun haksızlığa uğradığını ve terk edildiğini hissettiğini hepimiz biliriz. Bu da asiliğe ve yasağa karşı duyulan ilgiye yol açıyor. Filmde rol alan çocukların sosyal yapısı nasıl olursa olsun, sette aynı korkuları, istekleri ve acıları paylaşan çocuklar oluyorlar.
- Film niçin 1949 yılında geçiyor?
- Özellikle ben öyle olmasını istedim. Entegrasyon merkezleri savaştan hemen sonra açıldı. Gençliği korumaktan sorumlu birim The Youth Protection Service (PJJ, ya da Protection Judiciare de la Jeunesse) de aynı zaman diliminde hayata geçirilmişti. Yasal olarak çocuk psikolojisinin ele alındığı, önem verildiği bir dönemdi. Filmde verilen bu noktalar şu an bize çok problemli gözüküyor. Sonuçta ‘40’ların sonu travmanın yoğun yaşandığı bir dönemdi. Savaştan yeni çıkıyorduk ve yetişkinlerin çocuklarını yetiştirmekten çok daha farklı işleri vardı yapacak.
ÇOCUK OYUNCULAR YÜZLERCE ADAY ARASINDAN SEÇİLDİ
- Filmde rol alan çocukları nasıl buldunuz?
- Herşeyden önce filmde soloya çıkan çocuğun gerçekten şarkı söyleyebilen bir çocuk olmasını istedim. Bulmanın kolay olmadığını biliyordum ama şansım gerçekten çok yaver gitti bu sefer. Çocuk korolarını dinleyip, Fransa’da turlarken Lyon’da Jean-Baptiste Maunier’e rastladık, “Petits chanteurs de Saint-Marc”da soloları söylüyordu. Çok sıra dışı ve insanın içini kıpırdatan bir sesi var. Oyunculuğunu da görünce kararımı hemen verdim. Ama diğer çocuklar için böyle bir kriter aramadım. Çekimleri yaptığımız bölgedeki çocuklarla çalıştık. Yaklaşık 2000 çocuk arasından seçtik filmde izlediklerinizi. Önceleri playback çalışıyorduk ancak daha sonra hepsi şarkı sözlerini öğrendi ve çok içten seslendirdiler parçaları.
- Oyuncu seçimi dışında prodüksiyonda en hayati önemi olan neydi?
- Set. Görsel olarak hem çok yalın hem de tehditkar bir mekan oluşturmak istedim- duygu yoğunluğunu gerçeklik hissinin ötesinde verebilmek için. Aslında o dönemin mimarisine baktığımızda okulların klasik devlet okulu binası şeklinde, güvenli ve bildik bir yapıda olduğunu görüyoruz. Ama ben çok büyük bir bina istedim ki zaten bir çocuğa olduğundan da büyük görünecek olan bu binanın yarattığı hissi verebileyim.
MÜZİKAL GİBİ
- Peki ya müzik?
- Bruno Coulais ve ben, müzik üzerinde çekimler başlamadan dokuz ay önce çalışmaya başladık. ‘Çocuk korosu’ hissini yılbaşlarında gördüğümüz çocuk koroları fikrinden uzak tutmaya çalıştım. Müziğin gerçekten çok kuvvetli olması gerekiyordu.Orijinal ve varolan bir repertuardan yararlanmamış olması gerekiyordu. Filmdeki müziğin yaratıcısı Clément Mathieu, karakterlerin gelişimine göre müziği de ayarladık, çoğu zaman bu filmi yaparken bir müzikal çekiyormuşuz hissine kapıldığımız oldu.
- Film tamamlandı, size ne gibi katkıları oldu?
- Uzun zamandır bilinçaltımda bu hikayeyle dolaşıyormuşum, bu hikayeyi anlatmak kendi hayatımda iz bırakmış bir takım olayların ağırlığından kurtulmamı sağladı. İyi bir terapi gibiydi. Çocukluğumla ilgili bir takım meseleleri kapatmamı sağladı kendi içimde; mutsuz bir çocukluk değildi benimki ama zaman zaman çok zordu ve bunu yaşayan herkese olduğu gibi bu durum beni kırılgan yaptı. Hayatımın en büyük tutkularından olan müzikle konuşma fırsatını da buldum bu hikayede. Clément Mathieu gibi bir müzik kariyerim olamadı benim, bir gün bırakıverdim müziği. Ve bu konuda konuşma zamanımın geleceğini biliyordum. Filmde, benim karakterlerden hangisi olduğumu — okul müdürü dahil — çok iyi tahmin edebileceğinizi düşünüyorum.
FİLMİN KONUSU
1949 yılında, o sıralar işsiz olan müzik öğretmeni Clément Mathieu problemli çocukların devam ettiği bir okula gözetmen olarak alınır. Baskıcı bir tutum sergileyen okul müdürü Rachin çocukları hizaya getirmekte
zorluk çekmektedir. onlara şarkıların gizemli dünyasının kapılarını açan Mathieu hayatlarını sonsuza dek değiştirecektir…
FİLMİN KÜNYESİ
Yönetmen: Christophe Barratier
Senaryo: Christophe Barratier, Philippe Lopes-Curval
Oynayanlar: Gérard Jugnot, François Berléand, Kad Merad, Jean-Paul Bonnaire, Marie Bunel, JeanBaptiste Maunier, Maxence Perrin