|
Güzin abla, yıllardır Türk toplumuna atılan kötülük tohumları, işte hasadını vermeye başladı! İçeriği şiddet empoze etmek olan program, film ve diziler artık tabancanın, şiddetin çok doğal bir şeymiş gibi lanse edilmesini sağladı.
Bunu da devamlı artan çetelerin, sokak serserilerinin, mafyaların, ölüm ve vahşet haberlerinin sayısından anlayabiliriz.
Silahın soğukluğunun ve şiddetin benimsenip sevildiği bir toplumda bunlar yapılmamalıydı.
Son zamanlarda, ezilen kadınların konuk edildiği televizyon programlarında, kocasından söz eden bir kadın, sanki üstün bir nitelikmiş gibi eşinin kendisini dövmediğini, onu yücelterek anlatıyor. En çok takıldığım ise sevinç cinayetleri. Bir maç sonrası veya düğün esnasında havaya sıkılan kurşunların aldığı canların haddi hesabı yok.
Kendi düğününde vurulan damat veya gelinler, kendi çocuklarını vurup yaralayan, öldüren babalar. Ne İslam dininin öğütlediği hoşgörüyle, ne de Atatürk’ün yaratmak istediği Türkiye’yle bağdaşıyor bunlar.
Sizin de bu konudaki eleştirilerinizi merak ederken, karamsarlık içinde bütün bunlara artık ‘Yeter’ diyorum ve yazdığım birkaç satırı, şiddeti benimseyen Türk gençliğine ve toplumsal duyarlılığın tam kalbine göndermek istiyorum. Ulaşmasına vesile olursanız sevinirim...
Baban seni vuracak!
Dur küçük kız koşma artık
Baban şimdi çok sevinecek
Hem de çok... seni vuracak
Nereden bulduysa o uğursuz tabancayı
Havaya kaldırıp sıktığı kurşun
Seni bulacak
Baban seni vuracak!
Bastırıp yaranı göğsüne
Kanlar içinde hastaneye koşacak,
Geç kalacak...
Ama o küçük yüreğinle tahmin edemezsin
Sen gidince babanın vicdanı
Göğsünde sızlayan yaradan
Daha çok kanayacak...
Oyuncak bebeklerin saçlarına değen ellerin
Toprağı avuçlayacak
Baban seni vuracak
Tolga ARASAN
a_lupen@mynet.com
Sevgili okurum, ne kadar haklısınız. Ancak haklı olmak, üzülmek yetmiyor. Ben şu İzmir’de kaç kişinin canına mal olan seri cinayet olayını, inanın bir süredir bekliyordum.
TV kanallarında insanların sorunlarını böyle milyonlar karşısında, tüm çıplaklığıyla anlatması şaşırtıcı. Bakıyorum, en mahrem konuları, en ufak ayrıntılarına kadar anlatıyorlar.
Bir kadın eşinin kendisini başka erkeklere sattığını açık açık söyleyebiliyor, bir başkası ters ilişkiden söz edebiliyor.
Bu nasıl bir fütursuzluk anlayabilmiş değilim. Bu insanlar açık açık orada ve bunların aileleri, büyükleri, çocukları yok mu? Çocukları ertesi sabah okula gittiklerinde, ne gibi bir tepkiyle karşılaşacaklar, hiç düşünmüyorlar mı?
Ve eşler birbirine giriyor, aileler kavga dövüş, kanlı bıçaklı oluyorlar. Sonuçta, işte beklenen oldu: Bir adam böyle bir programdan sonra kaç kişiyi yok ediverdi!
Öldürülenler arasında bir de masum polis memuru var!
Artık insanlar birbirlerini tavuk keser gibi kolaylıkla öldürebiliyorlar. Daha çocuk yaştan itibaren televizyonlardan öğreniyorlar öldürmeyi.
Çizgi filmlerde bile kahramanlar birbirini yok ediyor. ‘Pişmanım’ demek kolay, ama giden geri geliyor mu? Yuvalar dağılıyor, çocuklar ortada, perişan kalıyor!
Yanlış bir evlilik yapsın istemem
Ben 19 yaşında bir genç kızım. Bir erkek arkadaşım vardı. Onu çok seviyordum ve sevdiğimi de asla söylemekten çekinmiyordum.
Onu görüp hoşlanmıştım, bir arkadaşım aracılığıyla da çıkmaya başlamıştık. Bir yıl içinde ayrılıp ayrılıp barıştık. Sonunda o beni terk etti. Beni evlenecek kadar sevememiş.
Ancak şimdi bir başkası ile çıktığını duydum. Çıktığı kızı tanıyorum. Onunla askerdeyken de beraberdi. Kız onu aldatıyordu. Üstelik hakkında çevremizde hiç de iyi şeyler söylemiyorlar. Ama galiba sevdiğim genci kandırmış ve evleneceklermiş.
Şimdi onun yanlış bir evlilik yapmasını istemiyorum ama, nasıl engel olacağımı da bilmiyorum.
RUMUZ: ÇOK MUTSUZUM
Sevgili kızım, sonuçta o artık senden kopmuş. Sana ısınamamış ve bir başkasına yönelmiş. Bu eski sevgilisi olmuş, ya da bir başkası olmuş, artık senin araya girmen doğru değil. Bu genç kız hakkında birtakım dedikodular duymuş olabilirsin.
Ama senin bu işe karışman, bu duyduklarını ona iletmen hiç doğru olmaz. Seviyorsan, sessiz ve uzakta kalmalısın. Her şey olacağına varır kızım, kaderin önüne geçilmiyor. Eğer duydukların doğruysa, bırak bunları kendi görsün, öğrensin.
Senden duyarsa, ağrına gider, ömür boyu senden uzaklaşır.
|