|
Kullanılmış embriyonlarla araştırma izni
Avustralya’da yakında kullanılmış embriyonlarla araştırmak belli başlı koşullarda mümkün olabilecek. Geçen hafta sonu yapılan basın açıklamalarına göre başbakan John Howart, 2002 yılında imzalanan üç yıllık moratoryumu uzatmayacak. Ve bu konuyla ilgili bir yasa yürürlüğe girdiği takdirde, 5 Nisan 2002 yılından sonra yapay döllenmeden arta kalan embriyonlar kök hücre araştırmaları için kullanılabilecek. Ancak yeni embriyon üretimi için izin verilmeyecek. New South Wales’in Sağlık Bakanı Frank Sartor, kök hücre araştırmalarının Avustralyalıların çoğu tarafından desteklendiğini söyledi. Hatta milletvekillerinin üçte biri de liberal yasaların getirilmesinden yanalar.
Salgınlarla ilgili söylentiler doğru çıkıyor
Cok tehlikeli salgınları zamanında öğrenmek isteyen Dünya Sağlık Organizasyonu doktorları, internetteki söylentileri takip ediyorlar. Örneğin kuş gribi salgınının ortaya çıkışında webdeki söylentiler bazı resmi bilgi kaynaklarından daha doğru çıkmış.
Salgınları zamanında öğrenmeye çalışan WHO’ya bağlı Outbreak Response ekibi için netteki söylentiler git gide daha önemli hale gelmekte. Epidemiyolog Gina Samaan, geçtiğimiz yıl Asya’da ortaya çıkan kuş gribiyle ilgili bilgileri değerlendirince, hastalıkla ilgili 40 haber ve söylentiden %9’unun doğru olduğunu saptamış. Hatta bazıları virüsün daha fazla önlenmesinde bile etkili oldular diyor araştırmacılar Energingn Infectious Deseases dergisinde.
Özellikle de Çin’deki ölü tavuklarla ilgili haber sayesinde, 40 ülkeye tavuk ihracatı durdurulunca hastalıklı tavukların yurtdışına çıkması önlenebilmişti. Aniden yayılan salgınlar konusunda resmi haber kaynakları daha yavaş işlemekte. Bir çok ülkede hastalıkların güvenli bir şekilde kontrol edilmesi ve açıklanması için gerekli kaynaklar bulunmuyor.
Araştırmacılar öte yandan bürokrasi ve politik güçlerin de bilgilerin açıklanmasını geciktirebileceğini hatta tümden engelleyebileceğini de söylüyorlar. WHO, internetteki hastalık ve salgın haberlerini 1997 yılından bu yana takip etmekte. internetteki salgın söylentilerini izleyen sistem, Kanada’daki Global Public Health Intelligence Network’un bir parçası.
Sistemin Ocak 2001 ve Ekim 2004 tarihleri arasında takip etmiş olduğu 1300 haberden 850’si doğru çıktı diyor İsviçre’deki WHO merkezi’nden Thomas Grain, Nature dergisinde. WHO ayrıca Mayıs ayında yapılacak toplantıda üyelerinden kontrol ve erken uyarı sistemleri kurmalarını isteyecek. Grain bu sistemlerde konvansiyonel araçlarla birlikte söylentilerin de sistematik olarak değerlendirilmesini umuyor.
Viagra’da körlük yan etkisi
Viagra alan 50-69 yaşlarındaki yedi erkekte gözde bir tür inme geçirdiklerinde, göz sinirine giden kan akışı durmuş. Amerikalı bilim adamları ilacı kullanan kişilerde kalıcı görme bozuklukları saptadı. Viagra alımına bağlı 14 vaka göz enfarktüsü olayı kaydedildi. Birkaç yıldan bu yana Viagra alan erkeklerin, objeleri kısa bir süreliğine mavi veya yeşil gördüklerini biliyoruz, dedi Minnesota Üniversitesi göz hastalıkları profesörü Howart Pomeranz. Fakat göz enfarktüsü, kalıcı görme bozukluğuna yol açtığı için daha tehlikeli (Journal of Neuro-Ophtalmology).
Erkeklerde damar kireçlenmesi, yüksek kan basıncı, diyabet veya yüksel kolesterol gibi risk faktörlerinden en azından bir tanesine sahip. Ayrıca gözün arakasındaki damar ve sinir yolları da birbirine daha yakın, bu durum gözde enfarktüs riskini arttırmakta ve görme sinirine kan akışı engellenmekte. Ve gözdeki damar ve sinir yolları daha sıkışık ise tehlike iyice artmakta. 14 erkekteki görme bozukluğunun Viagra alımından sadece birkaç saat sonra ortaya çıkması, Viagra ve göz enfarktüsü arasındaki ilişkiye bir kanıt. Göz doktorlarının, göz enfarktüsü geçiren hastalarına Viagra alıp almadıklarını sormaları gerekiyor. Ayrıca Viagra almak isteyen ve daha önce göz enfarktüsü geçiren hastaların da uyarılması gerek.
Vejetaryenlerin kemik yoğunluğu daha düşük, ama...
Son bir araştırmaya göre vejetaryenlerin kemik yoğunluğu hayvansal ürünler tüketenlere oranla çok daha düşük. Bu sempton, osteoporoz ve kemik kırılmaları için bir risk oluşturmasına rağmen, vejetaryenlerin kemikleri gayet kaliteli, diyor Washington Tıp Okulu bilim adamları Medical News Today dergisinde.
Luigi Fontana yönetiminde çalışan araştırma ekibi, ortalama olarak 3,6 yıldır vejetaryen olan ve yaşları 33-85 arasında değişen 18 kişiyi, aynı sosyoekonomik koşullarda yaşayan fakat beslenmelerinde herhangi bir kısıtlama yapmayan kontrol grubuyla karşılaştırınca ilginç bir sonuca ulaşmış. Vejetaryenlerin kalça ve bel omuriliğindeki kemik yoğunluğu düşük olmasına rağmen eklemleri ve kemikleri kuvvetli.
Sonuç, vejetaryenlerin beslenme alışkanlıklarıyla, kemik kaybı ve kırıklarla ilgili semptomları taşımayan farklı biyolojik koşullara sahip olduklarını göstermekte, diyor bilim adamları. Vejetaryenler öte yandan daha güçlü bir bağışıklık sistemine, daha düşük bir beden kitle endeksine, daha az beden yağı ve daha düşük meme kanseri ve prostat kanseri riskine sahip. Üstelik süt ve et ürünleri tüketmemelerine rağmen bedenlerindeki D vitamini yoğunluğu da daha yüksek.
Sevinç de saldırganlaştırıyor
Wales’deki Cardiff Üniversitesi bilim adamları, ayakta tedavi verilerini incelediklerinde, son yedi yılda burun kırıkları, gözde morarmalar ve kaburga zedelenmesi gibi sakatlıkların özellikle de Wales Rugby veya futbol takımının kazandığı günlerde arttığını saptamışlar. Galibiyet günlerinde ortalama olarak 33 kişi ayakta tedavi edilmiş. Oysa bir Wales takımının yenildiği günlerde tedavi olanların sayısı 25’e düşmekte.
Araştırma sonuçları Injury Prevention dergisinde yayımlandı. Acil servis verileri ayrıcı şiddetin spor etkinliklerine bağlı olarak yükseldiğini göstermekte. Rugby veya futbol karşılaşmalarının yapıldığı günlerde dövüşmeler yüzünden daha fazla insan yaralanmakta. Araştırmacılar bu bilgilere dayanarak, taraftarların şiddete yönelişlerinin takımlarının mağlubiyetiyle değil, galibiyete bağlı sevinçle ilgili olduğu sonucuna vardılar.
Galibiyet, taraftarların kendilerine olan güvenlerinin artmasına ve daha azimli olmalarına yol açmakta. Daha önceki araştırmalarla da erkeğin tuttuğu takımın galibiyeti kadınlara uygulanan şiddettin arttığı ortaya çıkmıştı. Tabii bu konuda karşılaşmalardan sonra yapılan kutlamalarda alınan alkolün de etkisi vardı.
Yeni AIDS testi, enfeksiyonun yerini ve zamanını saptıyor
Altı ay öncesine kadar başlayan enfeksiyonların kesin bulaşma tarihini saptayan yeni bir AIDS testi, enfeksiyonun seyri hakkında bilgi veriyor. Yeni test geçtiğimiz haftalarda İtalyan Istituto Superiore de Sanit… sağlık sitesinde tanıtıldı.
Yeni yöntem halihazırdaki testin önemli ölçüde geliştirilmiş bir versiyonu. Bugüne kadar sadece kanda antikor bulunup bulunmadığı kontrol edilebilirken, enfeksiyonun ne zaman başladığı öğrenilemiyordu. Bu gelişme tedavilerin daha etkili bir şekilde uygulanmasına izin verecek.
Çünkü virüsü taşıyan kimi insanlar yıllarca hastalanmazken, bazılarında semptomlar çok daha önce görülmekte. Test, agresif antikor değerine göre antikorların olgunluğunu ölçüyor. Bu değer enfeksiyonun ilk aylarında çok düşüktür, daha sonraki aylarda düzenli artarak en sonunda belli bir değerde sabitleşmekte.
HIV enfeksiyonunun seyrini ve yayılımını gösteren yeni Aids testi sayesinde en sık görülen bulaşma risklerini ve en büyük tehdit altında bulunan bölgeleri ve sosyal grupları tespit ederek yeni önlem yolları bulabiliriz diyor bilim adamları. Testin olumlu tarafı ucuz, yenilenebilir, güvenli ve kolay uygulanabiliyor olması.
Zorlu engelleri aşabilen yılan robot
1,5 metre uzunluğundaki yılan robot için yüksek basamaklar ve derin çukurlar bile sorun yaratmıyor. Kolaylıkla kumlu ve taşlı zemin içinde hareket edebilen yılan robot, örneğin yıkıntılar altındaki yaralıların aranmasında kullanılacak. Michigan Üniversitesi’nde Johann Borenstein tarafından geliştirilen ve "International Journal on Industrial Robots" dergisinde tanıtılan yaklaşık on iki kilo ağırlığındaki robot bir Joystick ile çalışmakta. Beş zar biçiminde parçadan oluşan yılan robot bükülebilir çubuklarla birbirine bağlanmış. Çok sayıda yivli bantlar robotu öne doğru hareket ettiriyor. OmniTred olarak adlandırılan yılan robot çepeçevre bu bantlarla kaplı olduğu için gerektiğinde yana doğru da hareket edebiliyor. Bükülebilir çubuklarda hidrolik pompalar bulunmakta.
Robot, bunlar sayesinde ön ve arka parçalarını kaldırarak engelleri aşıyor. Yılan robot testler sırasında yaklaşık olarak 46 santimlik yüksekliğe tırmandığı gibi 66 santim genişliğinde bir çukuru da aşabilmiş.
150 milyon yıllık memeli fosili
Amerika’da 150 milyon yıllık geçmişi bulunan bir memeli bulundu. Science dergisindeki habere göre, dinozorların yaşadığı dönemde, termit ve diğer böceklerle beslenen sincap büyüklüğünde bir memeli yaşıyordu. Yeni memeli fosili Fruitafossor windcsheffelia adını aldı. Pittsburgh Doğa Tarihi Müzesi bilim adamlarının açıklamasına göre diş minesi bulunmayan içi oyuk dişlere sahip hayvanın ön ayakları toprağı kazmak için çok elverişliydi. Bu açıdan bakıldığında günümüzde yaşayan karınca yiyen ve yer domuzuna benzemekte.
Bilim gençlik pınarını buldu mu?
Amerikalı bilim adamları cildi gençleştirecek ve kırışma sürecini yavaşlatacak anahtar faktörleri buldular.
New York’s Clarkson Üniversitesi’-nden (www.clarkson.edu) bir araştırma ekibi, yaşlanma sürecinin ciltteki esneklik kaybından çok epitel hücrelerindeki katılaşmayla ilgili olduğunu saptadı. Bugüne kadar ilerleyen yaşla birlikte ciltteki epitel bağdokusunun esnekliğini yitirdiği sanılıyordu.
Ve tahminlere göre bu süreç örneğin damar sertleşmesi, katarakt, bunama vb gibi yaşlılık hastalıklarından da önemli bir rol oynamaktaydı. Bu yaşlanma sürecine neden olarak gösterilen ise epitel dokuyu sıkılaştıran ekstra hücresel protein olarak adlandırılan bağlayıcı maddenin indirgenmesiydi. Ve tedaviler de bu bilgilere dayanılarak geliştiriliyordu.
Fakat bilim adamları şimdi nedenin doğrudan doğruya hücrelerin içinde gizli olduğunu buldular. Çünkü hücre bölünmesinin birkaç kuşak tekrarlanmasının ardında epitel hücreler, genç hücrelerden iki ila on misli daha katı hale geliyorlar.
Araştırmacılar bu gelişmeyi hücre içindeki protein iskeletinin (hücre iskeleti) yoğunlaşmasına bağlıyor. Hücre iskeletindeki katılaşmayı önleyebilecek ve yaşlanma sürecini yavaşlatabilecek ilaçların henüz varolduğunu söyleyen bilim adamları, bu gençlik kremlerinin şu sıralar fareler üzerinde denendiğini söylüyor: "Derideki yaşlılığı yavaşlatmanın hálá en etkin yolu, ultraviyole ıyınlarının verdiği zararı mümkün olduğunca en aza indirmek. Çünkü bu ışınlar deri yaşlanmasında çen önemli faktör." |