20/04/2005 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Bilim
20.04.2005
Einstein’ı sınamak için 40 yıllık çabanın ürünü uzayda
 

NASA tarafından 7 kez iptal edilen, bazı bilim adamlarınca gereksiz harcama olarak eleştirilen, ancak politikacıların desteği ile yaşama geçirilen Gravity Probe B projesi, Einstein’in Görelilik Kuramı’nı sınamak için uzaya gönderildi.

Gravity Probe B, Einstein’ın genel görelilik kuramının iki öngörüsünü sınamak için kutupsal bir yörüngede. Uzay ve zaman, Dünya’nın mevcudiyeti ile nasıl eğriliyordu ve Dünya’nın dönüşü uzay-zamanı kendisiyle birlikte nasıl sürüklüyordu, sorularına yanıt aranıyor...

Bu projenin mimarı Francis Everitt, 40 yıllık bir çalışmanın ürünü olan uzay aracının amacını ve hedeflerini New Scientist’e özetle (2 Nisan 2005) anlatıyor.

Uzay aracının fırlatıldığı geçen nisan ayında neredeydiniz?

Fırlatma mahalinde, kontrol odasındaydım.

Gravity Probe B’nin doğru yörüngeye oturtulması için tam doğru anda fırlatılması gerekiyordu. Yaşamınızı adadığınız bir işin, bir dakikalık bir süreye sıkıştırılması sizde nasıl bir duygu uyandırdı?

Çok heyecanlandım. Delta 2 roketi Gravity Probe B’den ayrıldığı ve roketin üzerindeki kameranın uzay aracının güneş panellerinin tümünün açıldığını gösterdiği zaman. Çok önemli değilmiş gibi görünse de, çok sayıda uzay aracı güneş panellerindeki arızadan dolayı iş göremez hale geldi. Bu da bizim için çok tatsız olurdu.

Gravity Probe B şu anda nasıl çalışıyor?

Denemenin bilimsel evresine geçen yıl 27 Ağustos’ta başladık. O zamandan beri veri alıyoruz.

Einstein’in görelilik kuramını sınamak nereden aklınıza geldi?

Babamın ben daha 12 yaşındayken yemek masasında Einstein’in "Göreliliğin Anlamı" isimli popüler kitabını tartıştığını hatırlıyorum. O zamanlar fiziğin en önemli konusunu tartıştığımızın farkında değildim. Ve 17 yaşıma gelinceye kadar fizikle ilgilenmek aklıma gelmedi.

Sizin ilk çalışmalarınız kaya manyetizması ve levha tektoniği üzerinde değil miydi?

Imperial College London’da fizik okudum ve doktora yapmaya karar verdim. Benim için bu gelişigüzel bir karardı. Bir profesörle konuşursunuz ve zaman içinde ne yapmak istediğinize karar verirsiniz. Benim danışmanım Nobel Ödüllü Patrick Blackett idi. Blackett özellikle kozmik ışınlar üzerinde çalışmıştı. Ancak 2.Dünya Savaşı’ndan sonra manyetizma konusuyla ilgilenmeye başladı ve küçük elektromanyetik alanları ölçmeye yarayan son derece duyarlı bir manyetometre geliştirdi. Blackett geliştirdiği manyetometrenin tortul kayalardaki manyetizmayı ölçebildiğini fark etti. Birlikte çalıştığım ekip, Cambridge’deki başka bir grupla birlikte manyetizmi daha önce incelenmemiş kayalar üzerinde çalışmaya başladı. Sonuçta giderek palaeomanyetizma ve kıtasal birikinti konusunda öncü bir ekip oluşturduk.

Sonradan niçin alan değiştirdiniz?

5 yılın sonunda jeolog mu olacağınıza yoksa fiziğe geri dönüş mü yapacağınıza karar vermek zorundaydınız. Jeolojiyi çok sevmekle birlikte doğal olarak fizikçi olmaya daha yatkın olduğumu düşündüm. Ve sonuçta fiziğe geri döndüm.

Zor olmadı mı?

Imperial College’da çok değerli kişilerle tartışma şansını yakaladım. Bu kişilerin içinde Manhattan projesinde çalışan Amerikalı fizikçi Philip Morrison da vardı. Ayrıca Pennsylvania Üniversitesi’nden Kenneth Atkins’in sıvı helyum üzerindeki kitabını okuduktan sonra o üniversiteye başvurmaya karar verdim. Orada iki yıl boyunca düşük sıcaklıklardaki sıvı helyumun fiziksel özelliklerini çalıştım. Bunu daha önce görmemiştim.

Bütün bunların Gravity Probe B ile ne ilgisi var?

Meslek hayatımın sonuna kadar sıvı helyum ile çalışmak istediğimden emin değildim. Bu noktada Stanford Üniversitesi’nden William Fairbank adında ünlü bir fizikçi Pennsylvania’ya konuşma yapmak üzere gelmişti. Fairbank zor deneyleri gerçekleştirmeye uğraşmakla ünlüydü. O sırada düşük sıcaklık uygulamaları üzerinde çalışıyordu. Atkins’in Fairbank’ın çok ileri gittiği yönündeki bir yorumunu hatırlıyorum. Fairbank, Einstein’ı sınamak için bir jiroskop deneyinden bahsetmeye başlamıştı. O sırada Fairbank’ın yapmak istediği şeyi aslında kendimin yapmak istediğini fark ettim.

Geriye baktığımda Blackett’in bir konuşmasından ne kadar etkilendiğimi şimdi daha iyi anlıyorum: Fiziğin gelecekte neler yapacağından emin değilseniz yeni teknolojiler icat edilir, çünkü bütün bunlar sizi yeni fiziğe götürecektir. Her şey birbirini kovaladı ve 1962 yılında Stanford’a giderek Gravity Probe B’nin temelini oluşturacak çalışmalara başladım.

Uzay aracının yerden ayrılması için niçin üzerinde 40 yıl çalışmanız gerekti?

Temel olarak yeni şeyler icat etmeniz gerekiyordu ve bu da zaman alıyordu. NASA gerekli olan tüm teknolojilerin 1981 yılında uygulamaya sokulması gerektiğine karar vermişti.

Uzay aracının fırlatılması için yine aradan 23 yıl geçmesi mi gerekiyordu?

Tek tek her teknolojiyi denemek başka, bütün bu teknolojileri birlikte çalıştırmak başka. İlk başta Gravity Probe B’yi uzay mekiği ile fırlatmayı düşündük. Uzay mekiği kutup yörüngesine oturtulacak ve Probe buradan uzaya bırakılacaktı.

Neden bu fikirden vazgeçtiniz?

İki nedenden. Program 1985 yılında başlatılmıştı ve bir yıl sonra Challanger uzay mekiği patladı. Aynı anda NASA Western Test Range denilen tesisi kapatma kararı aldı. Oysa mekiği bu noktadan fırlatacaktık. Gravity Probe B’nin, Einstein’n genel görelilik kuramının iki öngörüsünü sınamak için kutupsal bir yörüngeye ihtiyacı vardı: Uzay ve zaman, Dünya’nın mevcudiyeti ile nasıl eğriliyordu ve Dünya’nın dönüşü uzay-zamanı kendisiyle birlikte nasıl sürüklüyordu? Dolayısıyla Gravity Probe B’yi feda edebileceğimiz bir roket ile uzaya fırlatmamız gerekiyordu.

Genç bilim adamlarının ilgisini bu kadar uzun vadeli bir projeye çekmekte zorlandınız mı? Gençler emeklerinin meyvelerini görmek istedikleri için bu süre onlara çok uzun gelmiş olabilir.

Hayır. Projede 79 doktora öğrencisi yer aldı. Bunların üçte biri fizikçi, geriye kalanı mühendisti. En az 7 kez proje kesintiye uğradı. 1980 yılında projenin iptal edileceğini öğrendiğim zaman 17 yılımı boşuna harcadığımı düşündüm. Ancak mistik bir duygu beni bu olumsuz düşünceden kurtardı. Amaca yönelik bir duygu bu. Siz hiç bu tür duygulara kapılmadınız mı? Bu tür duyguları entelektüel bir süzgeçten geçirerek değerlendirmeniz gerekir.

Genel göreliliği test edecek daha ucuz bir proje yok muydu?

Genel göreliliği test etmek çok önemli ve ilginç bir iştir. Gravity Probe B’nin daha önceki görelilik testlerinden çok büyük bir farkı vardı. Bu bir fizik deneyi idi, gözlem değildi. Bu da aletlerin deneyi yapanların kontrolünde olduğunu gösteriyor. Ayrıca Gravity Probe B o şekilde tasarlanmıştı ki, non-Einstein etkileri, Einstein etkileriyle karşılaştırıldığında küçük kalıyordu. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com