|
Güzin abla, dört yıllık evli ve bir çocuk annesiyim. Çok mutlu bir evliliğim var. Ama kayınvalidem yüzünden sürekli problem yaşıyoruz. Çok cahil bir insan. Evlendiğim yıllarda kıyafetlerim olmak üzere her şeyime karışıyordu. Zamanla kulak asmadım, şimdi istediğim gibi giyiniyorum. Eşimse karışmaz.
Eşim ilk önce babasıyla dükkanlarında çalışıyordu. Ne gecemiz belliydi, ne de gündüzümüz. Üstelik eşimle aramızda bir şey konuşsak kayınvalidem, ne olmuş, nasıl olmuş, hemen sorardı, Allahtan evimiz ayrıydı.
Daha sonra çocuğumuz oldu. Şu an çalıştığım için çocuğu bazen kayınvalideme, bazen de kendi anneme bırakıyorum. Ama kayınvalidem sürekli dükkánla meşgul olduğu için, çocuk aç mı, tok mu, hiç umurunda bile değil. Dükkánda sağlıksız besleniyor ve sigara dumanı içinde; çocuk için tabii ki iyi değil.
Kendi anneme bıraktığımda da çevremizdekilere bizi şikayet etmenin dışında, anneme bıraktığımız için surat asıyor, bana laf atıyor. Karşılık versem bu defa da eşim bana surat yapıyor, vermesem kendi kendimi yiyorum...
Her şeyi bildiğini zannediyor ama bir şey de bildiği yok aslında! Bu durum ne olacak?
RUMUZ:
KAYINVALİDE SORUNU
Sevgili kızım, bu asırlardır süren bir düşmanlık. Yalnızca senin değil, hemen hemen tüm evli kadınların sorunu. Kayınvalideler, evlatlarını hala dizlerinin dibindeki bebekleri gibi görmeyi sürdürdükçe de, bu sorun biteceğe benzemiyor.
Erkek annelerinde, gelinlerini bir tür rakip gibi görme eğilimi var. ‘Ne iyi, oğlumu mutlu ediyor, rahat ettiriyor, seviyor’ diye düşünmek yerine, ‘Oğlum artık beni bir kenara attı, gözü ondan başkasını görmüyor’ diye düşünüyorlar genellikle.
Onunla bir tür mücadeleye, rekabete girişiyorlar. Ancak gelinlerde de daha evlenir evlenmez, kayınvalide fobisi baş gösteriyor. Onlar da ilk günden kayınvalidelerine karşı tavır alıp, hoşgörüsüz olabiliyorlar. İdare etmeyi bilmiyorlar.
Elbette ki siz gençler eğitiminizle, görgünüzle, çalışma hayatınızla büyüklerinizi aşıyorsunuz. Cahil bulduğun yaşlı bir kadının bu tür tepkilerini hoşgörüyle karşılayıversen, ne olur! Duymazlıktan gel, kendi bildiğini oku ama, karşılık vermeyiver; ne kaybedersin? İddialaştıkça, ortam iyice gerilecek.
Eşinin böyle iki arada, ne kadar zor durumda, kaldığını da görmüyor musun?
Okula gitmemiş bir kız nasıl böyle düzgün yazar
Babası tarafından eve kapatılmış, okula bile gönderilmemiş bir genç kızın öyküsünü, Rumuz: Elif olsun’un yazısını ibretle okudum. Bu öykünün, ülkemizde önce baba, daha sonra da koca baskısı altında yaşayan kadınlara bir örnek olduğunu söylüyorsunuz.
Eğitimsiz kalan kız çocuklarından söz ediyorsunuz. Size hak vermemek elde değil, ben de dünya tatlısı bir kız çocuk babasıyım ve bu konular beni de düşündürüyor. Takıldığım bir nokta da, bu hanım nasıl böyle imla hatasız, cümle düşüklüğü olmadan düzgün yazabilmiş.
RUMUZ:
E.S. TEKNİSYEN
Çok hoşsunuz sevgili okurum. Bana gelen mektupları olduğu gibi yayınlamaya kalksam, hiçbir şey anlamazsınız.
Genellikle mektupları düzelterek, yeni baştan yazıyorum elbette. Bir de sayfa sayfa yazdıkları için kısaltmak zorundayım. Bu arada Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, 640 bin olan okula gidemeyen kız sayısı, ‘Haydi Kızlar Okula Kampanyası’ ile ancak 570 bine inebilmiş. Elbette ki yeterli değil. Kız çocuklarının okutulması için hepimiz çaba harcamalıyız.
Sevdiğim erkek 53 bense 21’imdeyim
Sevgili Güzin abla, ben 21 yaşında, her şeyi mantık yoluyla kolayca aşabilen bir genç kızım. Fakat bu defa, işin içinden çıkamaz oldum. Şu anda hayatımda biri var; o 53 yaşında.
Biliyorum siz de bana bunun yanlış bir ilişki olduğunu söyleyeceksiniz. Ama defalarca ayrılmaya çalıştımsa da başarılı olamadım. Aramızda cinsellik yok. Sadece masum bir beraberlik. Bana zarar verebileceğini düşünmüyorum.
Aşık mıyım, yoksa bu başka bir duygu mu, bilemiyorum. Ailem duyarsa, çok kötü tepki alırım. Bu yüzden onları kaybedebilirim. Bütün bunları biliyor ama, yine de ondan kopamıyorum. O da aslında durumumuzdan rahatsız. Fikirlerinize çok ihtiyacım var.
RUMUZ: BEBECİK
Güzel kızım, aşka ve sevgiye her zaman saygı duyarım. Ancak izin ver de bu baban yaşındaki adama duyduğunun aşk olmadığını söyleyeyim sana. Ya çocukluğundan itibaren hep ihtiyacını hissettiğin bir baba sevgisi ve şefkati arayışı içindesin. Ya da kendini hiç büyümeyen küçük bir kız gibi görmek işine geliyor.
Ailen seni sarıp sarmalamamışsa, bir köşeye atılmış gibi bir hisse kapılmışsan, bu senden 32 yaş büyük beyefendinin sevgisine ve ilgisine sığınmaktan belki de beklediğin sadece bir güven duygusudur. Ancak, evli mi, bekar mı, çoluğu çocuğu var mı, hiç söz etmediğin bu beyefendinin maddi olanakları da sana çekici gelmiş olabilir.
Fazla ayrıntıya girmediğin için pek bilemiyorum kızım,ama şimdilik platonik safhada ve pek masum gibi görünse de, bu tür ilişkilerin zaman içinde rengi değişecektir. Bu da senin için pek de hayırlı olmayabilir. Ne diyeyim! |