20/04/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
20.04.2005
Özdemir İNCE
Türkiye'nin işi zor
  
oince@hurriyet.com.tr
 

Avrupa Birliği ile müzakerelerin başlama tarihi yaklaştıkça hükümetin giderek sıkışacağını tahmin etmek hiç de güç değil.

Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesi, daha doğrusu AB normlarına uygun yasaların çıkartılması konusunda  hükümetin pek zorlanmayacağını düşünüyorum. Çünkü hükümet mecliste gereken oy çoğunluğuna sahip olduğu gibi büyük ölçüde de CHP muhalefetinin desteği de eksik değil.

İç mevzuatın AB mevzuatına uyarlanmasına ilişkin tarama çalışmaları da büyük güçlük çıkarmaz. Çalışmanın amacı ve yöntemi belli, Türkiye iç mevzuatının AB mevzuatıyla çeliştiği noktalar saptayacak ve  gerekli değişikleri yapacak. Bu konuda herhangi bir müzakere söz konusu değil.

Asıl zorluk değişen yasaların ve tümüyle mevzuatın uygulanmasında toplanıyor. Önce polis ve adalet sisteminin bu değişikleri  özümseyip eksiksiz uygulaması gerekiyor. Bu hiç de kolay değil. Polis örgütünün  zihniyeti değişecek, alışkanlıkları değişecek.

Valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, devlet ve yerel yönetim bürokrasileri büyük bir zihniyet ve uygulama devrimi geçirecekler. Bu son derece zor ve sancılı bir işlem. Özellikle yaşını başını almış görevliler için.

Yargıçların, savcıların, avukatların ezbere bildikleri yasaları unutup yeni yasaları öğrenmeleri gerekiyor. Bu, binlerce sayfa tutan yasaların unutulması, binlerce sayfalık yeni yasaların öğrenilmesini anlamına geliyor.

Sadece devletin ve bürokrasinin değil halkın da devrim düzeyinde zihniyet değişimi gerekiyor.

***

Son günlerde yaşadığımız olaylar bu zorlukların boyutlarının nelere vardığını gösteriyor. Örneğin, Mersin’deki Türk bayrağını yakma girişimini ele alalım. İç ya da dış kışkırtmaların bu olayda etkin olduğu var sayımını bir yana bırakalım. Bu kışkırtma vardır ya da yoktur. Bunu bulmak polisin, değerlendirmek de yargının işi.

Böyle bir durumda halkın bir bölümünün olaylardan etkilenip tepki göstermesi yasaların verdiği bir haktır ve yasal sınırlar içinde bu hak kullanılabilir. Ama tepki gösterenlerin hedef gördüğü kimseleri bizzat cezalandırmak gibi bir hakları yoktur.

Trabzon’daki olaylar ne mutlu ki linçle sonuçlanmamıştır, ama polis müdahale etmekte gecikseydi belki saldırılar linçle sonuçlanabilirdi. İster milliyetçilik olsun, ister yurtseverlik olsun, hiçbir duygu ve inanç vatandaşların bir bölümünün devletin yerine geçmesine izin vermez.

Bu gibi olaylarda polis tarafsız davranmayı ilke edinecek. 1970’lerde ve 80’lerde olduğu gibi bir tarafın yanında olduğu izlenimi vermeyecek.

***

Orhan Pamuk, Ermeni ve PKK olaylarıyla ilgili olarak kamu oyunu rencide edecek davranışlarda bulundu. Basın, aydınlar ve yazarlar tarafından eleştirildi. Ama iş o noktada kalmadı. Birtakım insanlar milliyetçilik adına yazarı tehdit ettiler. Ve bir kaymakam yazarın kitaplarını toplatmaya ve yok etmeye kalkıştı. Hükümetin yapması gereken ilk iş kaymakamı açığa almaktı ama böyle bir gereksinim hissetmedi.

***

Kaymakamın bize yaşattığı trajediyi bir traji-komik olay izledi: İzmir’in Aliağa ilçesinde bir iç giyim mağazası vitrinin üzerine mayolu bir kadın afişi asmış. Bundan gocunan ve kocaları ile oğullarının bu afişe bakarak baştan ve yoldan çıkacağına inanan AKP’li kadınlar mağazaya giderek  afişin indirilmesini istemişler. Kadınların başında da AKP İlçe başkanının karısı varmış...

AKP ilçe başkanı olayı kabul ediyor. Yapılan işi ilkokul mezunu karısının cahilliğine bağlıyor. Eşinin, komşuların  etkisinde kaldığını ama yapılan işin AKP partisini bağlamayacağını söylüyor. Bu arada “ucuz reklam peşindeler” dediği firma yetkililerini de suçluyor. AKP’nin bu olaya da mutlaka müdahale etmesi gerekiyor.

Bugün mağazaya gidip afişin indirilmesini isteyenler daha uygun ortamda afişi bizzat indirip mağazayı yerle bir edip sahiplerine zarar verebilirler.

***

Ankara’nın Yenimahalle ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü öğrencilerin tiyatroya götürülmesini yasaklıyor. Olayın basın tarafından öğrenilmesi üzerine, kaymakamlık olayın bir yanlış anlamadan kaynaklandığını ileri sürerek emri geri aldırıyor.

Türkiye’nin dikkati dış baskılara, dış ilişkilere ve özellikle Avrupa Birliği’ne yoğunlaşmışken AKP kadroları Cumhuriyet ilkelerine saldırı denemeleri yapıyorlar. Bunların sistematik girişimler olmadığını söylemek mümkün değil.


Özdemir İNCE
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  İster gülün...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Conrad Oteli'ndeki sohbet
 
    Bekir COŞKUN
  Halkımız niye kızgın...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  ‘Devletin bazı unsurları hukuk tanımaz!’
 
    Doğan HIZLAN
  Eğer 14 trilyon bulunursa Ankara’daki müze tamamlanacak
 
    Ege CANSEN
  Dalga geçme devam ediyor
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Atatürk’ün bildirisi
 
    Ercan KUMCU
  Piyasa likit kalmak istiyor
 
    Fatih ALTAYLI
  Türel: Çalma, çaldırma; para var
 
    Hadi ULUENGİN
  Kritik referandum
 
    Tufan TÜRENÇ
  Güvendikleri dağlara karlar yağmaya başladı
 
    Yalçın BAYER
  Taksim gazetesiz
 
    Yalçın DOĞAN
  Cemal üzerinden Kemal kurtulur mu
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Korkut GÖZE
  Can Bartu da kaleye geçti
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  "Müzakereler 3 Ekim'de başlıyor"
 
    Erman TOROĞLU
  Çölde vaha gibi
 
    Doğan Hakyemez
  100 bin dolar için
 
    Şükrü KIZILOT
  Bütçenin üç aylık karnesi iyi
 
    Ahmet HAKAN
  Harleyci danışman
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com